Yemen'de son günlerde ateşkesin sona ermesiyle birlikte çatışmalar yeniden alevlendi. İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan'ın desteğini alan Yemen Başkanlık Konseyi'ne bağlı güçler arasındaki çatışmalar, ülkenin çeşitli bölgelerine yayılarak büyük bir insan hareketliliğine yol açtı. İngiliz Parlamentosu Avam Kamarası Kütüphanesi, 2026 yılı itibarıyla çatışmaların yoğunlaştığını ve 2022'deki ateşkese kadar giden dört yıllık duraksamadan sonra bu kadar yüksek şiddette bir gerilimin görüldüğünü vurguladı. Eylül ayının başından bu yana, yaklaşık 82 bin insan çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş durumda.
HUSİLERİN SANA'YA YAKIN SALDIRILARI
Husilerin son dönemdeki saldırıları, başkent Sana çevresinde de yoğunlaşmış durumda. Sana Havalimanı çevresinde Husilere ait hedeflerin bombalandığı bilgisi alınırken, bu bölgedeki patlamalar gece saatlerinde büyük sesler çıkararak sivillerin paniğe kapılmasına neden oldu. Görüntülerde, patlamaların alevler saçtığı ve yoğun dumanın yükseldiği anlar yer almakta. Patlamaların ardından çevredeki halkın hızlıca bölgelerden uzaklaştığı da dikkat çekiyor. Ancak bu saldırıların yol açtığı can kaybı ve maddi zararlar konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Güvenlik yetkilileri, bölgedeki durumu yakından izlemeye devam ediyor.
MUHA LİMANI'NDA STRATEJİK KAZANIMLAR
Husilerin ilerlemesi, özellikle Kızıldeniz kıyısında önemli bir stratejik liman olan Muha'nın kontrolünü ele geçirmesiyle hız kazandı. Bu durum, Husilerin Kızıldeniz'deki bazı adaları, Babülmendep Boğazı çevresindeki deniz yollarını kontrol etme yeteneklerini de artırdı. Muha'nın kaybı, Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri için dikkat çekici bir gerileme olarak nitelendiriliyor. Bu noktada, dünya ticaretinde büyük bir öneme sahip olan Babülmendep Boğazı'nın güvenliği de tehlikeye girmiş oldu. Husilerin bu noktadaki kontrolü, bölgedeki deniz ticaret yollarının dinamiklerini tamamen değiştirme potansiyeline sahip.
SUUDİ ARABİSTAN'DAN KARŞI ATAK
Husilerin elde ettiği kazanımların ardından, Yemen hükümeti kontrolü kaybettiği bölgeleri geri almak amacıyla geniş çapta karşı saldırılar organize etmeye başladı. Özellikle Taiz, El Cevf, El Beyda ve Hudeyde çevresinde yoğun çatışmalar yaşanmaktadır. Hükümet güçleri, daha önce Husilere yönelik düzenledikleri roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını artırarak başkent Sana'yı yeniden ele geçirme hedefini sürdürmeye çalışıyor. Bu çatışmalar, Yemen'de iç savaşı daha da derinleştirirken bölgedeki insani durumun boyutlarını genişletmekte ve bölge halkını hayatlarından endişe etmeye itmektedir.
Husilerin Suudi Arabistan topraklarına yönelik saldırıları son zamanlarda artış gösterdi. Özellikle Suudi Arabistan'ın Şarura bölgesindeki bir askeri üs, Husilerin füzeleri ve insansız hava araçları (İHA) ile hedef alındığına dair açıklamalarda bulunuldu. Bu durum, Yemen'deki çatışmaların daha da karmaşık bir hale gelmesine neden oldu.
Suudi Arabistan'ın Karşı Taktikleri
Husilerin gerçekleştirdiği saldırıların ardından Suudi Arabistan, Yemen'deki Husi hedeflerine karşı hava saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi güçleri, 48 saat içinde Husi kontrolündeki bölgelere tam 129 hava saldırısı düzenlediğini iddia ediyor. Ancak bu iddiaların bağımsız kaynaklarca doğrulanmamış olması, bölgedeki durumun ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Husi liderleri ise, Suudi saldırılarını yanıtlayarak kendilerini koruma hakkına sahip olduklarını savunuyor. Suudi Arabistan’ın özellikle enerji altyapılarına yönelik bu tür saldırılar, uluslararası ilişkileri de etkileyebilir. Enerji fiyatları üzerindeki olası etkiler, dünya genelindeki ekonomi üzerinde de etki yaratabilir. Bu nedenlerden dolayı, Suudi Arabistan'ın Husi saldırılarına karşı sert tepkiler vermesi bekleniyor.
Kızıldeniz Üzerindeki Riskler
Yemen'deki çatışmalar sadece iç meseleleri etkilemekle kalmıyor; aynı zamanda uluslararası deniz yollarını da tehdit ediyor. Husilerin, Muha ve Babülmendep çevresindeki ilerleyişi, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan geçiş yollarında güvenlik kaygılarını artırmış durumda. Bu bölge boyunca ticari nakliyat faaliyetlerinin sekteye uğrayabileceği endişeleri bulunuyor. Eğer çatışmalar devam ederse, Babülmendep üzerinden yapılan petrol ve diğer ticari yük taşımacılığı zarar görebilir. Bu durum, sadece yerel ekonomiyi değil, küresel enerji pazarını da olumsuz yönde etkileyebilir. Uluslararası deniz gücü, bu tehditlere karşı önlem almak zorunda kalabilir ve bu da bölgedeki askeri varlığın artmasına neden olabilir.
Yerinden Edilen Kişiler ve İnsan Hakları Krizi
Yemen'de şiddetin artması sivil yaşamı da derinden etkiliyor. Uluslararası basında yer alan haberlere göre, eylül ayının başından bu yana 82 bine yakın kişi çatışmalardan dolayı evlerini terk etmek zorunda kaldı. Özellikle Kızıldeniz kıyısı ve Taiz çevresinden güvenli alanlara kaçış sürmekte. Bu tür insani krizler, yetersiz sağlık hizmetleri ve temel ihtiyaçların karşılanamaması nedeniyle daha da kötüleşiyor. Yerinden edilen bu insanlara yardım eli uzatılması, uluslararası toplumun acil eyleme geçmesini gerektiriyor. Savaşın yeniden alevlenmesi, 2022’de yaşanan bir tür ara sakinlikten sonra Yemen’in karşılaştığı en ciddi askeri tırmanış olarak değerlendiriliyor. Durumun daha da kötüleşmemesi için çözüm arayışlarının hızlandırılması gerekiyor.
