Eski TBMM Başkanı ve AK Parti'nin kurucu isimlerinden Bülent Arınç, Süleymancılar cemaatine yönelik yürütülen soruşturma hakkında değerlendirmelerde bulundu. Arınç, Adalet ve İçişleri Bakanlarının soruşturmanın doğrudan bir cemaat veya tarikata yönelik olmadığı yönündeki açıklamalarına güvendiğini belirtirken, süreçte soruşturmanın gizliliğinin ve masumiyet karinesinin korunması gerektiğini söyledi.
Arınç'tan soruşturmanın gizliliği vurgusu
Devam eden soruşturmada gizlilik ilkesine aykırılıklar bulunduğunu savunan Arınç, iddianame hazırlanıp mahkeme tarafından kabul edilene kadar kişilerin masumiyet karinesinin gözetilmesi gerektiğini belirtti.
Sosyal medya ve bazı basın organlarında haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan kişilerin kamuoyu önünde suçlu gibi gösterildiğini ifade eden Arınç, adil soruşturma ve yargılanma hakkına dikkat çekti. :contentReference[oaicite:1]{index=1}
"Biz bunlarda taraf olamayız"
Süleymancılar cemaatiyle geçmişten gelen tanışıklığından söz eden Arınç, Kemal Kaçar ile hukuk fakültesinde öğrenciyken tanıştığını, cemaat mensubu olmamasına rağmen farklı şehirlerde bu çevreden kişilerle dostane ilişkiler kurduğunu anlattı.
Arınç, zaman içerisinde yaşanan anlaşmazlığın iki kardeş arasındaki siyasi görüş ayrılığından kuzenler arasındaki mal varlığı meselesine dönüştüğünü ifade etti. Bu tür anlaşmazlıklarda taraf olamayacaklarını belirten Arınç, hukuka aykırı bir durum bulunması halinde yargının gerekeni yapması gerektiğini söyledi. :contentReference[oaicite:2]{index=2}
Denizolgun'dan Arınç'a sert yanıt
Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu ve 27. Dönem AK Parti İstanbul Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun ise Arınç'ın açıklamalarına sosyal medya hesabından yanıt verdi.
Denizolgun, Arınç'ın ifadelerini "çarpıtma" ve "dezenformasyon" olarak nitelendirerek eski TBMM Başkanı'nın "tarihin yanlış tarafında" bulunduğunu savundu. Geçmişte yaşanan bazı olaylara ilişkin elinde bilgiler bulunduğunu öne süren Denizolgun, bunları kamuoyuyla paylaşabileceğinin mesajını verdi. :contentReference[oaicite:3]{index=3}
"Mesele mal mülk kavgası değil"
Arınç'ın aile içindeki anlaşmazlığı kuzenler arasındaki mal varlığı kavgası olarak değerlendirmesine karşı çıkan Denizolgun, yaşanan sürecin temelinde mal varlığı meselesinin bulunmadığını ileri sürdü.
Denizolgun, 2019 yılında çoğunluk hisse sahibi oldukları gerekçesiyle mahkeme kararı doğrultusunda İstanbul Kısıklı'daki bazı taşınmazlara gittiklerini belirtti. Bu dönemde babasının hesabına kira bedeli olduğu belirtilen yaklaşık 100 bin dolar yatırıldığını, parayı iade ettiklerini ve konuyu mahkemeye sunduklarını öne sürdü. :contentReference[oaicite:4]{index=4}
Rüşvet iddiasında bulundu
Denizolgun, karşı tarafın mahkemeleri etkilemek amacıyla bürokrasi, yargı ve siyaset içerisinde rüşvet dağıttığını da iddia etti. Ancak paylaşılan habere göre Denizolgun, bu iddiaların yargı makamlarınca doğrulandığını gösteren herhangi bir belge veya mahkeme kararı sunmadı. :contentReference[oaicite:5]{index=5}
Arınç'a "ahtapot sistemi" üzerinden soru yöneltti
Denizolgun ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce kullandığı "ahtapot sistemi" ifadesine atıfta bulunarak eleştirdiği grubun bu yapılanmanın "cemaat ayağı" olduğunu öne sürdü.
Bülent Arınç'ın söz konusu yapının üst yönetimine destek verdiğini iddia eden Denizolgun, Arınç'a bu yapıyla bir bağlantısının bulunup bulunmadığını sordu. Denizolgun ayrıca Arınç'ın oğlu Mücahit Arınç hakkında da çeşitli iddialar ortaya atarak, bunlara ilişkin elindeki bilgileri ilerleyen dönemde açıklayabileceğini ileri sürdü. :contentReference[oaicite:6]{index=6}
