ASAL Araştırma’nın Şubat 2026’da 26 ilde 2 bin 15 kişiyle gerçekleştirdiği anket, vatandaşların ibadet ve yardımlaşma alışkanlıklarına ilişkin çarpıcı bir tablo ortaya koydu. Araştırma sonuçları, toplumda dini pratiklerin tamamen zayıflamadığını, ancak alışkanlıkların farklı düzeylerde sürdüğünü gösterdi. Özellikle namaz, oruç ve yardımlaşma başlıklarında ortaya çıkan oranlar, sosyal yapının hangi yönde şekillendiğine dair önemli ipuçları verdi.
Namaz kılma alışkanlıklarında dikkat çeken dağılım
Araştırmada katılımcılara namaz kılma sıklıkları da soruldu. Sonuçlara göre vatandaşların yüzde 31,2’si düzenli olarak namaz kıldığını ifade etti. Bu oran, toplumun kayda değer bir bölümünün ibadetini istikrarlı şekilde sürdürdüğünü ortaya koydu.
Bunun yanında katılımcıların yüzde 22’si ara sıra namaz kıldığını söyledi. Düzenli olmasa da ibadetle bağını koruyan bu kesim, araştırmanın en dikkat çekici gruplarından biri olarak öne çıktı. Yüzde 13,8’lik bir bölüm ise daha önce namaz kıldığını ancak artık bu alışkanlığını sürdürmediğini belirtti.
Ankette yüzde 5,4’lük kesim ileride namaz kılmayı düşündüğünü ifade ederken, yüzde 20’lik bölüm ise namaz kılmadığını söyledi. Katılımcıların yüzde 7,6’sı da soruya yanıt vermedi ya da herhangi bir görüş bildirmedi. Ortaya çıkan tablo, dini hassasiyetin toplumun önemli bir bölümünde devam ettiğini, ancak ibadet pratiğinin herkeste aynı düzeyde karşılık bulmadığını gösterdi.
Ramazan’da oruç tutanların oranı daha yüksek çıktı
Araştırmanın bir diğer önemli başlığı ise Ramazan ayında oruç tutma alışkanlıkları oldu. Sonuçlara göre katılımcıların yüzde 62’si Ramazan boyunca düzenli olarak oruç tuttuğunu belirtti. Bu oran, orucun toplumda namaza göre daha yaygın biçimde yerine getirilen bir ibadet olduğunu ortaya koydu.
Katılımcıların yüzde 7,4’ü ara sıra oruç tuttuğunu ifade etti. Yüzde 11,6’lık kesim ise geçmişte oruç tuttuğunu ancak şu anda tutamadığını söyledi. Bu veriler, ibadet alışkanlıklarında zaman içinde değişim yaşandığını da gözler önüne serdi.
Ankette yüzde 2,2’lik bir grup ileride oruç tutmayı düşündüğünü belirtirken, yüzde 15’lik kesim doğrudan oruç tutmadığını dile getirdi. Katılımcıların yüzde 1,8’i ise bu soruya yanıt vermedi. Özellikle Ramazan ayının toplumsal ve manevi ağırlığı düşünüldüğünde, düzenli oruç tutanların yüksek oranı dikkat çekici bulundu.
Yardımlaşma eğilimi güçlü kaldı
Araştırmada sadece ibadet değil, yardımlaşma başlığı da öne çıktı. Katılımcıların yüzde 78,6’sı fitre, zekât ya da sadaka verdiğini söyledi. Bu sonuç, toplumda paylaşma ve dayanışma kültürünün hâlâ güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü gösterdi.
Ekonomik şartların zorlaştığı bir dönemde dahi yardımlaşma oranının yüksek çıkması, manevi değerlerin sosyal yaşam üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme taşıdı. Özellikle Ramazan yaklaşırken bu tür verilerin kamuoyunda daha fazla tartışılması bekleniyor.
