ABD’NİN AYAK BASTIĞI YERDE, OT DAHİ BİTMEZ
Literatürde ABD için hep söylenen, dillere pelesenk olmuş bir tabir vardır:
“Emperyalist, sömürücü ABD’nin ayak bastığı yerde ot bile bitmez.”
Bence ABD’yi en iyi tanımlayan kelime budur.
Şöyle bir bakalım:
Demokrasi getireceğiz palavrası adı altında, İsrail’in güvenliği için Irak’ı işgal ettiler.
Lideri Saddam Hüseyin’i öldürdüler.
Ordusunu bitirdiler.
Petrollerine yarım asır boyunca el koydular.
Bölük pörçük, enkaz hâlindeki bir ülke bırakıp gittiler.
Aynı demokrasi palavrasıyla Libya’yı işgal ettiler.
Kendilerine petrolden ve doğalgazdan zırnık koklatmayan Kaddafi’yi katlettiler.
Petrollerine yarım asır boyunca el koydular.
Geride enkaz hâlinde bir ülke bırakıp gittiler.
Afganistan’a girdiler.
Biraz boylarının ölçüsünü aldılar.
500 binin üzerinde Müslümanın kanına girdiler.
Yine enkaz hâlinde bir ülke bırakıp gittiler.
Birleşmiş Milletlere göre bağımsız bir ülke olan Suriye’ye girdiler.
Ülkenin yarısını işgal ettiler.
Petrolüne el koydular.
100 bin kişilik bir ordu donatarak İsrail’i güvenceye aldılar.
Hâlâ oradalar.
İran’ı şimdilik sınıyorlar.
Sanırım Türkiye de hedeflerinde.
Planlar yapıyorlar.
Truva atları İsrail ile birlikte.
Temel amaçları oradaki petrol ve doğalgaz yatakları.
Vietnam’ı ise anlatmaya gerek duymuyoruz.
İlk atom bombasını sivil insanların üzerine atan, milyonlarca cana kıyan Japonya’yı dillendirmiyoruz.
Kurbanlık koyun gibi ABD ve Batı silahlarıyla katledilen binlerce sivil Filistinlinin yaralarından hâlâ kanlar akıyor.
ULUSAL GÜVENLİK MİŞ(!)
Ve Amerika kıtasına gelelim:
Panama’yı halı bombardımanıyla yerle bir ettiler.
Liderini yargıladılar.
Ülkeyi enkaza çevirdiler.
Sebep: Panama Kanalı ve ulusal güvenlikleri, ekonomik kayıpları.
Nikaragua, Küba… ABD emperyalizminden nasibini alan ülkeler.
Ve şimdi gözü dönmüş bir başkanları var:
Ulusal güvenliğimiz tehlikede, ekonomik çıkarlarımız tehlikede...
Demokrasi getireceğiz palavrası adı altında, “30 trilyon dolar ekonomik açığımız var, bunu bir şekilde kapatmamız lazım.” gerçekleri altında bazı ülkelere gözdağı veriyorlar.
Şimdilik ilk hedefleri Venezüella oldu.
Dünyanın en büyük petrol yataklarına sahip bu ülkeyi önce ablukaya aldılar.
Sonra bombaladılar.
Şimdi de petrollerine el koyma peşindeler.
Brezilya, Meksika, Kanada, Alaska, Grönland… Buranın yerüstü ve yeraltı kaynakları ABD’nin izlemesinde.
Özetle dostlar, ABD budur.
Kendi menfaatleri söz konusu olduğunda babasını tanımaz.
İşgal eder, insanını öldürür, servetlerine el koyar.
Yıllarca demokrasi havarisi, dünyanın koruyucusu olarak ortalıkta dolaşan; bazı Türk filmlerinde olduğu gibi:
Önce kahraman olur, kızı kurtarır; sonra kendi tecavüz eder misalindeki gibi.
TÜRKİYE’NİN DURUMU
Ülkemizin de ulusal güvenlik meselesi var.
Yıllarca bize dayatılan terör örgütleri:
ASALA’sı, PKK’sı, DEAŞ’ı, PYD’si, YPG’si, Taliban’ı, El Kaide’si, IŞİD’i… vs.
Bunlar ABD imzası taşıyan kanlı terör örgütleri.
Say sayabildiğin kadar.
Bu kanlı örgütleri ulusal güvenlik meselemiz olarak ilan edip mücadeleye girdiğimizde, binlerce km öteden gelen ABD’yi ve Truva atı İsrail’i hep karşımızda bulduk.
Bu kanlı terör örgütlerinin arkasında, finansmanında hep onlar vardı.
Tabii emperyalist AB’yi ve onların şımarık çocuğu, beslemesi Yunan’ı da unutmamak gerekir.
Özetle dostlar, hep söylediğim gibi:
ABD ve medeni Batı bunlar.
Stratejik dost değil; stratejik düşmanlar.
Onlarla dost olacağına ayı ile aynı çuvala gir, çok daha iyi.
Özetle dostlar, ülkemizin güvenliği için bir olmak zorundayız.
Beraber olmak zorundayız.
Çok güçlü hava kuvvetlerine,
Güçlü bir orduya,
Güçlü bir savunma sistemine,
Güçlü bir ekonomiye
sahip olmak zorundayız.
Ve mümkün olursa nükleer silaha sahip olmak zorundayız.
Görünen o ki NATO, MATO artık hikâye.
Her ülkenin kendini koruması gereken yeni bir döneme giriyoruz.
Yüce TANRI ülkemizin yardımcısı olsun.
