Daha önce ABD’nin Irak müdahalesinden önce ortaya atılan ve doğruluğu kanıtlanmayan birçok iddia, toplumu işgali desteklemeye sevk etmiş, savaşın ardından ortaya atılan iddiaların birçoğunun doğru olmadığı ortaya çıkmıştı.

Henüz doğruluğu teyit edilemeyen bilgilerin üst düzey isimler tarafından dillendirilmesi işi içinden çıkılamaz bir hale getirdi. Bunun son örneğini  ABD Başkanı Joe Biden sergiledi.

Hamas'ın gerçekleştirdiği saldırılardan 3 gün sonra konuşan Başkan Biden, Hamas ve İsrail arasında yaşanan savaşa ilişkin yaptığı konuşma sırasında doğruluğu kesin olarak kanıtlanmamış olan bilgileri aktardı.

Biden’ın konuşması sırasında, Başkan Yardımcısı Kamala Haris ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken'da yanında yer aldı.

İsrailli çocukların kafaları kesildi

Geçtiğimiz günlerde  Beyaz Saray'da konuşan Biden,  İsrail'e düzenlenen saldırının ardından kafası kesilen çocukların resimlerini gördüğünü iddia etti.

Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıların ardından İsrailli çocukların kafalarının kesildiğine ilişkin doğrulanmamış iddialar kısa süre içinde sosyal medyada yayıldı. Bölgede bulunan bazı basın kuruluşlarının kafası kesilen bebeklere tanık olan İsrail askerleriyle konuştuğunu iddia etmesinden sonra iddialar geniş çapta yayıldı.

Saldırıları Yahudiler için Holokost'tan bu yana 'en ölümcül gün' olarak gördüğünü söyleyen Biden, "Çocukların kafalarının kesildiği fotoğrafları göreceğimi ve bunu doğrulayacağımı hiç düşünmemiştim" ifadesinde bulundu.

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın gerçekleştirdiği saldırılarda sivil yerleşimlerin de dahil olduğu birçok noktayı hedef aldı.

Rusya'da DEAŞ'lı mahkumlar,memurları rehin aldı! Rusya'da DEAŞ'lı mahkumlar,memurları rehin aldı!

Hedeflerinde olan ve en çok sivil kayıp verilen yerlerden biri de İsrail güneyinde yer alan bir çölde Supernova Festivali oldu. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen saldırılarda aralarında farklı ülkelerin vatandaşı olan 260 kişi öldürülürken, birçok kişi de esir alınarak Gazze Şeridi’ne kaçırıldı.

Tecavüz iddiaları

ABD Başkanı Biden, 10 Ekim’de yaptığı konuşma sırasında İsrailli kadınların "tecavüze uğradığını, saldırıya uğradığını ve ganimet olarak sergilendiğini" aktardı.

 Saldırıların ardından Hamas'ın ölü bir kadına ait bedeni bir pikabın arkasında Gazze’ye geçirdiği görüntüler sosyal medyada yer almıştı.

Paylaşılan diğer görüntülerde kaçırılan bazı kadınların üzerindeki kıyafetlerde kan olduğu görülmüştü. Saldırıda çok sayıda kadının öldürüldüğü ya da savaş esiri olarak Gazze'ye geri götürüldüğü biliniyor ancak tecavüz iddiaları İsrailli yetkililer ya da bağımsız insan hakları grupları tarafından henüz doğrulanmadı.

Ortaya atılan tecavüz iddialarının doğruluğuyla ilgili araştırmalar devam ederken, ABD merkezli basın kuruluşu Los Angeles Times, geçtiğimiz gün tecavüz iddialarına ilişkin raporların asılsız olduğunu söyleyerek haberini geri çekti.

Tartışmalar sürüyor

Biden, geçen salı günü yaptığı açıklamada İsrail'in sivilleri ve gazetecileri hedef almadığını öne sürerek, ABD’nin İsrail'in Gazze'ye yönelik bombardımanını destekleyeceğini açıkladı. Aynı gün BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, Salı günü yaptığı açıklamada Gazze'deki ablukanın 'uluslararası hukuka aykırı' olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler Bağımsız Soruşturma Komisyonu tarafından yapılan açıklamada ise her iki tarafın da savaş suçları işlenmiş olabileceğine dair açık kanıtların bulunduğu açıklanmıştı.

Hamas’ın saldırılarının ardından açıklama yapan İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant Gazze'ye 'tam abluka' emri verdiğini belirterek, Hamas'a karşı, "İnsansı havyanlarla savaşıyoruz ve ona göre hareket edeceğiz" ifadesinde bulundu.

Galant’ın açıklaması birçok kişi tarafından tepki ile karşılanmıştı. Abluka’nın tam anlamıyla bir savaş suçu sayılmayacağını belirten uzmanlar, sivil halkın kasıtlı olarak insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılmasının Cenevre Sözleşmelerini ihlal ettiğini ifade ediyor.

Salı günü AB'nin dış politika şefi Josep Borrell, "İsrail'in kendini savunma hakkı vardır ancak bu uluslararası hukuka, insancıl hukuka uygun olarak yapılmalı" şeklinde konuşmuştu.

İsrail, 2008'den bu yana Gazze'de gerçekleştirdiği dört büyük operasyonda da 'savaş suçları işlemek' ile ardından yoğun nüfuslu bölgelerde 'beyaz fosfor mühimmatı' kullanmakla suçlanıyor.

Uluslararası Af Örgütü, 2018'de Büyük Dönüş Yürüyüşü gösterileri sırasında protesto yapan 200'den fazla Filistinlinin öldürülmesiyle İsrail'in savaş suçu işlediğini açıklamıştı.

 

Editör: Nehir Durdağı