ABD ile İsrail’in İran’la yürüttüğü savaşın üçüncü haftasına girilirken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında ortaya atılan iddialar uluslararası kamuoyunda yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Sosyal medyada dolaşıma sokulan paylaşımlarda Netanyahu’nun İran saldırıları sırasında hayatını kaybettiği ya da ağır yaralandığı öne sürülürken, İsrail yönetiminden gelen sessizlik söylentilerin daha da büyümesine neden oldu. Özellikle resmi makamların net ve doğrudan bir açıklama yapmaması, kamuoyunda “Netanyahu gerçekten nerede?” sorusunu daha yüksek sesle gündeme taşıdı.
İran ile tırmanan gerilim sürerken Netanyahu’nun sağlık durumuna ilişkin ortaya atılan iddialar yalnızca sosyal medya kullanıcıları arasında değil, uluslararası analiz hesaplarında da geniş yankı buldu. İddiaların merkezinde, İsrail Başbakanı’nın saldırılar sonrası kamuoyu önüne çıkmaması ve hakkında yürütülen söylentilere doğrudan, açık ve ikna edici bir cevap verilmemesi yer aldı.
Bu süreçte Netanyahu’nun öldüğü ya da ağır yaralandığı yönündeki paylaşımlar hızla yayılırken, İsrail hükümetinin suskun kalması şüpheleri azaltmak yerine artırdı. Kriz dönemlerinde devlet yönetimlerinin sergilediği iletişim tutumu büyük önem taşırken, Tel Aviv yönetiminin bu konuda zayıf bir görüntü vermesi dikkat çekti.
İddiaların ardından Netanyahu’nun resmi sosyal medya hesabından bir video yayımlandı. Söz konusu görüntülerde Netanyahu’nun bir kafede oturduğu, sakin bir şekilde vakit geçirdiği ve çevresinde korumalarının bulunduğu görüldü. Ancak paylaşımın amacı kamuoyunu rahatlatmak olsa da video iddiaları bastırmak yerine çok daha büyük bir tartışmanın önünü açtı.
Çünkü görüntülerin yayımlanmasının hemen ardından sosyal medya kullanıcıları videodaki ayrıntıları incelemeye başladı. Bazı analiz hesapları, videonun çekildiği öne sürülen mekânın Netanyahu’nun daha önce ziyaret ettiği Sataf Cafe ile büyük benzerlik taşıdığını ileri sürdü. Aynı mekânın Netanyahu tarafından koronavirüs döneminde de ziyaret edildiğinin hatırlatılması, görüntülerin yeni değil eski olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Görüntüler üzerindeki tartışma kısa sürede daha farklı bir boyuta taşındı. Bazı sosyal medya kullanıcıları ve analiz hesapları, videonun yapay zekâ teknolojisi kullanılarak üretilmiş olabileceğini savundu. Özellikle Netanyahu’nun yüz mimiklerinin doğallıktan uzak olduğu, arka plandaki bazı detayların ise yapay üretim hissi verdiği öne sürüldü.
Videoda dikkat çeken bir başka ayrıntı da Netanyahu’nun kahve içerken dudaklarında beliren kahverengi izler oldu. Görüntüde bir karede belirgin şekilde görülen izin, hemen sonraki karelerde kaybolduğu iddia edildi. Bu tür geçiş hataları, yapay zekâ ile oluşturulan ya da yoğun dijital müdahale içeren videolarda sıkça tartışılan işaretler arasında gösteriliyor.
İsrail hükümeti ve Netanyahu’nun ofisi ise söz konusu videonun gerçekliği hakkında henüz ayrıntılı ve tatmin edici bir açıklama yapmış değil. Bu durum, kamuoyundaki kuşkuları azaltmak yerine daha da büyütüyor.
İddiaları güçlendiren unsurlardan biri de popüler bir yapay zekâ tespit uygulamasından geldiği belirtilen analiz sonucu oldu. Buna göre, Netanyahu’nun hesabından paylaşılan videonun yüzde 96,9 oranında yapay zekâ ile oluşturulmuş olabileceği ileri sürüldü. Bu oran sosyal medyada büyük yankı uyandırırken, videonun gerçekliğine ilişkin tartışmalar bir anda uluslararası gündemin üst sıralarına taşındı.
Elbette bu tür uygulamaların kesin hüküm vermediği, yalnızca olasılık sunduğu biliniyor. Buna rağmen mevcut savaş ortamında, liderlere ilişkin görüntülerin doğruluğu artık yalnızca teknik bir mesele değil; doğrudan güvenlik, diplomasi ve kamuoyu yönetimi açısından da kritik önem taşıyor.
