Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 6 ülkeden bilim insanlarının katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, Doğu Anadolu’daki aktif fay sistemleri ile yer altındaki magma yapıları arasındaki ilişki incelendi. Prof. Dr. Özgür Karaoğlu liderliğindeki çalışmada yüksek çözünürlüklü sismik tomografi ve üç boyutlu sayısal modelleme yöntemlerinden yararlanıldı.
İKİ AYRI MAGMA REZERVUARI BELİRLENDİ
Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan araştırmada, Erzincan Havzası ile Karlıova Üçlü Eklem bölgesinin altında iki sığ magma rezervuarı tespit edildi. Deprem verileri üzerinden gerçekleştirilen analizlerin, Erzincan-Yedisu hattından Tunceli’ye uzanan bölgede iki farklı magma haznesine işaret ettiği belirtildi.
REZERVUARLARDAN BİRİ SİSMİK AÇIDAN SESSİZ
Araştırmaya göre batıdaki magma rezervuarı Erzincan Havzası’nın altında yer alıyor ve büyük ölçüde sismik açıdan sessiz bir yapı sergiliyor. Karlıova Üçlü Eklem bölgesinde bulunan doğudaki rezervuarın çevresinde ise daha belirgin ve sürekli sismik hareketlilik gözleniyor.
FAY HAREKETLERİ GERİLMEYİ ARTIRABİLİYOR
Bilim insanları, iki rezervuarın sıcaklık ve eriyik oranlarının birbirinden farklı olabileceğini değerlendiriyor. Yapılan modellemelerde, Kuzey Anadolu Fayı boyunca meydana gelen sağ yönlü hareketlerin magma rezervuarlarının çevresinde çekme gerilmeleri oluşturabildiği belirlendi.
Bu gerilmelerin rezervuar çevresindeki kırılmaları ve magma damarlarının yukarı yönlü hareketini kolaylaştırabileceği ifade edildi.
DEPREM VEYA PATLAMA TAHMİNİ ANLAMINA GELMİYOR
Araştırmacılar, çalışmanın belirli bir tarihte deprem ya da volkanik patlama yaşanacağı yönünde herhangi bir öngörü ortaya koymadığının altını çizdi. Bulguların, bölgedeki faylar ile magma sistemleri arasındaki etkileşimin daha iyi anlaşılmasına yönelik olduğu belirtildi.
FAY VE MAGMA SİSTEMLERİ BİRLİKTE İZLENMELİ
Çalışmanın sonuçları, Doğu Anadolu’daki aktif faylar ile magma sistemlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, özellikle Erzincan Havzası çevresindeki magma-fay etkileşiminin bölgenin sismik ve volkanik tehlikelerinin değerlendirilmesinde dikkate alınmasının önemli olduğunu belirtti.
Araştırma, 12 Şubat 2026’da Nature Portfolio bünyesindeki Communications Earth & Environment dergisinde yayımlandı.
