Brüksel’de düzenlenen AB Liderler Zirvesi’nin gece saatlerinde tamamlanan oturumlarının ardından İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin yaptığı açıklamalar, Avrupa’nın önündeki çok katmanlı kriz başlıklarını bir kez daha gözler önüne serdi. Orta Doğu’daki gerilimden enerji güvenliğine, göç baskısından Ukrayna savaşına kadar geniş bir yelpazede konuşan Meloni, Avrupa Birliği’nin zorlu bir dönemeçten geçtiğini vurguladı. Özellikle Hürmüz Boğazı, dış sınır güvenliği ve Macaristan’ın Ukrayna’ya yönelik mali destek paketi üzerindeki vetosu konusunda verdiği mesajlar dikkat çekti.
Zirvenin Gündeminde Çoklu Kriz Başlıkları Vardı
Meloni, AB Liderler Zirvesi’nin uluslararası gündemin son derece karmaşık ve kritik bir döneminde gerçekleştirildiğini belirtti. Zirvede yalnızca tek bir başlığın değil, Avrupa’yı doğrudan etkileyen birbirine bağlı birçok konunun masaya yatırıldığını ifade etti.
İtalya Başbakanı, liderlerin Orta Doğu’daki kriz, çok taraflılık mekanizmalarında yaşanan aşınma, enerji güvenliği, düzensiz göç ve Ukrayna Savaşı’nın Avrupa üzerindeki siyasi ve ekonomik etkilerini kapsamlı biçimde değerlendirdiğini söyledi. Meloni’nin açıklamaları, AB’nin artık sadece ekonomik bir birlik değil, aynı zamanda güvenlik ve istikrar eksenli bir siyasi refleks geliştirmek zorunda olduğunu da ortaya koydu.
“Gerilimin Düşürülmesinden Yanayız”
Meloni, Avrupa Birliği ülkelerinin mevcut çatışmalara doğrudan taraf olma niyetinde olmadığını açık şekilde ifade etti. Bunun yerine diplomatik zeminin güçlendirilmesini ve gerilimi azaltacak adımların desteklenmesini savunduklarını belirtti.
“Gerilimin düşürülmesinden yanayız” diyen Meloni, Avrupa’nın askeri refleksle değil, siyasi akıl ve diplomatik dengeyle hareket etmesi gerektiğine işaret etti. Bu yaklaşım, özellikle Orta Doğu gibi hassas bir bölgede yeni cephelerin açılmaması gerektiğini düşünen çevreler açısından önemli bir mesaj olarak değerlendirildi.
Hürmüz Boğazı İçin Askeri Misyon İddialarına Net Yalanlama
Meloni, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Hollanda ve İngiltere’nin, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğine katkı sunmaya hazır olduklarına dair yapılan ortak açıklamanın ardından bazı yorumların kasıtlı biçimde çarpıtıldığını söyledi.
Bu konuda net konuşan Meloni, şu ifadeleri kullandı:
“Şunu açıkça belirtmek istiyorum: Hiç kimse Hürmüz Boğazı'ndaki ablukayı kırmak için askeri bir misyon düşünmüyor. Kendimize sorduğumuz soru şudur: Koşullar uygun olduğunda ancak makul bir şekilde çatışma sonrası aşamada taraflarla açıkça mutabakat halinde, seyrüsefer özgürlüğünü garanti altına almak ve savunmak için nasıl bir katkı sunabiliriz?”
Bu sözlerle Meloni, Avrupa’nın askeri tırmanmadan kaçınan fakat ticari ve stratejik deniz yollarının güvenliğini de göz ardı etmeyen bir çizgide durduğunu göstermiş oldu.
Göç Baskısına Karşı Dış Sınır Vurgusu
Meloni, Orta Doğu’daki olası gelişmelerin yeni bir göç baskısını tetikleyebileceğine dikkat çekerek, benzer düşüncedeki ülkelerle zirve öncesi bir araya geldiklerini aktardı. Özellikle İtalya ve Danimarka’nın ortak yaklaşım geliştirdiğini belirten Meloni, 2015 göç krizinden ders çıkarılması gerektiğini söyledi.
AB’nin dış sınırlarını daha güçlü koruması gerektiğini savunan Meloni, potansiyel bir göç krizinin büyümeden önlenmesi için bu yaklaşımın zirve sonuçlarına dahil edilmesini teklif ettiklerini ifade etti. Bu vurgu, Avrupa kamuoyunda uzun süredir tartışılan sınır güvenliği ve düzensiz göç meselesinin yeniden ön sıralara taşındığını gösterdi.
Ukrayna Desteğinde Veto Krizi
Meloni, zirvede Rusya-Ukrayna savaşı bağlamında Kiev’e desteğin bir kez daha teyit edildiğini, ancak görüşmelerin önemli bölümünün Macaristan’ın Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk kredi paketine koyduğu veto etrafında şekillendiğini söyledi.
Bazı medya organlarında çıkan, kendisinin Macaristan Başbakanı Viktor Orban’a anlayış gösterdiği yönündeki haberleri de açık dille reddeden Meloni, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirmesinde çözüm için karşılıklı esneklik çağrısı yaptı.
Meloni şu sözleri kullandı:
“Yabancı büyükelçilerle konuşmadım, bir yerlerde okuduklarımı söylemedim. Durumun çözülebileceğine inanıyorum. Ancak siyasi bir anlaşmaya ve her iki taraftan da esnekliğe ihtiyaç var. Bence bir tarafta Drujba Boru Hattının yeniden açılması, diğer tarafta ise Orban'ın 90 milyar dolarlık fonu serbest bırakması, hatta kabul etmese bile izin vermesi mümkün. Bu yüzden çağrım, her iki tarafın da esnek olması yönündedir. Sonuçta Ukrayna için bu paraya ihtiyacımız var ve bu blokajı kaldırmak istiyoruz.”
