FIRTINA TEPESİ VE ARNAVUT İNADI
Yazıma bir anekdot ile başlamak istiyorum.
Yer Fatih’te ÜLKÜCÜLERİN mekânı olarak
Bilinen bir kahvehane.
PKK terörünün en azgın olduğu yıllar
Dışarıda kar yağıyor.
Bu soğuk havada hırpani Doğu kılıklı üç kişi içeri girip,
TV karşısında haberleri seyretmeye başlıyorlar.
Bu arada televizyondan ŞEHİT haberleri veriliyor.
Ve bu üç arkadaş bu haberleri gülerek,
Kıkırdayarak seyrediyorlar.
İşte o anda hemen arka masalarında ki,
Boylu poslu üç genç ayağa kalkıyor,
Siz bizim ŞEHİDİMİZE nasıl gülersiniz diyerek,
Bu sapkınları eşek sudan gelene kadar dövüp,
Dışarıya karın içine atıyorlar.
İlgimi çekti bu üç delikanlıya sordum;
“Niçin dövdünüz ?”.
Abi biz Arnavut ”uz, bu vatanın ekmeğini yiyoruz.
Vatan için kanını dökenlere, bu alçakların gülmelerine
Dayanamadık. Hadlerini bildirdik”.
Ne diyelim ellerine sağlık bu aslanların.
ARNAVUT KAZIM
Gönül dostları bugün,
Bir evladı Fatiha’nı,
Bir kahramanlık manzumesini.
Mücadelenin önünde hiçbir engelin duramayacağını,
Örnekleri ile yazmak istiyorum.
Yazımızın başkahramanı Kazım Doday.
Sonra ki adıyla Fırtına Kazım.
Kazım Doday yıllar önce serhat boylarına,
Giden akıncı kahramanlarımızın torunu.
Osmanlı zamanında gözde eyaletlerden olarak bilinen,
Arnavutluk’ta yaşayan bir vatan evladı.
1900”lü yılar.
Arnavutluk’tu fakirlik üst düzeyde.
Kuraklık ve de Sırp Çetecilerin baskınları,
Kazım Doday Dedemizi çileden çıkarıyor.
Yeni bir nefes yeni bir yaşam bulma umudu ile
Çadırını at arabasına yükleyip,
İstanbul ”un yolunu tutuyor.
Edirnekapı surlarının dibine çadırını kurup.
Ekmek parası peşine düşüyor.
Hamallık, inşaat işçiliği aklınıza ne gelirse her işi yapıyor.
Üç beş kuruş biriktirip,
Bazı hemşerilerinin tavsiyesi ile önce Balat’a,
Oradan da Alibeyköy’e gidiyor.
Orada GECEKONDU kurmak küçük bir arsa satın alıyor.
Ancak arsanın yeri tam tepede.
Tepenin adı da FIRTINA Tepesi.
O devirde o şartlarda,
Elde bir keser üç beş çivi ve de tahta ile buraya,
Bir barınak kurmak zor iş.
Ama Kazım yiğidin iradesi zoru başarıyor.
Rüzgârdan tahta uçmalar,
Çatı çökmeler onu yolundan döndüremiyor.
Sonunda Fırtına tepesinin en uç noktasına,
Gecekondusunu kuruyor.
İlk iş olarak ta muhterem eşi Huriye’yi,
Arnavutluk’tan alıp onlar için SARAY olan,
Gecekondusuna yerleştiriyor.
Sonra yine mücadele yine ekmek parası savaşı.
Ve bu sırada Çanakkale Savaşı kopuyor.
Kazım Reisimiz dede yadigârı çakaralmaz MARTİNİNİ alarak,
Cepheye koşuyor.
Esat Paşanın komutasında savaşıyor.
Orada da gözünü budaktan sakınmayan,
Bir aslan olarak mücadele ediyor.
Ve düşmanı denize döküyorlar.
Kazım Dedemizin mücadelesi bu kadarla da bitmiyor.
İstiklal Harbi sırasında,
Mahmut Gökçe, Ali Sayan adlı iki arkadaşı ile bir birlik kurup,
İstanbul ”da ki İngiliz Cephaneliğini basın,
Elde ettikleri silahları.
Milli Mücadele kahramanlarına,
Atatürk ve de TÜRK yoldaşlarına gönderiyorlar.
Ve lakabıyla mağrur Arnavut Kazım,
Bu büyük yaşam mücadelesinin sonunda en büyük ödülünü alıyor.
Soyadı değişiyor;
“FIRTINA Kazım” oluyor.
Ve bu Kazım Dedemizin torunu Haluk Fırtına ile eşi,
Huriye Fırtına bizim kapı komşumuz.
Dedelerini , anlattıkça gözleri hep dolu dolu oluyor.
Ne diyelim.
Mekânın cennet olsun vatan evladı FIRTINA KAZIM.
Yüce TANRI rahmetini üzerinden esirgemesin.
