Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da "Birlikte Gelişmek: Sorumluluklar, Eylemler ve Çözümler" temasıyla gerçekleştirilen “TRT World Forum 2023” programına katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen “TRT World Forum 2023”, “Birlikte Gelişmek: Sorumluluklar, Eylemler ve Çözümler” temasıyla 7’nci kez dünyanın dört bir yanından akademisyenler, gazeteciler, politikacılar ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı programın açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail, Gazze'de kadın ve çocukları değil, çok zor şartlarda görevini yapmaya çalışan basın mensuplarını öldürmüş ve öldürmeye devam ediyor. Uluslararası basın kuruluşlarının bu tabloyu kabullenmesi her gün bir gazeteci katlediliyor ancak bize yıllardır basın özgürlüğünden dem vuran kurumların hiçbirinin gıkı bile çıkmıyor. İnsan onurunu yerle yeksan eden bu vicdansızlığı biz reddediyoruz." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamalarda bulundu;

''Gazze'deki katliam başta olmak üzere küresel ölçekte son derece sancılı bir dönemden geçiyoruz. Rusya-Ukrayna savaşı geri plana düşmüş olsa da tüm yakıcılığıyla devam ediyor. Barış planının değeri gün geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. O dönem ateşi körükleyenlerin, bölgemizle birlikte tüm dünyaya nasıl bir kötülük yaptıkları artık net görülüyor. Uluslararası kuruluşların sorun çözme kabiliyetlerinin olmadığını bugün daha iyi anlıyoruz. Temennimiz, bizim kendimizi paralayarak dile getirdiğimiz hakikatin tüm taraflarca idrak edilmesidir. Türkiye daha fazla kan akmaması, yıkım yaşanmaması için elini taşın altına koymaya hazırdır. Gerçekten de barışa, özellikle adil bir barışa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz günler yaşıyoruz.

Komşularımızı içine düştükleri kaybet-kaybet denkleminden çıkarmayı komşuluk hukukumuzun gereği görüyoruz. Bölgemiz barış ve istikrar iklimine inşallah yeniden kavuşacaktır. Kalemini ve ekranını küresel güçlere kiralamayan özgür basın demokrasiler açısından yeri doldurulamaz bir ihtiyaçtır. Güdümlü basın ise halkın haber alma hakkı yanında, demokrasi için de açık bir tehdit oluşturur. Ülke olarak 70 yılı aşan çok partili demokrasi mücadelemizde bu hakikati tüm boyutlarıyla pek çok kez tecrübe ettik. Manşetlerini vesayetçilerin attığı güdümlü medya düzeni, bilhassa 2002 öncesinde Türkiye'nin acı bir gerçeğiydi. Bu zor dönemlerde her türlü tehdide rağmen milli iradenin yanında duran cesur basın kuruluşları ve medya mensupları da vardı. Biz de bu cesur kalemleri daima şükranlar yadediyoruz, yadedeceğiz.

"Bugünlere manşetlerle çarpışa çarpışa geldik"

Türk demokrasisi ne zaman riske girse hemen vesayetçilerin tetikçiliğine soyunan postallı medya mensuplarını da asla unutmayacağız. Kalemini, köşesini, ekranını güç odaklarının emrine verenlerin saldırılarına İBB Başkanlığımızdan itibaren biz de defalarca maruz kaldık. "Muhtar bile olamaz" manşetinden, "411 el kaosa kalktı" provokasyonuna kadar nice medya operasyonunun hedefi haline getirildik. Bugünlere manşetlerle çarpışa çarpışa geldik.

Ahmet Davutoğlu'ndan flaş açıklamalar: Devlet içinde ciddi bir tehlikenin var olduğunu görüyorum Ahmet Davutoğlu'ndan flaş açıklamalar: Devlet içinde ciddi bir tehlikenin var olduğunu görüyorum

Gazze'deki katliamlar bize adaletli ve vicdanlı basının da önemini anlatmıştır. İsrail Gazze'de sadece kadın ve çocukları değil, basın mensuplarını öldürmüş ve öldürmeye devam ediyor. İsrail saldırılarında hayatını kaybeden gazeteci sayısı 70'den fazladır. Uluslararası basın kuruluşlarının bu tabloyu kabullenmesi daha vahimidir. Her gün bir gazeteci katlediliyor ancak bize basın özgürlüğünden dem vuran kurumların hiçbirinin gıkı dahi çıkmıyor. Aslolan mazlum ve mağdurların feryatlarını bugün duyurabilmektir.

TRT'mizi AA'mızı ve diğer basın kuruluşlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum. İsrail'in yalanlarla örülü propaganda makinesine karşı yürütülen dezenformasyonla mücadele çabalarını takdirle karşılıyorum. AA'dan şehidimiz var. Şurada gazi, yaralı kameramız var. Bir kameramız gider bin kameramız gelir. Bütün mesele yalanları aydınlığa çıkarmak ve tüm insanlığa bunları duyurmaktır. Gazzelilerin direniş azmini kıramayan İsrail, medyadaki propaganda savaşını da kaybetmektedir.

"Netanyahu ve onun yardakçıları da yargılanacak"

Bunlar suçludur, teröristtir ve Lahey Adalet Divanı'nda kesinlikle yargılanacaklardır. Biz bu işin takipçisiyiz. Miloseviç nasıl yargılandıysa inanıyorum ki Netanyahu ve onun yardakçıları da aynı şekilde yargılanacak ve mahkum olacaklardır.

Güdümlü basın demokrasi için açık bir tehdit oluşturur. 70 yılı aşan çok partili demokrasi mücadelemizde bu hakikati tüm boyutlarıyla pek çok kez tecrübe ettik. Demokrasiye sahip çıkmak yerine, darbeye alkış tutan bir medya yapısıyla karşı karşıyaydık. Manşetlerini vesayetçilerin attığı güdümlü medya 2002 öncesinde Türkiye'nin acı bir gerçeğiydi. Milli iradenin yanında duran cesur basın kuruluşları ve medya mensupları da vardı. Sayıları kısıtlı olmakla birlikte bu gazeteciler isimlerini demokrasi tarihimize altın harflerle yazdırmışlardır.

Türk demokrasisi ne zaman riske girse tetikçiliğe soyunan postallı medya mensuplarını da asla unutmayacağız. Esasen kalemini, köşesini güç odaklarına verenlerin saldırılarına İBB başkanlığımdan itibaren maruz kaldık. Muhtar bile olamaz manşetinden 411 el kaosa kalktı provokasyonuna kadar nice medya operasyonunun hedefi haline getirildik, bunların hiçbirine boyun eğmedik. Gerektiğinde ağır bedeller ödemeyi göze alarak hakiki demokrasiyi tesis ettik. Objektif kriterlere göre değerlendirme yapıldığında herkesin kabul ettiği gerçek ekonomi, demokrasi, basınıyla gerçekleştirdiği sessiz devrimleriyle 21 yıl öncesine nazaran çok daha ileri noktadadır.''
 

Editör: Nehir Durdağı