Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, 2024 yılında Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yaklaşık 2 yıllık süreci raporlaştırdı. İstanbul'da düzenlenen toplantıda sunulan "Rojin Kabaiş Dosyası ve Adalet Mücadelesi Süreç Raporu"nda soruşturma sürecindeki gelişmelere yer verildi. Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut ise soruşturmada maddi hakikatin etkin ve bütüncül şekilde araştırılmadığını savundu.
Rojin Kabaiş için 2 yıllık süreç raporlaştırıldı
Van'da kaldığı KYK yurdundan 27 Eylül 2024 tarihinde ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamayan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş'in cansız bedeni, 18 gün sonra Van Gölü sahilinde bulunmuştu.
Kabaiş'in ölümünün aydınlatılması amacıyla kadınlar tarafından oluşturulan Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, kaybolduğu tarihten bugüne kadar geçen yaklaşık 2 yıllık süreci rapor haline getirdi.
Rapora ilişkin basın toplantısı İstanbul Beyoğlu'ndaki Divriği Kültür Derneği'nin toplantı salonunda gerçekleştirildi.
Hivda Selen raporun içeriğini açıkladı
Komisyon gönüllülerinden Hivda Selen, raporda resmi kurumların açıklamalarının, ortaya çıkarılan bulguların ve açıklanan raporların kronolojik olarak yer aldığını belirtti. Kabaiş ailesi ile kadınların adalet talebiyle gerçekleştirdiği eylem ve açıklamalar da rapora dahil edildi.
Selen, hukuki süreçlerdeki bazı gelişmelerin toplumsal baskının ardından gerçekleştiğini savundu. Adli Tıp Kurumu raporunun dosyaya eklenmesini buna örnek gösteren Selen, Kabaiş'in kaybolduğu güne ilişkin baz kayıtları ve telefon yazışmalarının da sonradan ortaya çıktığını ifade etti.
Selen ayrıca telefondaki bazı verilerin resmi kurumlar tarafından silindiğine ilişkin ellerinde bilgiler bulunduğunu ileri sürdü ve telefonun yurt dışına gönderilmesine yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Avukat Karabulut soruşturmadaki eksiklikleri anlattı
Toplantıda Rojin Kabaiş'in ailesi ile ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut'un değerlendirmesi de okundu.
Karabulut, soruşturmanın ilk yılında intihar ihtimali üzerinden ilerletildiğini ve bunun soruşturmanın etkinliğini zedelediğini savundu. Dosyanın 8 ay boyunca Van Barosu'ndan gizlendiğini belirten Karabulut, bunun dosyaya ve adalete erişim hakkını engellediğini ileri sürdü.
Karabulut, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesi kapsamında dosyada kısıtlılık kararı bulunduğunu ancak bu kararın Van Barosu açısından uygulanma biçiminin hukuka aykırı olduğunu savundu.
DNA bulgularına ilişkin açıklama
Karabulut'un değerlendirmesinde Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edildiği belirtilen iki farklı erkeğe ait DNA bulgularına da yer verildi.
Karabulut, DNA bulgularının 9 ay boyunca açıklanmadığını, söz konusu DNA'nın Kabaiş'in vücudunun hangi bölgesinde bulunduğuna ilişkin bilginin ise ancak bir yıl sonra paylaşıldığını belirtti. Bu gecikmelerin soruşturmanın etkili yürütülmesini engellediğini ve delillerin kararmasına dolaylı olarak neden olduğunu ileri sürdü.
Karabulut ayrıca olayın ardından Rojin Kabaiş'in intihar ettiği yönünde bir algı oluşturulduğunu savundu.
“Bazı kişilerin korunduğu yönünde algı oluşuyor”
Avukat Karabulut, 26 Haziran tarihli bilirkişi raporunda şüpheli olarak bildirdikleri kişilerin dosyada bulunduğunu ancak bu kişilerle ilgili ifade alma işlemi yapılmadığını öne sürdü.
Söz konusu kişilerin HTS ve baz kayıtlarının incelenmediğini ve DNA örneklerinin alınmadığını belirten Karabulut, bu durumun bazı kişilerin korunduğu yönünde ciddi bir algı oluşturduğunu ifade etti.
Adli Tıp Kurumu'nun rokuronyum maddesine ilişkin farklı bir şüphe ortaya koyan rapor hazırladığını da belirten Karabulut, mevcut hususlar birlikte değerlendirildiğinde maddi hakikatin bugüne kadar etkin ve bütüncül biçimde araştırılmadığı görüşünü dile getirdi.
Telefonun Çin'e gönderilmesine eleştiri
Karabulut, Rojin Kabaiş'in telefonunun açılması amacıyla Çin'e gönderilmesinin soruşturma açısından zaman kaybına yol açtığını savundu.
Telefonun Çin'e gönderilmesi ve bu süreçte geçen sürenin soruşturmanın ilerlemesini geciktirdiğini belirten Karabulut, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
