Rum ve Yunan basınında, Tel Aviv’in Gazze ve İran’a saldırılarının ardından GKRY’ye yerleşen İsrailliler konusu gündem olmaya devam ediyor.
Yunanistan merkezli, GKRY’de de yayımlanan Kathimerini gazetesinde çıkan “İsrail varlığının giderek artan etkisi” başlıklı makalede, İsraillilerin GKRY’ye yerleşimlerinin kalıcı olabileceğine işaret edilerek hükümetin İsraillilere yönelik ayrıcalıklı politikaları eleştirildi.
Hükümetin, izinsiz inşaatlar, okul ve ibadet yerleri konusunda İsraillilere ayrıcalık tanıdığı üç ayrı örnekle anlatılan makalede, bu durumun yönetimin eşit muamele sağlama sorumluluğu ile “usulsüzlükler” ve “ayrıcalıklı muamele”nin çok ötesine geçen bir tartışma olduğu vurgulandı.
KALICI YERLEŞİM İZLENİMİ GÜÇLENİYOR
Thanasis Photiou tarafından kaleme alınan makalede, GKRY’deki İsraillilerin ihtiyaçlarına yönelik okullar, ibadet yerleri, işletmeler ve altyapıların kurulmasının Kıbrıs Rum toplumunda İsrail varlığının artık yalnızca yatırım veya turizm değil, “yerleşim ve daha büyük kalıcılık” niteliği kazandığı izlenimini güçlendirdiği belirtilerek sürecin böyle devam etmesi halinde toplumdaki İsrail ile iyi ilişkiler kabulünün zarar göreceği savunuldu.
Makalede, GKRY’deki arazilerin hızla İsrail’in eline geçtiğinin altı çizilerek “Ne kadar toprak el değiştiriyor? Hangi kritik bölgeler satılıyor?” sorularının hem medya hem de kamuoyunun gündeminde olduğu belirtildi.
KAMUOYUNDA ELEŞTİRİLER ARTIYOR
GKRY’de giderek artan İsrail etkisinden bazı Rumların rahatsızlık duyduğunun ifade edildiği makalede, “Kıbrıs’ın (GKRY) İsrail ile ilişkisi ve büyük tuzak. Kamuoyunda ‘İsrail sızması’ ve hatta ‘yumuşak sömürgeleştirme’ eleştirileri artıyor. İsrail’in Kıbrıs’taki varlığının son yıllarda belirgin şekilde arttığı bir gerçektir. Bununla birlikte, eskiden sadece bazı kesimler tarafından dile getirilen endişeler daha geniş bir alana yayılmıştır.” değerlendirmelerine yer verildi
Makalede, İsrailli yatırımcıların GKRY ekonomisine katkılarının göz ardı edilemeyeceğine de değinilerek şunlar kaydedildi:
“Kıbrıs’ın (GKRY) yabancı sermayeye, işletmelere, uzmanlığa ve burada yerleşip ekonomik faaliyet yaratmaya istekli insanlara ihtiyacı var ancak açık bir ekonomi, savunmasız bir devlet anlamına gelmez. İş dostu bir ortam, yetkililerin karşısına çıkan yatırımcının büyüklüğüne veya kökenine göre değişen esnek kurallar anlamına da gelmez. Eğer toplum, Lefkoşa ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin stratejik öneminin hoşgörü, istisnalar ve ‘her şey mübah’ yaklaşımı anlamına geldiğine inanmaya başlarsa, (ilişkilere) zararı iki kat olacaktır.”
