Baharda Cunda

Bahar geldi. Havalar ısınıyor. Ara ara küçük kaçamaklar yapmak gerekiyor. Eğer siz de fırsat bulup bir kaç günlük kaçamak yapabiliyorsanız; hiç tereddüt etmeyin, Cunda'ya gidin. Pişman olmazsınız.

Baharda Cunda

Ayvalık'ı biliyorsunuz. Gitmemişseniz bile adını duymuşsunuzdur mutlaka. Balıkesir'in ilçesi. 

Cunda Adası bu ilçeye bağlı işte. Ada derken; eskiden adaymış ama sonraları bir köprüyle ana karaya bağlanmış.

Adanın bir diğer adı da Alibey. Kurtuluş Savaşı'nda Osmanlı padişahının "Yunan askerlerine teslim olun" emrine rağmen silahlı mücadeleye girişen birliğin komutanı Yarbay Ali Çetinkaya anısına verilmiş bu isim. Ama hala daha çok Cunda Adası olarak biliniyor.

Kısa bir isim bilgisinden sonra... Gelelim bu cennet köşeye.

Tertemiz bir havası var. Civarda o kadar zeytinlik ağacı var ki; Ayvalık gibi burası da zeytin kokuyor. 

Adaya gelip de otomobilinizi park ettiğinizde (Mutlaka park edin. Çünkü dar sokakları otomobille gezmek zor) ciğerlerin yosun ve zeytin kokan havayla dolacak ve bayram edecek. Eğer büyük bir şehirde geldiyseniz hafiften de başınız dönecek! Korkmayın; temiz havadandır, derin derin nefes almaya devam edin.

İlk gördüğünüz de şaşırmayın; etraf ne kadar sakin diye. Sakinliği baharda gittiğiniz içindir, yazın giderseniz eğer iğne atsanız yere düşmez! Sahili o kadar kalabalık olur yani.

Yürüyüş ayakkabılarınızı da giydikten sonra başlayın dolaşmaya.

Tarihi kiliseler... Manastırlar... Taş döşeli dar sokaklar... Tarihi evler... Hele de ara sokaklara girdiğinizde zaman makinesine binmiş hissedeceksiniz kendinizi; en az 150 yıl geriye gitmişsiniz gibi.

Cunda'nın en meşhur olayı sahildeki lokantaları ve inanılmaz lezzetteki mezeleri. Çoğu da ot! Ama buna sonra geleceğiz, şimdi turdayız değil mi!

Sahilde gezin, Lokma İmparatoru'nu keşfedin

Cunda'nın en hareketli yeri sahili. Burayı boydan boya gezin. Gezerken sahil üzerinde "Lokma İmparatoru" olarak bilinen, yazın önünde uzun uzun kuyruklar olan tatlıcıdan küçük kutulara koyduğu lokmalardan almayı unutmayın. Hem tadın, hem de dolaşmayı devam edin. Sahilde yanyana sıralanmış balık lokantaları dikkatinizi çekecektir. Şimdilik inceleyin; yemek akşama. Her bir lokanta kendi çapında ünlü. Hepsinin İstanbul, Ankara, İzmir'den müvadimleri var.

Kimisi "Abi ben Bay Nihat'ın (lokanta) üstüne tanımam" der; kimi "Deniz Restorant'tan vazgeçmem" der. Herkesin ağız tadı kendisine. Fiyat da önemli tabi burada. Dikkat edin, fiyatları sormadan sipariş vermeyin.

Aşıklar Tepesi'nde yeniden aşık olmak!

Herhalde yalnız başınıza gezmiyorsunuz değil mi? Eşiniz, nişanlınız, sözlünüz yanınızda olmalı. O halde haydi doğru Aşıklar Tepesi'ne.

Şöyle doya doya izleyin manzarayı, çok aşıksanız bile yanınızdakine, tekrar aşık olmanız garanti. O derece yani.

Soluklandınız, inin aşağıya. 2007 yılında harabe bir kilise kalıntısı iken işadamı Rahmi Koç'un satın aldığı ve müzeye çevirdiği Taksiyarhis Kilisesi'ne gidin. Klasik otomobillerden tutun, tarihi oyuncaklara, buharlı araçlardan deniz araçlarına neler var neler. Bir kaç saat geçirmeniz garanti.

Daha sonra çarşı var rotada. Hediyelik eşyalar inanılmaz. Hele de zeytinyağı dükkanları. Her biri bir kuyumcu gibi alımlı ve şık. Satıcılar kibar. Şu anda duruyor mu bilemiyoruz, eskiden yaşlı bir adam vardı dükkanların birinde, müşterilere zeytinyağının mucizesini göstermek için yüzüne sürerdi. Cildi diri tutarmış, öyle derdi.  Zeytinyağı çeşit çeşit. Şişeleri öyle süslü ki, içindekinden daha değerli. Al, evinin bir köşesine süs eşyası diye koy. O derece yani. Sonra da Taş Kahve'ye geçin, bir yorgunluk kahvesi için.

Cunda sahilinden biraz yürüdüğünüzde harap bir yapı gelecek karşınıza. Despot evi diyorlar adına. Rivayete göre sahibi çok despot bir adammış, kan kustururmuş millete. Öldürülmüş. Öldürülünce evi de bu hale getirilmiş. Öyle duruyor orada; bu haliyle bile ilgi çekici hala.

Ayışığı Manastırı, Tımarhane Adası gibi daha çok gezecek yer var.

Bu gezme bahar gezmesi olduğu için denize girilecek yerleri pas geçtik. O yaza kısmetse.


Ayvalık'ta Şeytan Sofrası

Gitmişken Ayvalık'a da geçersiniz sanırım. Arabayı parktan çıkartmak istemiyorsanız Cunda - Ayvalık arasında çalışan küçük deniz motorları var. Binin, bir kaç dakika sonra oradasınız. Şeytan Sofrası'na çıkın, şöyle bir etrafa bakın. Of ki offf! Deniz masmavi, lacivert sanki. Ayvalık ayaklarının altında, adalar var denizin tam ortasında.

Ve sonra... Yemek ve konaklama zamanı.

Cunda'ya nasıl gidilir?

İster özel aracınızla, ister otobüsle gidin. Özel araçla Bursa üzerinden gidebilirsiniz. Ya da şöyle bir Trakya ve Ege havası alayım derseniz İstanbul'dan Çanakkale'ye gidip, oradan mitolıojide Tanrılar Tanrısı Zeus'un yaşadığı dağ olarak bilinen İda, sonraki adıyla Kazdağları'ndan geçip, aşağı inebilirsiniz. Yalnız bu şekilde yol biraz uzuyor. Yaklaşık 450 kilometre. Ama müthiş bir manzarası var. Bursa üzerinden giderseniz 415 kilometre. Ankara'dan ise 650 kilometrenin üstünde. İzmir'dekilere gelince... Bunların yanında hiçbir şey. 150 kilometreden bir daha fazla işte.

Cunda'da nerede kalınır?

Çok şık kalınacak yerler var. Küçük oteller, pansiyonlar. Cunda Adası'ndakiler biraz pahalı olabilir; Ayvalık'ı da tercih edebilirsiniz. Cunda'da ise bir yer var; güzel ve uygun. Butik Otel Ezer. Denize sıfır. İskelesi de var; akşamları masa çıkarıyorlar. Burada da yemek yiyebiliyorsunuz. Sahibi Kayhan Ezer çok ilgili. Sabahtan kalkıp, denizden dönen balıkçıları karşılıyor. En zate balıklarını müşterileri için alıyor. Odaları ferah ve temiz. Hepsi deniz manzaralı. Ayrıca başka güzel oteller de var. Yalnız girerken fiyat alın, sonra hayal kırıklığı yaşamayın.

Cunda'da ne yenir?

Ne yenmez ki?  Bir kere envayi çeşit ottan yapılan zeytinyağlılar sizi sizden alacak! Deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması, sıcak ot tabağı, kalamar tava veya ızgara, ahtapot ızgara, Girit ezmesi, midye güveci... Nasıl, say say bitmiyor değil mi? Bitmez. Çünkü buradakilerin ataları topraktan çıkan hemen her otu lezzetli bir yiyecek haline getirmişler. Subye yahniyi ihmal etmeyin sakın; çünkü başka yerde bulamazsınız. Balık ise denizden o gün ne çıkarsa. Hoop sofranızda. Cunda'da yemek sıkıntısı çekmezseniz. Hele de denüz mahsulleri sıkıntısı asla. 


 

Güncelleme Tarihi: 03 Mart 2020, 15:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner47