Karaahmetoğlu: Almanya’da Cehennemin Kapıları Aralandı
Almanya Sosyal Demokrat Parti (SPD) Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinde Almanya İçin Alternatif Partisi’nin (AfD) yüzde 43,8 oyla birinci olmasını değerlendirdi. Karaahmetoğlu, “Bu seçim sonucuyla beraber Almanya’da cehennemin kapıları aralandı diyebiliriz” dedi.
Karaahmetoğlu’ndan AfD’nin Seçim Sonucuna Tepki
Karaahmetoğlu, seçim sonuçlarının Almanya demokrasisi açısından görmezden gelinemeyecek bir tehdit oluşturduğunu belirterek, AfD’nin bir Doğu Almanya eyaletinde ulaştığı oy oranının ülke geneli açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
AfD’nin yükselişinin nedenlerinin doğru analiz edilmesi gerektiğini ifade eden Karaahmetoğlu, özellikle Doğu eyaletlerindeki seçmenlerin partiye yönelmesinde göçmen ve Müslüman karşıtlığının önemli rol oynadığını savundu.
Karaahmetoğlu, Almanya’nın yaklaşık bir yıldır Saksonya-Anhalt seçimlerine odaklandığını belirterek, ortaya çıkan sonucun demokratları endişelendirdiğini söyledi.
“AfD Yalnızca Protesto Oylarını Toplayan Bir Parti Değil”
AfD’nin 5 yıl önce yüzde 20,8 olan oy oranını yüzde 43,8’e çıkardığını belirten Karaahmetoğlu, seçimlere katılım oranının da yüzde 77,8’e yükseldiğini kaydetti.
Karaahmetoğlu, seçim sonucunun geçici bir protesto dalgası veya yalnızca Saksonya-Anhalt’a özgü bir gelişme olarak değerlendirilmesinin hata olacağını söyledi.
AfD’yi “aşırı sağcı bir siyasi hareket” olarak nitelendiren Karaahmetoğlu, partinin artık yalnızca hoşnutsuz seçmenlerin tepkisini toplayan bir siyasi yapı olmadığını, toplumun önemli bir bölümünde kök saldığını ifade etti.
“Bütün Sorumluluğu Seçmene Yükleyemeyiz”
Seçim sonuçlarının demokratik partilere de sorumluluk yüklediğini belirten Karaahmetoğlu, seçmenlerin demokratik partilerden neden uzaklaştığının anlaşılması gerektiğini söyledi.
Hayat pahalılığı, konut sorunu, ücretler, emeklilik, güvenlik ve düzensiz göç gibi başlıklarda vatandaşların kaygılarına somut çözümler üretilmesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, insanların devletin sorunları gördüğünü ve çözebildiğini yeniden hissetmesi gerektiğini ifade etti.
SPD’nin Saksonya-Anhalt’ta yüzde 9,3 oy almasını da değerlendiren Karaahmetoğlu, bu oranın partisi açısından başarılı bir sonuç olmadığını söyledi. Oy oranlarının 2021’e göre bir miktar yükselmesinin, aşırı sağın yüzde 40’ın üzerine çıktığı bir seçimde kendilerini rahatlatamayacağını belirtti.
“AfD’nin Dilini Taklit Etmek Çözüm Değil”
Karaahmetoğlu, aşırı sağın güçlenmesine karşı mücadelenin AfD’nin söylemlerini taklit ederek yürütülemeyeceğini söyledi. Demokratik partilerin vatandaşların yaşadığı sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini belirtti.
Göç politikasında düzen ve kontrolü savunmak ile insanları kökenlerine göre ayırmak arasında sınır bulunduğunu ifade eden Karaahmetoğlu, SPD’nin bu konudaki tutumunu sürdüreceğini kaydetti.
Göçmen Kökenli Seçmenlerin AfD Desteğini Değerlendirdi
AfD’nin göçmenlere, Müslümanlara ve göç geçmişi bulunan Alman vatandaşlarına yönelik söylemlerinin uzun süredir bilindiğini belirten Karaahmetoğlu, göçmen kökenli seçmenlerin AfD’ye destek vermesini de değerlendirdi.
Karaahmetoğlu, seçmenlerin ekonomi, göç politikası, hükümet veya SPD’den memnun olmayabileceğini ve demokratik hakları kapsamında partileri eleştirebileceğini söyledi. Buna karşın, göçmen kökenli seçmenlerin kendilerini ve çocuklarını toplumun eşit bir parçası olarak görmek istemediğini savunduğu bir siyasi harekete destek vermesini anlamakta zorlandığını ifade etti.
Karaahmetoğlu’ndan Türkiye Kökenli Seçmenlere Çağrı
Macit Karaahmetoğlu, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli seçmenlere de çağrıda bulundu. Aşırı sağın yükselişinin yalnızca belirli bir kesimin sorunu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
“Bu tartışmanın seyircisi değiliz. Bu ülke bizim ülkemiz, bu demokrasi bizim de demokrasimiz” diyen Karaahmetoğlu, insanları kökenlerine göre ayıran bir siyasi anlayışın güçlenmesinin bütün toplum açısından tehdit oluşturduğunu savundu.
Karaahmetoğlu, “AfD’nin bugün başkalarını hedef aldığını düşünüp kendimizi güvende zannetmemeliyiz. İnsanları kökenlerine göre ayıran siyasi anlayış güçlendiğinde, kaybeden yalnızca göçmenler değil, Almanya’nın demokrasisi olur” ifadelerini kullandı.
