Bir şirkette grup başkanı olarak görev yapan üst düzey yönetici, şirket sahibine gönderdiği sitem içerikli e-postanın ardından büyük bir şaşkınlık yaşadı. Yargıtay, mesajda kullanılan ifadeleri çalışanın "istifa" iradesi olarak değerlendirerek emsal niteliğinde bir karara imza attı.
"BİLİNÇLİ OLARAK MOBBİNG UYGULANDI, PRİMİM DÜŞÜRÜLDÜ"
Grup başkanı, şirket sahibine gönderdiği e-postada yaklaşık bir yıldır kendisine yönelik bilinçli şekilde olumsuz tutum sergilendiğini ileri sürdü. Çalışan, onayı alınmadan prim oranının düşürüldüğünü belirterek karşılaştığı uygulamaları sıraladı ve yaşadığı mağduriyete tepki gösterdi.

MAİLDEKİ "MANEN YIPRANDIM, YORULDUM" İFADESİ DİKKAT ÇEKTİ
Çalışanın gönderdiği e-postada bulunan "Manen yıprandım, yoruldum" ifadeleri, iş ilişkisinin sona ermesine giden sürecin başlangıcı oldu. Şirket yönetimi, söz konusu ifadeleri istifa beyanı olarak kabul etti ve yöneticinin iş sözleşmesini tazminat ödemeden sona erdirdi.
İŞTEN ÇIKARILAN YÖNETİCİ MAHKEMEYE BAŞVURDU
İşten ayrılmasının ardından yönetici, kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili amacıyla İş Mahkemesi'nde dava açtı.
Çalışan, e-postayı gönderirken istifa etme niyetinin bulunmadığını, yalnızca çalışma koşullarından kaynaklanan mağduriyetini ve tepkisini şirket yönetimine aktarmak istediğini savundu.

YEREL MAHKEME ÇALIŞANI HAKLI BULDU
İş Mahkemesi, çalışanın prim oranının düşürülmesini çalışma şartlarında "esaslı değişiklik" olarak değerlendirdi. Mahkeme, e-postadaki ifadelerin açık ve kesin bir istifa iradesi ortaya koymadığı kanaatine vardı.
Daha sonra gönderilen ihtarnameyi de değerlendiren mahkeme, işveren tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanmadığına hükmederek çalışanın tazminat taleplerini kabul etti.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ DE KARARI ONADI
İşverenin yerel mahkeme kararına yaptığı itirazın ardından dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşındı. İstinaf incelemesini yapan daire de ilk derece mahkemesinin değerlendirmesini hukuka uygun buldu.
Bölge Adliye Mahkemesi, işverenin başvurusunu esastan reddederek çalışan lehine verilen kararı onadı.

YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ DOSYAYI İNCELEDİ
İşverenin temyiz başvurusu üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin önüne geldi. Yüksek Mahkeme, dosyada bulunan e-posta yazışmalarını, tarafların cevaplarını ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirdi.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, alt mahkemelerin kararını bozdu ve iş sözleşmesinin sona erme biçimine ilişkin farklı bir değerlendirme yaptı.
YARGITAY: "E-POSTA İÇERİĞİ AÇIKÇA İŞÇİ FESHİDİR"
Yargıtay kararının gerekçesinde, "E-posta içeriği, verilen cevap ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiği anlaşılmıştır" ifadelerine yer verildi.
Yüksek Mahkeme, bu değerlendirmeyle birlikte alt derece mahkemelerinin e-postadaki ifadeleri istifa iradesi olarak kabul etmemesinin hatalı olduğuna hükmetti.

KIDEM VE İHBAR TAZMİNATI TALEPLERİ REDDEDİLDİ
Yargıtay, iş sözleşmesinin çalışanın kendi iradesiyle sona erdiğinin kabul edilmesi gerektiğine karar verdi. Bu nedenle davacı çalışanın kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararını bozdu.
ÇALIŞANLAR İÇİN KRİTİK UYARI
Karar, işveren ile gerçekleştirilen e-posta ve diğer dijital yazışmalarda kullanılan ifadelerin hukuki sonuç doğurabileceğini bir kez daha gündeme getirdi.
Özellikle çalışma koşullarından duyulan rahatsızlığın aktarılması sırasında kullanılan "istifa" anlamına gelebilecek ifadelerin, somut olayın koşullarına göre iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiği şeklinde değerlendirilmesi mümkün olabiliyor.
Bu nedenle çalışanların işverenlerine gönderdikleri e-posta ve mesajlarda kullandıkları ifadeleri dikkatle seçmeleri, hak kaybı yaşamamak açısından önem taşıyor.
