Akdeniz kıyılarında özellikle yaz aylarında yoğunlaşan plastik ve mikroplastik kirliliği turizm sektöründe endişeye neden oldu. Mersin'den Marmaris'e uzanan kıyı şeridinde görülen plastik atıklarla ilgili Alanya'da gerçekleştirilen bilimsel araştırma, kirliliğin kaynağına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Alanya Belediyesi tarafından kamuoyuyla paylaşılan "Akdeniz Kıyılarındaki Plastik Kirliliğine İlişkin Bilimsel Araştırma Raporu"na göre, Alanya kıyılarında görülen yoğun mikroplastik kirliliğinin temel kaynağını yerel unsurlar oluşturmuyor. Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi Sabancı Üniversitesi araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu tarafından yürütülen saha çalışmalarında, plastik atık ithalatı, Adana ve Mersin'deki geri dönüşüm tesisleri ve olağanüstü yağışların oluşturduğu taşınım öne çıktı.
Plastik atıklar Akdeniz akıntılarıyla taşındı
Araştırmaya göre Adana ve Mersin çevresindeki plastik geri dönüşüm faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel yük, yağışlarla birlikte nehirlere ve ardından Akdeniz'e ulaştı. Denize taşınan mikroplastiklerin Akdeniz akıntılarının etkisiyle haftalar süren yolculuğun ardından özellikle haziran ve temmuz aylarında Alanya kıyılarında yoğunlaştığı belirtildi. Konaklı kıyılarının ise deniz akıntılarının etkisi nedeniyle mikroplastiklerin doğal olarak biriktiği önemli alanlardan biri olduğu tespit edildi.
Plastik atık ithalatında rekor seviye
Raporda Nisan 2026'da Türkiye'ye aylık 70 bin tonun üzerinde plastik atık ithal edildiği ve bunun son 10 yılın en yüksek seviyesi olduğu belirtildi. Türkiye'ye gelen plastik atıkların yaklaşık yüzde 60'ının Adana ve Mersin'deki geri dönüşüm tesislerine yönlendirildiği ifade edildi. Ülkenin yıllık resmi geri kazanım kapasitesinin yaklaşık 1 milyon 125 bin ton olmasına karşın yerli ve ithal plastik atık miktarının 4 milyon tonu geçtiğine dikkat çekildi. Raporda geri dönüşüm tesislerinde meydana gelen yangın sayısının da 2017'de yılda 6 iken 2025'te 150'ye yükseldiği bilgisi paylaşıldı.
Dim Çayı ana kaynak olarak görülmedi
Araştırmada kamuoyunda kirliliğin kaynağı olarak gösterilen Dim Çayı da incelendi. Yapılan ölçümlerde Dim Çayı önündeki istasyonda bölgenin en düşük mikroplastik yoğunluğunun tespit edildiği açıklandı. Havzasında plastik geri dönüşüm tesisi bulunmayan Dim Çayı'nın kirletici olmaktan ziyade denizdeki mikroplastik yoğunluğunu seyrelten temiz su girdisi oluşturduğu belirtildi.
Arıtma tesisleri de ana kaynak değil
Alanya ve Konaklı Atıksu Arıtma Tesislerinde gerçekleştirilen incelemelerde de dikkat çekici sonuçlara ulaşıldı. Konaklı Arıtma Tesisi çıkışında yalnızca bir mikroplastik partikülü tespit edilirken Alanya Atıksu Arıtma Tesisi çıkışında mikroplastiğe rastlanmadığı bildirildi. Bu veriler doğrultusunda kıyılardaki yoğun endüstriyel mikroplastik kirliliğinin yerel evsel atık su sistemlerinden kaynaklanmadığı değerlendirildi.
Gemiler kirliliğin temel nedeni değil
Raporda kruvaziyer ve yük gemilerinin atıklarını denize bıraktığı yönündeki iddialar da değerlendirildi. Uzun yol gemilerinde uluslararası denetim ve atık kontrol sistemlerinin bulunduğuna dikkat çekilirken gezi tekneleri ve diğer küçük teknelerin tek kullanımlık plastiklerle mevcut kirliliğe katkıda bulunabileceği ancak yoğun mikroplastik yükünün temel kaynağı olmadığı belirtildi.
Tarihi yağışların etkisi ortaya çıktı
Araştırmaya göre 2025-2026 su yılında yağışlar normal seviyenin yüzde 45, 2026 ilkbaharında ise yüzde 86 üzerine çıktı. Seyhan ve Ceyhan havzalarında meydana gelen taşkınların geçmişte çevreye bırakılan mikroplastikleri nehirlere taşıdığı, aynı zamanda bazı tesislerdeki kaçak deşarjların etkisini artırdığı değerlendirildi. Adana'daki sulama kanallarında gerçekleştirilen ölçümlerde tesis deşarjlarının ardından mikroplastik yoğunluğunun 132 kat arttığı bildirildi. Yalnızca üç kanaldan saatte yaklaşık 5,3 milyar mikroplastik partikülünün nehirlere taşındığı hesaplandı.
Sera plastikleri de kirliliğe katkı sağlıyor
Çalışmada geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan plastiklerin yanı sıra sera örtülerine ait şeffaf plastik parçalarının da yoğun şekilde bulunduğu belirtildi. Çukurova, Anamur ve Gazipaşa çevresindeki tarımsal plastik geri dönüşüm faaliyetlerinin bölgesel kirliliğe katkı sağladığı değerlendirildi. Bu tesislerin Alanya'nın doğusunda bulunmasının, baskın deniz akıntılarıyla taşınan kirliliğe ek yük oluşturduğu ifade edildi.
Konaklı'da yaklaşık 7,9 milyon partikül ölçüldü
Alanya kıyılarındaki farklı noktalarda yapılan ölçümler, kirliliğin bölgelere göre ciddi farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Dim Çayı önündeki istasyonda kilometrekare başına 1 milyon 15 bin 137 mikroplastik partikülü tespit edilirken, plastik geri dönüşüm tesisleri kaynaklı olduğu değerlendirilen partiküllerin oranı yüzde 59 olarak hesaplandı. Konaklı kıyılarındaki istasyonda ise kilometrekare başına 7 milyon 901 bin 368 mikroplastik partikülü belirlendi. Bu noktadaki partiküllerin yüzde 89'unun plastik geri dönüşüm tesisleriyle bağlantılı olduğu değerlendirildi.
Kirliliğin bu yıl yoğunlaşmasının nedeni açıklandı
Bilimsel modellemelere göre denize ulaşan mikroplastiklerin Doğu Akdeniz'de kıyıya ulaşması kış aylarında ortalama 51 gün, yaz aylarında ise 33 gün sürüyor. Araştırmacılar, kış ve ilkbahardaki taşkınlarla Seyhan ve Ceyhan havzalarından denize ulaşan mikroplastiklerin haftalar süren yolculuğun ardından haziran ve temmuz aylarında Alanya kıyılarında yoğunlaşmasının bilimsel verilerle uyumlu olduğunu belirtti.
Akdeniz için eylem planı çağrısı
Raporda kirliliğin azaltılması amacıyla bir dizi önlem önerildi. Gazipaşa ve Anamur'daki sera örtüsü geri dönüşüm tesislerinin daha sıkı denetlenmesi, gezi tekneleri ile plaj işletmelerinde tek kullanımlık plastiklerin kademeli olarak kaldırılması ve Damlataş gibi akıntıların doğal birikim noktalarında erken uyarı ve izleme sistemlerinin kurulması öneriler arasında yer aldı. Araştırmada 2026'daki yoğun kirliliğin rekor seviyedeki plastik atık ithalatı, tarihi yağışların yol açtığı taşkınlar ve geri dönüşüm tesislerinden kaynaklanan kaçak deşarjların aynı dönemde birleşmesiyle ortaya çıktığı değerlendirildi.
"Acil durum ilan edilmeli"
Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, Akdeniz'deki mikroplastik kirliliğinin ciddi bir çevre sorununa dönüştüğünü belirterek özellikle Adana ve Mersin bölgesindeki 140'tan fazla geri dönüşüm tesisinin etkin biçimde denetlenmesi gerektiğini söyledi. Gündoğdu, tesislere filtre sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi, yasa dışı uygulamaların engellenmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin hızla uygulanması gerektiğini ifade etti. Türkiye'nin yıllık turizm gelirinin yaklaşık 62 milyar dolar, Antalya'nın payının ise yaklaşık 17 milyar dolar olduğuna dikkat çeken Gündoğdu, plastik atık ithalatından sağlanan yaklaşık 200 milyon dolarlık gelirin milyarlarca dolarlık turizm ekonomisini riske atmaması gerektiğini belirtti.
Başkan Özçelik: Mücadele siyaset üstü
Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik de mikroplastik kirliliğinin tüm Akdeniz'in geleceğini ilgilendirdiğini belirtti. Kirliliğin devam etmesinin ilerleyen yıllarda turistlerin Akdeniz kıyılarını tercih etmesini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunan Özçelik, Adana ve Mersin çevresindeki katı atık geri dönüşüm tesislerinin güçlü bir denetim altında çalışmasının sağlanması gerektiğini ifade etti. Toplantının sonunda sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri ve çevre gönüllüleri de Akdeniz'in korunması amacıyla hazırlanacak eylem planlarına destek vermeye hazır olduklarını bildirdi.
