Sonbaharın gelmesiyle birlikte mutfaklarda konserve, salça ve dondurulmuş gıda hazırlıkları hız kazanırken uzmanlardan ev yapımı ürünlerle ilgili önemli uyarılar geldi. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aytaç Karadağ, doğru yöntemler kullanılmadan hazırlanan ev konservelerinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.
EV KONSERVESİ SONRASI BİR KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Karadağ, kendi bahçelerinden topladıkları taze fasulyelerle hazırladıkları ev konservesini tüketen bir ailenin yaşadığı vakayı anlattı. Uzmanın aktardığına göre anne ve baba, yemek sonrasında çift görme ve ağız kuruluğu şikayetleriyle acil servise başvurdu. Kısa süre içerisinde solunumları duran çift yoğun bakımda entübe edildi. Haftalar süren yaşam mücadelesinin ardından baba hayatını kaybederken anne, aylar süren fizik tedavinin ardından hayata tutundu.
KOKUSU, TADI VE GÖRÜNÜŞÜ ELE VERMİYOR
Dr. Karadağ, ölümcül zehirlenmeye yol açabilen Clostridium botulinum bakterisinin varlığının gıdanın kokusuna, tadına veya görünüşüne bakılarak anlaşılmasının mümkün olmadığını söyledi. Karadağ'a göre bakteri doğada ve toprakta yaygın olarak bulunuyor ve havasız ortamı sevdiği için sıkıca kapatılmış kavanozlarda çoğalabiliyor. Gıdada ekşi koku, renk değişimi veya tat bozukluğu görülmemesine rağmen risk bulunabileceğini vurguladı.
DÜŞÜK ASİTLİ GIDALARA DİKKAT
Gıda güvenliğinde pH 4,6 seviyesinin kritik olduğunu belirten Karadağ; taze fasulye, bezelye, patlıcan, kabak, mısır, ıspanak, mantar ile et ve tavuk içeren ürünlerin düşük asitli gıdalar arasında bulunduğunu ifade etti. Karadağ ayrıca bazı domates çeşitlerinin asit oranının düşük olabileceğini, domatese biber, soğan veya kıyma eklenmesinin de ortamın asitliğini azaltarak riski artırabileceğini söyledi.
KARADAĞ: DÜZ TENCEREDE KAYNATMAK YETERLİ DEĞİL
Karadağ'ın açıklamasına göre bakterinin oluşturduğu toksin ısıya karşı hassas olsa da sporları 100 derecelik kaynama sıcaklığına uzun süre dayanabiliyor. Sporların etkisiz hale getirilmesi için 121 derece sıcaklığa ihtiyaç olduğunu belirten Karadağ, düşük asitli gıdaların konserve edilmesinde düdüklü tencere kullanılmasını önerdi. Kavanoz açıldıktan sonra gıdanın 85-100 derecede en az 10 dakika kaynatılmasının oluşmuş toksini parçalayarak riski büyük ölçüde azaltabileceğini söyleyen Karadağ, bu işlemin sporları ortadan kaldırmadığını da vurguladı. Ayrıca bir yaşından küçük çocuklara ev konservesi verilmemesi gerektiğini belirtti.
KONSERVE YAPARKEN 5 KRİTİK KURAL
Karadağ, düşük asitli sebzelerin düdüklü tencerede en az 121 derecede 20-30 dakika işlem görmesi gerektiğini söyledi. Domates soslarında ise her litre ürün için yarım çay kaşığı limon tuzu veya iki yemek kaşığı taze limon suyu kullanılmasının asitliği artırabileceğini belirtti. Eski kavanoz kapaklarının yeniden kullanılmamasını isteyen Karadağ, kavanoz ve yeni kapakların kullanımdan önce kaynar suda sterilize edilmesini önerdi. Sıcak kavanozların ters çevrilmesinin doğru olmadığını belirten Karadağ, kavanozların kapakları yukarı bakacak şekilde soğumaya bırakılması gerektiğini söyledi. Kapağı şişmiş veya bombelenmiş kavanozların ise tadına bakılmadan atılması gerektiğini vurguladı.
"PİŞMİŞ YEMEK KONSERVE YAPILMAZ"
Sosyal medyada görülen pişmiş yemeği sıcakken kavanoza doldurup ters çevirerek uzun süre saklama yöntemine de karşı çıkan Karadağ, oluşan vakumun gıdayı steril hale getirmediğini belirtti. Uzman, taze pişmiş veya artan yemeklerin en geç iki saat içinde oda sıcaklığından çıkarılarak buzdolabına konulmasını, buzdolabında ise en fazla 3-4 gün saklanmasını önerdi.
DONDURMA DAHA GÜVENLİ BİR YÖNTEM
Karadağ, gıdaların saklanmasında dondurucunun konserveye kıyasla daha güvenli olduğunu ifade etti. Sebzelerin dondurulmadan önce 2-3 dakika kaynar suda tutulup ardından buzlu suya alınmasını ve iyice kurutularak porsiyonlar halinde saklanmasını önerdi. Etlerin tezgah veya kalorifer üzerinde değil, buzdolabının alt rafında ya da soğuk su içerisinde çözdürülmesi gerektiğini söyleyen Karadağ, çözdürülen gıdaların tekrar dondurulmaması gerektiğini belirtti.
BOTULİZMİN KRİTİK BELİRTİLERİ
Dr. Karadağ'a göre belirtiler genellikle gıdanın tüketilmesinden 12-36 saat sonra ortaya çıkıyor. İlk aşamada çift veya bulanık görme ve ışığa hassasiyet görülebiliyor. İlerleyen süreçte göz kapağında düşme, ağız kuruluğu, konuşma bozukluğu ve yutkunma güçlüğü; ardından boyun, omuz, kol ve bacak kaslarında güç kaybı gelişebiliyor. Kritik aşamada ise diyafram ve göğüs kaslarının felç olması nedeniyle solunum güçlüğü ortaya çıkabiliyor. Karadağ, botulizm şüphesi durumunda zaman kaybetmeden tıbbi müdahalenin önem taşıdığını vurgulayarak, tedavide kullanılan antitoksinin kandaki serbest toksini bağlayabildiğini ancak sinirlere ulaşmış toksine etki edemediğini belirtti.
