ABD’nin başkenti Washington’da bulunan Adalet Bakanlığı (DOJ) binasının dış cephesine, Başkan Donald Trump’ın fotoğrafının yer aldığı büyük bir pankart asıldı. Pankartta yönetimin yasa dışı göç ve şiddet suçlarına karşı politikalarını vurgulamak için kullanılan “Make America Safe Again” sloganı yer aldı.
Söz konusu adım, Trump yönetiminin federal kurumlar üzerindeki sembolik etkisinin güçlendirilmesi olarak değerlendirilirken, Amerikan basınında Adalet Bakanlığı’nın geleneksel olarak siyasetten bağımsız kabul edilen yapısındaki değişime dikkat çekildi.
Benzer pankartlar diğer bakanlıklarda da var
Trump yönetimi daha önce Çalışma Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve ABD Barış Enstitüsü binalarına da Trump görselleri yerleştirmişti.
Beyaz Saray, konuya ilişkin soruları Adalet Bakanlığı’na yönlendirirken, Bakanlık ilk etapta resmi bir açıklama yapmadı. NBC News’e konuşan bir DOJ sözcüsü ise kurumun “Başkan Trump’ın talimatıyla Amerika’yı yeniden güvenli hale getirmek için yürütülen tarihi çalışmaları kutlamaktan gurur duyduğunu” ifade etti.
Trump ile adalet bakanlığı arasında gerilim süreci
Trump’ın Adalet Bakanlığı ile ilişkisi son yıllarda çeşitli hukuki süreçler nedeniyle gerilimli bir seyir izledi.
2023 yılında dönemin özel yetkili savcısı Jack Smith, Trump hakkında iki ayrı iddianame hazırlamıştı. İddianamelerden biri görev süresi sonrası gizli belgelerin usulsüz şekilde saklandığı, diğeri ise 2020 başkanlık seçim sonuçlarını tersine çevirmeye yönelik girişimler iddialarını kapsıyordu.
Trump, 2020 seçimlerini kazandığını savunmuş; 6 Ocak 2021’de Kongre binasına yapılan baskın, ABD siyasetinde önemli bir kırılma noktası olmuştu. Trump, ikinci kez göreve başladıktan sonra 6 Ocak olaylarına karışan çok sayıda kişi için af kararı almıştı.
2024 seçimlerinin ardından ise görevdeki bir başkanın yargılanmasına ilişkin Adalet Bakanlığı politikası gerekçe gösterilerek davalar düşürülmüş, özel savcı Jack Smith görevinden ayrılmıştı.
Uzmanlar, Adalet Bakanlığı binasına asılan pankartı, federal kurumlarla siyasi iktidar arasındaki sınırların yeniden tanımlandığı bir dönemin sembolik adımı olarak yorumluyor.
