Almanya’da yapılan yeni bir araştırma, genç kuşakların depresyonla mücadelede giderek daha fazla yapay zekaya başvurduğunu ortaya koydu. Depresyon Yardımı ve İntiharı Engelleme Vakfı’nın çalışmasına göre, 16-39 yaş grubundaki birçok kişi, hastalığıyla ilgili duygularını sohbet robotlarıyla paylaşmayı tercih ediyor.
Araştırmaya katılan yaklaşık 2 bin 500 gencin yüzde 35’i, depresyon sürecinde chatbotlarla konuştuğunu belirtti. Her 10 hastadan biri ise bu görüşmelerin kısa bir bilgi alışverişinden öteye geçtiğini, yapay zekayla uzun ve derin sohbetler yaptığını ifade etti.
Gençlerin yapay zekaya yönelmesinde birkaç neden öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 56’sı, temel ihtiyacının sadece derdini anlatmak olduğunu söyledi. Yüzde 46’sı hastalığını daha iyi yönetmek istediğini, yüzde 41’i ise yapay zekadan cesaret ve destek aldığını aktardı. Birçok kişi de terapi seçenekleri hakkında ilk bilgiyi bu dijital araçlardan edindiğini belirtti.
Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, kullanıcıların yapay zekayı nasıl algıladığı oldu. Katılımcıların yüzde 92’si sohbet robotlarını “anlayışlı”, yüzde 89’u ise “saygılı” buldu. Her üç kişiden ikisi, bu konuşmaların ardından kendisini daha güçlü hissettiğini ve bir tür yakınlık duygusu yaşadığını söyledi.
Ancak tablo yalnızca olumlu değil. Bazı kullanıcılar, bir yazılımla konuşmanın kendilerinde boşluk ve bunaltı hissi oluşturduğunu dile getirdi. “Programlanmış anlayış” duygusunun samimiyetsiz geldiğini belirtenler de oldu.
En çarpıcı bulgu ise ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Araştırmaya göre yapay zeka kullananların yüzde 53’ü, bu konuşmaların ardından kendine zarar verme ya da intihar düşüncelerinin arttığını bildirdi.
Vakıf yetkilileri, yapay zekanın destekleyici bir araç gibi görülebileceğini ancak hiçbir şekilde doktorun, psikiyatristin ya da terapistin yerini alamayacağını vurguladı. Uzmanlara göre özellikle ağır depresyon süreçlerinde yanlış yönlendirme, geciken tedavi ya da duygusal boşluk, hastalar için daha tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
