Kredi kartıyla taksitli alışveriş, ilk bakışta ödeme kolaylığı sunsa da uzmanlara göre plansız kullanıldığında hane bütçesini sessizce sıkıştıran ciddi bir borç yüküne dönüşebiliyor.
Finans uzmanları, özellikle son dönemde artan taksitli harcamaların ailelerin nakit akışı üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekiyor. Taksit sistemi, ödeme yükünü aylara yayarak tüketiciye rahatlık sağlasa da toplam borcun kart limitinden peşinen düşmesi, limit yönetimini zorlaştırıyor.
Uzmanlara göre yüksek taksitli borç birikimi, kredi kartı limit kullanım oranını artırıyor. Bu durum, bankacılık sisteminde risk algısını yükseltebiliyor ve Findeks skoru üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. Kart limitinin önemli bölümü taksitli borçlarla dolan vatandaşların, ani nakit ihtiyaçlarında hareket alanı daralıyor.
Bir diğer kritik nokta ise asgari ödeme alışkanlığı. Taksitli harcamalar ekstre tutarını yükselttikçe bazı kullanıcılar borcun tamamını kapatmak yerine asgari ödeme yapmayı tercih ediyor. Ancak ekstre borcu tam ödenmediğinde kalan tutara aylık akdi faiz uygulanıyor. Böylece başlangıçta “faizsiz” görünen alışveriş, ödeme düzeni bozulduğunda maliyetli bir borç kalemine dönüşebiliyor.
Uzmanlar, uzun ömürlü ürünlerde taksit kullanımının daha makul olduğunu belirtiyor. Beyaz eşya ve teknoloji ürünleri buna örnek gösteriliyor. Buna karşılık gıda, yakıt ve giyim gibi kısa sürede tüketilen ürünlerin taksitlendirilmesi, tüketilmiş ürünün borcunu aylarca ödeme riskini doğuruyor.
Sağlıklı bir mali denge için aylık toplam taksit ödemelerinin net gelirin yüzde 20’sini aşmaması gerektiği vurgulanıyor. Sürekli taksitli yaşam biçimi, enflasyon dönemlerinde avantaj gibi görünse de gelir kaybı veya beklenmedik giderlerde aile bütçesini kırılgan hale getirebiliyor.
