İstanbul
Açık
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

SAYRAM BAYRAM DEDİKLERİ

YAYINLAMA:

1965’li yıllar.
Çocuktuk.
Anne babamızın dağ gibi gölgesinde,
Yarını, bugünü pek düşünmeden,
Çocukluğumuzu yaşamaya çalışıyorduk.
En sevdiğimiz günler de
Tabii ki bayramlardı.

Ben Silivri Çantalı Köylüyüm.
Senede bir kere,
Silivri’de kurulan panayırda duvarlarda gezen motosikleti izlemek,
O büyük salıncaklarda,
Ödümüz kopana kadar sallanmak,
Eğlenceden öte korkutucuydu.

Şeker Bayramı’nda tatlının her türlüsünü,
Kurban Bayramı’nda da etin alasını mideye indirir,
Büyüklerce sevilir,
Okşanırdık.
Onların gönül güzelliği içinde mest olurduk.

Özetle gönül dostları, o yaşlarda
Biz çocuklar için bayram her şeydi.

Bayram için çarşıdan pazardan
Esvapların en güzelini seçer,
O giysilerimizi hazine gibi çok özel saklar,
Bayram gelmeden asla giymezdik.

Arife günü heyecanın doruğa çıktığı gündü.
Bayram giyecekleri hazırlanır,
Yastık altına konur,
Uykusuz geçen gecede ertesi gün,
Bayram günü heyecanla beklenirdi.

Bayramlaşma ailenin en büyüğünün evinde yapılırdı.
Bu yer de rahmetli babamın eviydi.
Amcalar, halalar, teyzeler, yengeler, abiler, yeğenler
Hep orada toplanır
Ve bayramlaşılırdı.

Köy evinin salonu genişti ve bütün sülale oradaydı.
Oradaki akraba ve de yakınlara bakınca,
İnsan bir çocuk olsa da büyük aile olmanın
Gücünü, büyüklüğünü görür,
Kendini daha da güvende hissederdi.

Şeker Bayramları genelde çocukların bayramıdır bence.
El öpme aşamasına geçilince büyüklerin elleri ceplerine iner,
Küçükleri para ile, şeker-çikolata ile, sevgi ile
Mutlu ederlerdi.

Tabii bayram evde bitmezdi.
Bunun bir de köyü dolaşıp eş dost, yakın komşu
Ve de akrabaların evlerini dolaşma,
Oralardan da çocuk olarak parsayı toplama işi başlardı.

Bizim çocukluk arkadaşları
Ve de bayram ekibimiz belliydi.
İki teyze oğlu Ahmet ile Ali.

Plastik poşetlerimiz hazırdı.
Şeker ve para doldurmak için.

Kapılar tek tek çalınır,
Eller öpülür, nasipte ne varsa alınırdı.

Genelde tercih edilen evler,
Para ve de çikolata verilen evlerdi.
Bunun dışında akide, peynir şekeri veren evler akraba da olsa,
Çoğu zaman es geçilirdi.

Mekânı cennet olsun.
Bizim ailede büyük teyzemizin oğlu Yaşar Ağamız vardı.
Biz yeğenleri bile olsak elini pek cebine atmaz,
Bize hiç sevmediğimiz, şimdiki adı Mevlana Şekeri olan,
Bizim köy dilinde peynir şekerini ikram ederdi.

Onun bu durumunu bildiğimiz için biraz daha büyüdüğümüzde evine gitmez olduk.
Tabii şikâyet Ahmet, Ali ve de benim babama oldu.

Babam Recep Öncü durumu biliyordu;
Yaşar Ağamızı fırçaladı:
“Gelmezler tabii.
Oğlum, sen de peynir şekeri verme.
Cebinde akrep olmasın.
En yakınlarısın, çocukları arada para ile sevindir.”

Rahmetli babamın fırçası işe yaradı.
Ama para olarak değil.

Yaşar dayımız bize para yerine bayramlarda,
Karaoğlan, Teksas, Tommiks, Kinova, Zagor gibi evinde birikmiş olan resimli
Mecmualardan vermeye başladı.

İlginç olacak ama
Bu taktik çok daha işe yaradı.
Okumayı seven gençler olarak,
Sonraki bayramlarda
İlk ziyaret ettiğimiz ev rahmetlinin evi oluvermişti.

İşte böyle gönül dostları.
O bayramlar çocukluğumuzun en güzel günleriydi.
Ama şimdilerde değişti gibi biraz.

En son kızım Bürçe bunu bana hatırlattı.
Benim;
“Kızım, bayramlarda akrabaların elini öpmeyi, ziyaret etmeyi unutmayın.”
Türündeki uyarıma cevabı;
“Vallahi baba, sizin elinizi öperiz, sonra da tatile, dinlenmeye gideriz.”
Şeklinde oldu.

Anladım ki çağdaşlık arttıkça,
Eskiye rağbet de azalıyormuş.

 
 
Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız