Bettânî’nin Mirası Teknofest’in Heyecanı
Şanlıurfa'da 30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Teknofest, benim için yalnızca bir teknoloji etkinliği değildi. Orada yarışmacı olarak yer aldım; Türkiye ikinciliği elde ettim. Fakat geriye dönüp baktığımda aklımda kalan, aldığım dereceden daha geniş bir manzara: İlkokul çağındaki çocuklardan ortaokul ve lise öğrencilerine, üniversitelilerden yüksek lisans ve doktora seviyesindeki gençlere kadar, aynı merakın ve aynı iddianın etrafında buluşan insanlar…
İnsanın böyle bir kalabalığın içinde kendine sormadan edemediği bir soru var: Bir ülkenin teknoloji yolculuğu nerede başlar? Laboratuvarda mı, atölyede mi, yarışma alanında mı? Belki de önce, “Biz de yapabiliriz” diyen bir zihinde başlar.
Şanlıurfa'nın bu soruya verdiği cevap, geçmişle bugün arasında kurulan bağda saklı. Harran'dan yetişen büyük astronom ve matematikçi Bettânî, asırlar önce gökyüzünü dikkatle inceleyen, hesap yapan, merakının peşinden giden bir bilim insanıydı. Bugün onun adını anarken yalnızca tarihî bir kişiliği hatırlamıyoruz; aynı zamanda bu topraklarda düşünmenin, araştırmanın ve bilgi üretmenin köklü bir geçmişi olduğunu da hatırlıyoruz.
Elbette Bettânî'den bugünkü teknoloji çalışmalarına uzanan, kesintisiz ve doğrudan bir çizgiden söz etmek doğru olmaz. Arada büyük tarihî kırılmalar, değişen şartlar ve kapanan fırsatlar var. Ama bilimsel merakın, öğrenme arzusunun ve insanlığın ortak bilgi birikimine katkı sunma idealinin zamanlar üstü bir tarafı var. Bettânî'nin gökyüzüne yönelttiği dikkatle bugün bir gencin roketine, yazılımına, insansız hava aracına ya da başka bir teknoloji projesine yönelttiği emek arasında, işte bu ortak ruh bulunuyor.
Teknofest alanında gördüğüm çeşitlilik, bu ruhun yalnızca belli bir yaşa ya da uzmanlık düzeyine ait olmadığını gösterdi. Küçük yaşta bir fikrin peşine düşen çocuk da vardı; yıllarını araştırmaya vermiş gençler de. Her biri farklı bir noktadan yola çıkmıştı ama hepsinin önünde benzer bir hedef duruyordu: Öğrenmek, denemek, üretmek ve daha iyisini yapmak.
Bu tablo bana millî bilincin yalnızca geçmişle övünmekten ibaret olmadığını düşündürdü. Geçmişin büyük isimlerini anmak elbette önemlidir; ancak onların mirasına gerçek anlamda sahip çıkmak, bugün yeni sorular sorabilmek ve o sorulara cevap arayan insanlara imkân sunmakla mümkündür. Millî ruh da yalnızca ortak bir heyecan duymak değil; o heyecanı bilgiye, emeğe ve üretime dönüştürebilmektir.
Benim Türkiye ikinciliği elde etmiş olmam, bu büyük resmin içindeki kişisel bir hatıra. Bu derece benim için kıymetli; çünkü arkasında hazırlık, emek ve yarışma heyecanı var. Ancak Teknofest'ten aldığım asıl duygu, derecelerin ötesinde bir şeydi: Üreten bir Türkiye fikrinin yalnızca bir slogan olmadığını; farklı yaşlardan insanların çabasında, ortaya koydukları projelerde ve birbirlerinden öğrenme isteğinde somutlaştığını görmek.
Teknoloji yarışmaları, gençlere yalnızca birincilik ya da ikincilik kazandırmaz. Fikirlerini sınama, başarısızlıktan öğrenme, takım çalışması yapma ve bir düşünceyi somut bir ürüne dönüştürme deneyimi verir. Bir çocuğun ilk projesine duyduğu heyecanla bir doktora öğrencisinin araştırma disiplinini aynı alanda görmek, bu yüzden çok değerli. Çünkü yarının bilim insanları ve mühendisleri, yalnızca bilgiyle değil; merak etmelerine, denemelerine ve emeklerinin karşılığını görebilecekleri ortamlara sahip olmalarıyla yetişir.
Şanlıurfa'da, Bettânî'nin hatırasıyla anılan bu şehirde, binlerce kişinin teknoloji etrafında buluşması ayrıca anlamlıydı. Bu buluşma bize geçmişin yalnızca ziyaret edilecek bir hatıra olmadığını; geleceğe yön verirken güç alınabilecek bir kaynak olduğunu gösterdi. Şimdi mesele, Teknofest'te duyulan heyecanın etkinlik günleriyle sınırlı kalmaması. O heyecanı okullarda, üniversitelerde, atölyelerde ve araştırma merkezlerinde sürekli kılmak; gençlerin merakını desteklemek ve üretme imkânlarını çoğaltmak gerekiyor.
Bettânî gökyüzüne baktı; bugünün gençleri kendi sorularına, kendi araçlarına ve kendi hedeflerine bakıyor. Aradan geçen yüzyıllar çok şeyi değiştirdi. Fakat merak eden, hesaplayan, deneyen ve bulunduğu yerden dünyaya katkı sunmayı isteyen insanın arayışı değişmedi.
Şanlıurfa'daki Teknofest'te gördüğüm manzara bana bunu yeniden hatırlattı: Millî teknoloji hamlesi, geçmişin birikimini geleceğin emeğiyle buluşturabildiğimiz ölçüde güçlenecek. Ve o geleceğin içinde, daha ilkokul sıralarındayken hayal kurmaya başlayanlardan doktora araştırmalarını sürdürenlere kadar herkesin yeri var.
