Fransa’da bilim insanları, 2 bin derecenin üzerindeki sıcaklık ve Dünya atmosfer basıncının 2,3 milyon katına ulaşan basınç altında yeni bir buz yapısı gözlemledi. Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde suyun, daha önce teorik olarak öngörülen ancak kanıtlanamayan “sıkı paketlenmiş altıgen” süperiyonik buz yapısına dönüştüğü saptandı.
Suya 2,3 Milyon Atmosferlik Basınç Uygulandı
Fransa Alternatif Enerjiler ve Atom Enerjisi Komisyonu’ndan Dr. Alexis Forestier liderliğindeki araştırma ekibi, su örneklerini elmas uçlar arasına sıkıştırarak deney gerçekleştirdi.
Su örnekleri 230 gigapaskala, yani Dünya atmosfer basıncının yaklaşık 2,3 milyon katına kadar basınca maruz bırakıldı. Araştırmacılar aynı zamanda örnekleri lazer kullanarak 2 bin 357 dereceye, diğer bir ifadeyle 2 bin 630 Kelvin sıcaklığa kadar ısıttı.
Yeni Süperiyonik Buz Yapısı Gözlemlendi
Deney sırasında aşırı basınç altında bulunan su, yüksek sıcaklığa rağmen buharlaşamadı. Araştırmacılar, bu koşullar altında suyun teorik olarak varlığı bilinen ancak bugüne kadar kanıtlanamayan “sıkı paketlenmiş altıgen” süperiyonik buz yapısına dönüştüğünü belirledi.
Süperiyonik buzun alışılmış katı ve sıvı maddelerden farklı özellikler gösterdiği belirtildi.
Bu yapıda oksijen atomlarının katı bir kafes içerisinde sabit kaldığı, hidrojen parçacıklarının ise sıvılardaki gibi serbest şekilde hareket ettiği aktarıldı. Bu nedenle maddenin söz konusu evrede ne tamamen katı ne de tamamen sıvı gibi davrandığı ifade edildi.
Uranüs ve Neptün’ün Yapısını Açıklayabilir
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların Güneş Sistemi’ndeki bazı gezegenlere ilişkin modeller açısından önem taşıdığını bildirdi.
Yeni gözlemlenen süperiyonik buz yapısının Uranüs ve Neptün gibi buz devi gezegenlerin çekirdeklerinde bulunabileceği değerlendiriliyor.
Bilim insanları, bu yapının Uranüs ve Neptün’de gözlemlenen karmaşık ve asimetrik manyetik alanların nasıl oluştuğunun açıklanmasına yardımcı olabileceğini ifade etti.
Araştırmanın bulgularının, Güneş Sistemi’ndeki buz devi gezegenlerin iç yapısına ilişkin mevcut modellerin değiştirilmesine katkı sağlayabileceği belirtildi.
