Kamuoyunda Süleymancılar cemaatinin lideri olarak bilinen Alihan Kuriş hakkında yürütülen soruşturma sürüyor.
"Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik operasyonda gözaltına alınan 38 şüpheliden 32'si tutuklanmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmayla ilgili yeni ayrıntılar gün yüzüne çıktı.

SAHTE BELGEYLE ARDEN GIDA'YI ELE GEÇİRME GİRİŞİMİ
Kuriş'in, Süleymanlılar cemaatinin önceki lideri ve 7 Eylül 2016'da hayatını kaybeden dayısı Arif Ahmet Denizolgun'un yüzde 90 hissesine sahip olduğu Arden Gıda şirketini, miras ve veraset hukukuna aykırı biçimde ele geçirmeye çalıştığı ortaya çıktı.
Süleymanlılar cemaatine 2000-2016 yılları arasında liderlik eden Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016'da hayatını kaybetti. Bekâr olan Denizolgun'un tüm mal varlığı, yasal iki varisi olan erkek kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ile kız kardeşi Ayşe Gülderen Kuriş'e kaldı.

Arif Ahmet Denizolgun'un sahibi olduğu şirketlerden biri de Arden Gıda'ydı. 2004 yılında kurulan ve 7 milyon 450 bin lira sermayesi bulunan Arden Gıda'nın yüzde 90 hissesi Arif Ahmet Denizolgun'a, yüzde 5 hissesi Alihan Kuriş'e, yüzde 5 hissesi ise Hilmi Tuna Kuriş'e aitti.
Denizolgun'un vefatının ardından şirketteki yüzde 90 hissenin yasal varisleri Mehmet Beyazıt Denizolgun ve Ayşe Gülderen Kuriş'e devredilmesi gerekiyordu.
Ancak Alihan Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in 1 Aralık 2016'da Arden Gıda'nın genel merkezinde gerçekleştirdiği genel kurul toplantısında farklı bir karar alındı. Buna göre şirketin yüzde 45 hissesinin anneleri Ayşe Gülderen Kuriş'e devredilmesine, Mehmet Beyazıt Denizolgun'a verilmesi gereken diğer yüzde 45 hissenin ise 500 bin lira karşılığında kendisinden satın alınarak Alihan Kuriş ile Hilmi Tuna Kuriş arasında eşit şekilde paylaşılmasına karar verildi.

ALT MAHKEMENİN KARARI İSTİNAFTA BOZULDU
Arden Gıda'daki payı bu şekilde tasfiye edilen yasal varis Mehmet Beyazıt Denizolgun, yaşananları yargıya taşıdı.
Yaklaşık iki yıl süren yargılamanın ardından İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018 yılında davayı reddetti. Mahkeme, Mehmet Beyazıt Denizolgun'un şirketin 1 Aralık 2016 tarihli genel kurul kararına itiraz etmeden yargı yoluna başvurduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetti. Bunun üzerine karar üst mahkemeye taşındı.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi dosyayı yeniden değerlendirdi ve 8 Ekim 2020'de ilk derece mahkemesinin kararını bozdu.
Mahkeme, 1 Aralık 2016'da Arden Gıda merkezinde Alihan Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş tarafından gerçekleştirilen toplantıyı hükümsüz saydı. Ayrıca Arden Gıda'nın yüzde 45 hissesinin yasal varis Mehmet Beyazıt Denizolgun'a devredilmesine hükmetti.

ALİHAN KURİŞ ARDEN GIDA'DAN AYRILDI
Mahkeme kararıyla Arden Gıda'nın yüzde 45 hissesinin Mehmet Beyazıt Denizolgun'a devredilmesinin ardından Alihan Kuriş, 13 Temmuz 2021'de şirketteki yüzde 5 hissesini kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile Adem Yüksel'e devretti. Böylece Kuriş, Arden Gıda'dan resmî olarak ayrıldı.
28 Aralık 2022'de ise Ayşe Gülderen Kuriş ve Hilmi Tuna Kuriş, Arden Gıda'daki hisselerini Yusuf Bulut'a devrederek şirketten ayrıldı.
Günümüzde Arden Gıda'nın yüzde 53 hissesi Yusuf Bulut'a, yüzde 45 hissesi Mehmet Beyazıt Denizolgun'a, yüzde 2 hissesi ise Adem Yüksel'e ait görünüyor. Alihan Kuriş'e yönelik operasyonun ardından şirkete de kayyım atandı.

ARİF AHMET DENİZOLGUN'UN MEZARI AÇILDI
Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik soruşturma devam ederken, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümü de yeniden gündeme geldi.
Denizolgun'un mezarında feth-i kabir işlemi gerçekleştirildi. Ekipler tarafından mezardan alınan DNA örnekleri Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Böylece tartışmalara konu olan ölümün doğal nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği veya herhangi bir dış müdahalenin bulunup bulunmadığı bilimsel ve adli bulgular doğrultusunda yeniden incelenecek.

YEĞENLERİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMUŞTU
Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yeğenleri daha önce suç duyurusunda bulunmuştu.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun'un ölümüyle ilgili iki ayrı soruşturma yürütüyordu. Başsavcılık, Denizolgun'un mezarının açılarak adli inceleme yapılmasını talep etti. Bu talebin ardından feth-i kabir kararı verildi.

ÇALIŞANININ TELEFON HATTINI KULLANMIŞ
Sorgusu sırasında telefon kullanmadığını öne süren Alihan Kuriş'in haberleşme yöntemine ilişkin de yeni bilgilere ulaşıldı.
Yolsuzluk ve örgüt liderliği suçlamaları kapsamında tutuklanan Kuriş, savcılıktaki ifadesinde aktif şekilde cep telefonu kullanmadığını söyledi.
Ancak soruşturma kapsamında Kuriş'in gizlilik tedbirleri uyguladığı tespit edildi. Takip edilmemek amacıyla kendi adına çıkarılan veya tahsis edilen bir hat yerine farklı bir kişinin adına kayıtlı telefon hattını kullandığı belirlendi.
Kuriş'in, yüzde 13,43 hissesine yönelik tedbir kararı bulunan bir şirkette sigortalı olarak çalışan A.K. adına çıkarılan telefon hattını kullandığı da tespit edildi.

KURİŞ İFADESİNDE NE DEMİŞTİ?
Örgüt liderliği suçlamasıyla tutuklanan Alihan Kuriş, ifadesinde örgüt kurma ve yönetme, kara para aklama ile dolandırıcılık suçlamalarını reddetti.
Kuriş, dedesinin varisi ve temsilcisi olduğunu, herhangi bir kişiye emir veya talimat vermediğini savundu. MASAK raporlarında yer alan milyarlarca liralık para hareketleri ile tanıkların beyanlarına ilişkin iddiaları da kabul etmedi.
Kuriş, ifadesinde örgüt yöneticileri için "sosyal çevrem" ifadesini kullandı ve aylık gelirinin 380 bin lira olduğunu belirtti.
Evinde bulunan yüklü miktardaki para ve altınlarla ilgili de açıklama yapan Kuriş, bunların bir bölümünün düğünlerinde takılan takılardan, bir bölümünün ise çocuklarına verilen hediyelerden oluştuğunu ileri sürdü.

GİZLİ HABERLEŞME UYGULAMASI DA ORTAYA ÇIKTI
Soruşturma kapsamında örgütün gizli bir program aracılığıyla haberleştiği de belirlendi.
Edinilen bilgilere göre yapının "Glooper" isimli uygulama üzerinden iletişim kurduğu ve uygulamanın App Store ile Play Store gibi platformlarda yer almadığı ortaya çıktı.
Dışarıdan erişime tamamen kapalı olduğu belirtilen uygulamada özel ve gizli veri işleme ile dosyalama işlemlerinin yapılabildiği tespit edildi.
Kullanıcıların üç aşamalı doğrulama yöntemiyle uygulamaya giriş yaptığı belirlendi. Uygulamada yurt, personel, idari ve mali işlere ilişkin hesapların tutulduğu, hocalarla iletişimin ise şifreli e-postalar üzerinden gerçekleştirildiği öne sürüldü.

SORUŞTURMADA 32 ŞİRKET TESPİT EDİLDİ
Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, soruşturmanın dini faaliyetlerle bağlantılı olmadığını vurguladı.
Başsavcılığın açıklamasında da soruşturmanın şüpheli mali işlemler üzerinden yürütüldüğü belirtildi. Suç örgütü olarak nitelendirilen yapıyla mali ve ticari bağlantıları bulunduğu değerlendirilen 32 şirket tespit edildi.
Bu şirketler arasında Armine Giyim, Ayakkabı Dünyası ve Verona Ev Tekstil'in yanı sıra inşaat, gıda, kuyumculuk, denizcilik ve eğitim gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin bulunduğu belirtildi.
Yurt dışına yüksek miktarda para transfer edildiği de iddialar arasında yer aldı. MASAK incelemelerinde 100 milyar TL'yi aşan tutarın çeşitli yöntemlerle yurt dışına çıkarıldığı tespit edildiği öne sürüldü.



