James Webb Uzay Teleskobu’ndan (JWST) gelen veriler, evrenin en büyük gizemlerinden birine ışık tuttu. Yapılan gözlemler, evrenin ilk dev kara deliklerinin ölmekte olan yıldızlardan değil, doğrudan devasa gaz bulutlarının çökmesiyle oluştuğunu ortaya koydu. Bu bulgu, gökbilimde uzun yıllardır kabul gören teorileri kökten sarsan bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Yale Üniversitesi’nden astrofizikçi Priyamvada Natarajan, Dünya Ekonomik Forumu’nda (Davos) yaptığı sunumda, James Webb verilerinin bu çarpıcı sonucu net biçimde doğruladığını açıkladı. Bilim dünyası, bu keşfi kara deliklerin oluşumuna dair gerçek bir dönüm noktası olarak görüyor.
Geleneksel teori yetersiz kaldı
Uzun yıllar boyunca kara deliklerin, ömrünün sonuna gelen dev yıldızların kendi içine çökmesiyle oluştuğu kabul ediliyordu. Bu modele göre kara delikler, zamanla çevrelerindeki maddeyi yutarak yavaş yavaş büyüyordu. Ancak James Webb’in gözlemleri, bu yaklaşımın evrenin erken dönemlerini açıklamakta yetersiz kaldığını gösterdi.
JWST, Büyük Patlama’dan yalnızca birkaç yüz milyon yıl sonra ortaya çıkmış, şaşırtıcı derecede büyük kara delikler tespit etti. Bu kadar kısa sürede bu boyutlara ulaşmaları, “yıldız ölümü” modeliyle neredeyse imkansız görünüyor.
“Doğrudan çöküş” modeli doğrulandı
Priyamvada Natarajan ve ekibinin ortaya koyduğu yeni modele göre, evrenin ilk kara delikleri yıldızlardan değil, devasa gaz bulutlarının doğrudan kendi içine çökmesiyle meydana geldi. “Doğrudan çöküş” olarak adlandırılan bu süreç, kara deliklerin çok daha büyük bir başlangıç kütlesiyle oluşmasını sağladı.
Kara delikler günlük hayatımızı da etkiliyor
Kara delikler yalnızca uzak uzayın gizemli cisimleri değil, aynı zamanda günlük hayatımızın da dolaylı bir parçası. Natarajan, Davos’taki sunumunda dikkat çekici bir örnek verdi. “Buraya gelebildiniz çünkü kara delikleri açıklayan denklemler aynı zamanda GPS sistemlerine rehberlik ediyor” ifadelerini kullandı.
Albert Einstein’ın Genel Görelilik Teorisi’ne göre, kütle uzay-zamanı büker. Dünya’nın kütlesi nedeniyle, uydulardaki saatler yeryüzündeki saatlerden daha hızlı çalışır. Bu fark hesaba katılmasaydı, GPS sistemleri saniyeler içinde büyük hatalar yapar ve navigasyon kullanılamaz hale gelirdi.
“Kozmik bir mütevazılık” dersi
Keşfi, “bir kariyer ömründe yapılabilecek en heyecan verici doğrulama” olarak tanımlayan Natarajan, bu çalışmaların yalnızca bilimsel değil, felsefi bir boyutu olduğuna da dikkat çekti. Evreni ve kara delikleri incelemenin insana derin bir “kozmik mütevazılık” kazandırdığını ifade etti.
