Devlet Bahçeli'den Bursa'da flaş açıklamalar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Yunanistan yönetimi ayağımızın altında dolaşmaktan, damarımıza basmaktan vazgeçmelidir, taciz ve tahriklerine derhal son vermelidir." dedi.

Devlet Bahçeli'den Bursa'da flaş açıklamalar

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Uçurum kenarlarında oyalanma arayışında değiliz. Meçhul ve müphem bir istikametin kulvarına sürüklenme niyetinde değiliz. Hele hele Türkiye'nin zillete düşmesine katiyen tahammül edecek değiliz. Bu nedenle adayımız belli, kararımız nettir. Nitekim cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan'dır." dedi.

Bahçeli, Bursa'da Gökdere Meydanı'nda partisince düzenlenen "2023'e Doğru: Aday Belli, Karar Net" başlıklı açık hava toplantısında yaptığı konuşmada, kalbi Türkiye sevdasıyla çarpan herkesi özlemle kucakladığını ve tarih kenti, ecdat yadigarı Bursa'yı çok sevdiklerini söyledi.

Türk milletini başlarının tacı, gözlerinin nuru, gönüllerini suru olarak gördüklerini belirten Bahçeli, "Biz Türk vatanını can emanetimizden daha ileri sayıyoruz. Duruşunuz dosta güven, düşmana korku salıyor. Şuurunuz istikbalin kör noktalarına ışıklar saçıyor. Ne mutlu sizlere ki iradeniz Uludağ'ın zirvelerini andırıyor. Ne mutlu sizlere ki itibarınız ve iddialarınız 696 yıllık bir maziyle anıtlaşıyor. Tarihin dili olsa da konuşsa, şakır şakır Bursa'yı anlatsa. Kuruluşumuzun şöhretidir Bursa, kutlu fetihlerimizin saçak saçak serpildiği diyardır Bursa. Biz kahramanlıkla ve kardeşlikle geçen Türk-İslam asırlarının canlı şahidi yeşil Bursa'dan razıyız, Allah da razı olsun." diye konuştu.

Bahçeli, 4 Eylül'de Sivas'taki açık hava toplantılarının iyi geçtiğini ifade etti.

Gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri'nin ilk açık hava toplantısını Sivas'ta gerçekleştirdiklerini, siyasi kampanya döneminin meşalesini bu şehirden yaktıklarını dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Huzurlarınızda Sivaslı kardeşlerimize, Amasyalı kardeşlerimize, Tokatlı kardeşlerimize, Çorumlu kardeşlerimize, Yozgatlı kardeşlerimize müteşekkir olduğumu ifade ediyorum. Geride kalan günlerde Sivas açık hava toplantımızı aklı eren de ermeyen de bilen de bilmeyen de iyi niyetli olan da olmayan da devamlı konuştu, tartıştı. Bu ne ki daha bir şey görmediler. Allah'ın izniyle, milletimizin takdiriyle gördükleri, göreceklerinin yanında devede kulak kalacak. Turpun büyüğünün heybede olduğuna 2023 yılında mecburen tanık olacaklar. İlk açık hava toplantımızdan sonra zillete düşen odakları korku dağları sardı. Türkiye'ye diş bileyen mihraklar kabusla tanıştı. Sokak röportajlarıyla Cumhur İttifakı'nı kötüleyip zillete methiye düzenler, sosyal medya kanalıyla algı düzenekleri kuranlar küçük dillerini yuttular. Türkiye'nin kendilerinden ibaret olmadığını çok açık idrak etmek zorunda kaldılar. Sadece kimyaları değil, matematikleri de bozuldu, bütün hesapları ters yüz oldu."

Milliyetçi Hareket Partisini küçümseme ve küçük görme yanlışına düşenler olduğunu anlatan Bahçeli, "Soytarılara diyorum ki cesaretiniz varsa Sivas’tan sonra gelin de Bursa’ya bir bakın." ifadesini kullandı.

Anket şirketlerini eleştiren MHP Genel Başkanı Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ey parayı verenin düdüğünü çalan kiralık anket şirketleri, biz sizin ederinizi de ciğerinizi de cibilliyetinizi de ciddiyetsizliğinizi de çok iyi biliriz. Bizim anketlerimiz maaşa bağlanmış paragöz kamuoyu araştırma şirketleri değil, Bursa'dır, Balıkesir'dir, Çanakkale'dir, Bilecik'tir, Yalova'dır, A'dan Z'ye büyük Türk milletidir. Türkiye düşmanlarına piyonluk yapan bir avuç devşirme istedi diye ülkülerimizin kubbesi asla devrilemez. Hep dedim, yine diyorum; iman varsa imkan vardır, irade varsa ihanet tutunamayacaktır. Millet varsa ümit vardır, ülke vardır, parlak bir istikbal hepimize kucağını açmıştır. Zafer sabredenlerin ve inananların sadık yaridir."

Bahçeli, miting alanında toplananlara, "Vatana sahip çıkacak mısınız, bayrağa sahip çıkacak mısınız, Türkiye'ye sahip çıkacak mısınız, hakkınıza, haysiyetinize, hukukunuza sahip çıkacak mısınız?" diye sorarak, "Evet." cevabı aldı.

Birlikte her zorluğu aşmaya muktedir olduklarını belirten Bahçeli, "Kim hangi oyunu oynarsa oynasın, kim hangi tuzağı kurarsa kursun, ayrılmayacağız, ayrışmayacağız, aramızda ayrık otu barındırmayacağız, bihakkın saflarımızı sıkı tutacağız, el ele, gönül gönüle Kızılelmaya doğru ilerleyeceğiz. Yılmayacağız, yıkılmayacağız, yıktırmayacağız, mutlaka başaracağız. Taviz vermeyeceğiz, teslim olmayacağız, tembellik gösteremeyeceğiz, mutlaka kazanacağız. Cumhuriyet’in 100'üncü yıl dönümünde cumhurun muhteşem zaferine hep birlikte omuz vereceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı adaylarının belli, kararlarının net olduğunu aktaran Bahçeli, şunları kaydetti:

"Sözümüz sözdür değerli adayımızın da kararımızın da sonuna kadar arkasındayız. Bulanık sularda balık avlama merakında değiliz. Uçurum kenarlarında oyalanma arayışında değiliz. Meçhul ve müphem bir istikametin kulvarına sürüklenme niyetinde değiliz. Hele hele Türkiye’nin zillete düşmesine katiyen tahammül edecek değiliz. Bu nedenle adayımız belli, kararımız nettir. Nitekim cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan'dır."

Türkiye düşmanlarına karşı aynı çizgide olduklarını dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

"Zillette hayır yoktur. Zillette umut yoktur. Zillette ufuk yoktur. Zillet partileriyle ulaşılacak bir gelecek yoktur. Alın birini vurun diğerine, karanlık zihniyet açısından birbirlerinden hiç farkları yoktur. Ancak son günlerdeki sancılı gelişmelerden sonda zillet ittifakı paramparçadır. Bu ittifakın çatısını alev almıştır. Altılı masa çatlamış, patlamış, batağa saplanmıştır. Paçası tutuşan, korkuya kapılan Kılıçdaroğlu, 'İnadına beraber olacağız' demek zorunda kalmıştır. Kılıçdaroğlu bilmelidir ki beraberlik inatla değil inançla olur, ihtiramla olur. Nitekim zillet ittifakında inanç yoktur, ilke yoktur, irfan yoktur, irade kesinlikle yoktur. Bu ittifak Türkiye'yi ahtapot yönetimine mahkum etmek için fırsat kolluyor. Ahtapotun altı kolu, iki ayağı olduğu son yapılan araştırmalarla belli olmuştur.

Zillet ittifakı ahtapot gibi Türkiye'ye sarıp kemirmenin çabasındadır. Ahtapotun altı kolu bilinmektedir, diğer iki ayağı ise HDP ile emperyalizmin ana unsurlarından ibarettir. Bizim ahtapot siyasetine feda edilecek bir ülkemiz olamayacaktır. Bizim peşkeş çekilecek milli servetimiz, rehin edilecek milli varlığımız, yüz çevrilecek tek bir insanımız söz konusu değildir. Zillet ittifakının içinden malumu ilan eden, en azından dürüst açıklamalarda bulunan siyasetçiler de vardır. Son günlerde bunların iddiaları altılı masayı zelzele gibi sallamış, neredeyse devirme noktasına getirmiştir. HDP'nin desteğiyle büyükşehir belediyelerini kazanan partiler, şimdi HDP'ye bakanlık vaatlerinin ifşa edilmesiyle tartışmaların içine gömülmüşlerdir. İttifak içi sürtüşmeler ileri bir aşamaya taşınmıştır. HDP'ye bakanlık vermek demek teröristlerin tıpkı belediyeler gibi bakanlıklara yerleşmesi demektir. HDP'ye bakanlık sözleri PKK'nın devlete tutunması, ihanetin ve melanetin konuşlanması demektir."

"Cumhurbaşkanlığı adaylığına hazır olduğunu açıklarken bir yalvarmadığı kalmıştır"
Devlet Bahçeli, "CHP ve diğer zillet partileri bebek katiliyle, terörist Demirtaş'la, Sorosçu Kavala'yla iş birliği halindedir. Gizli ajandaları, gizli gündemleri HDP'yle koalisyon kurmak, PKK'ya bakanlık vermektir. İYİ Parti'de bulunup fikri mazilerine bağlı kaldıklarını iddia edenler HDP'yi nasıl hazmedeceklerdir? Tiyatrodan ibaret karşılıklı atışmalar yaşansa da bu zillete nasıl 'tamam' diyeceklerdir? CHP'li belediyelerden ihale ve makam koparma peşinde koşanlar iyi olamazlar, milli olamazlar, ahlaklı hiç olamazlar." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, Millet İttifakı'nın cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecine ilişkin tartışmalara değindi.

Pazarlıkların kızıştığını, rekabetin hızlandığını ifade eden Bahçeli, şunları anlattı:

"Karşılıklı kuyular kazılmıştır. Kılıçdaroğlu, altılı masada çatlak olmadığını, parti başkanlarının uzlaşması halinde cumhurbaşkanlığı adaylığına hazır olduğunu açıklarken bir yalvarmadığı kalmıştır. Bunlar hala aday kim olacak onu tartışıyorlar. HDP'nin ağzına bir parmak bal çalarak masanın altında tutmaya çalışıyorlar. Bursa'dan söylüyorum, zillet ittifakı kaostur, krizdir, kifayetsizliktir, Türkiye'yi onlarca yıl geriye götürme projesidir. Zillet ittifakı çıkarcıların ortaklığı, mal paylaşımının, ganimet bölüşümünün müşahidi, makam ve koltuk hırsıyla yoldan çıkanların ana mihveridir. Boşuna milletimizi meşgul etmesinler. Boş boş konuşup da gündemi kirletmesinler. Zillet ittifakının cumhurbaşkanı adayını 6+1 formatlı masa değil, dış güçler belirleyecektir. Biden'dan onay almadan 'Adayımız budur' diyemezler. Türkiye düşmanlarının elini eteğini öpmeden aday çıkaramazlar. Kılıçdaroğlu'nun 'FETÖ'cüleri göreve iade edeceğim' demesi özellikle ABD'ye verilmiş güvencedir, 'Ne isterseniz yaparım, kanlı ve hain senaryolarınıza hizmet ederim' mesajıdır. Halbuki bizim adayımız belli, kararımız nettir. Sağlam irade, milletin adamı Sayın Recep Tayyip Erdoğan bir kez daha cumhurbaşkanı seçilmelidir."

Bahçeli, Millet İttifakı'nı oluşturan partilerin tek ortak söyleminin "Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem" olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Başka hikayelerini bilen ve duyan yoktur. Kaldı ki anlatacakları hiçbir şeyleri yoktur. Dış politikada sınıfta kalmışlardır. Tarihin, gündemin ve gelişmelerin çok gerisine düşmüşlerdir. Ekonomide haksız ve ahlaksız iftiralar dışında dile getirdikleri, umutları sulayacak tek bir şey söylemekten acizlerdir. Faziletleri olmadığı gibi fikirleri de yoktur. Türkiye'ye bağlılıkları, millete sadakatleri çölleşmiş, suyunu çoktan çekmiştir. Zillet ittifakının vaadi Türkiye'yi siyasi istikrarsızlık dönemlerine geri döndürmektir. Hükümet krizlerinin, demokrasi dışı müdahalelerin, yürütmede çift başlılık açmazlarının tekrar doğmasını hedeflemenin dışında telaffuz ettikleri ikinci bir husus yoktur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne 'ucube' diyorlar. Tek adam rejimi sözleriyle kara çalıyorlar. Esasen kendilerini anlatıyorlar, aynadaki yansımalarını aktarıyorlar.

Utanmayan yüzden, yağmur almayan güzden, kalp inciten sözden, fırıl fırıl dönen gözden, tütmeyen bacadan, iki yüzlü dosttan, merhametsiz insandan, vermeden alan elden, dua bilmeyen dilden, şükür bilmeyen kalpten, gerçekleri çarpıtan siyasetçiden Rabb'im cümlemizi korusun."

Devlet Bahçeli, çok partili seçimlerin yapıldığı 21 Temmuz 1946'dan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yönetim hayatına resmen girdiği 9 Temmuz 2018'e kadar geçen 72 yıllık zaman diliminde 51 hükümetin görev yaptığını anımsattı.

Bahçeli, "Bu 72 yıl boyunca, 17 koalisyon hükümeti, 6 azınlık hükümeti, 3 darbe hükümeti, 2 de geçici hükümet kurulmuştur. Azınlık ve koalisyon hükümetlerinin ortalama görev süresi 1 yıl 10 gün olmuştur. Kısa ömürlü hükümetler, cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan gerilimler, koalisyon partileri arasındaki kutuplaşmalar, hükümet kurma aşamasındaki anlaşmazlıklar, milletimizi sürekli hayal kırıklığına uğratmıştır. Kayıp seneler geleceğimizden çalmıştır." görüşünü paylaştı.

15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsünün parlamenter sistemin iflasını belgelediğini ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türk milleti ve Türk devleti yeni bir yönetim reformuna acilen ihtiyaç duymuştur. Bu ihtiyaç da geniş katılımlı, demokratik ve adil bir çerçevede milli iradenin takdir ve teveccühüyle karşılanmıştır. 9 Temmuz 2018'den bugüne kadar Türkiye, devamlı ve artan ölçekte operasyonlara, siyasi, ekonomik ve diplomatik saldırılara maruz kalmıştır. Şayet son 4 yıllık sürede parlamenter sistem hakim olsaydı, yıkılan hükümetler, erken seçimler, istikrarsızlık ve huzursuzluk öne çıkar, maalesef kaybolan yıllara yenileri ilave edilmiş olurdu. Dahası terörle mücadele bu kadar yüksek bir kararlılıkla yapılamaz, Kovid-19 salgınıyla tesirli mücadele edilemez, dış baskılara, dış dayatmalara, kanlı provokasyonlara ve pek çok sıkıntıya bu derecede direnç gösterilemezdi."

Parlamenter sistemde devlet hayatında yetki ve sorumluluk karmaşasının egemen olduğunu, hükümetin bunalımlarından millete hizmete bir türlü sıranın gelmediğini dile getiren Bahçeli, Cumhur İttifakı olarak milletten aldıkları güçle bu olumsuz tabloya neşter vurduklarını kaydetti.

Bahçeli, yönetim sisteminde kalıcı ve köklü bir reform yaptıklarını anlatarak, "Siyasi istikrarı kurumsallaştırdık, devlet ve millet dayanışmasını üst bir seviyede güncelledik, daha da kuvvetlendirdik. Bu milli kazanımın, bu demokrasi başarısının neresi ucubedir? Neresinde tek adamlığın lekesi bulunmaktadır? Parlamenter sistemin krizlerinden beslenenler, kargaşaya ve karanlığa umut bağlayanlar hiç mi utanmıyor? Hiç mi sıkılmıyor? Hiç mi vicdan sızısı çekmiyor?" ifadesini kullandı.

Devlet Bahçeli, millete ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışanların tek amacının, yıkmak, yakmak, kırmak, tahrip etmek ve temellere dinamit koymak olduğunun ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Fakat başaramayacaklar, Türkiye'yi asla geçemeyecekler, cumhurun iradesini yenemeyecekler. Mühürlü kalpler şimdi kulaklarını kabartıp bizi dinlesinler, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ve son 4 yıllık zaman diliminde özetle şunlar gerçekleşmiştir. Öncelikle, Türkiye kategorik ve kesintisiz diriliş ve yükseliş azmi gösterdi. Egemenlik haklarımıza, milli bekamıza ve milli çıkarlarımıza korkusuzca sahip çıkıldı. Bölücü terörün başı ezildi, yurt içinde ve sınır ötesinde müstesna sonuçlar alındı. Rahmetle ve saygıyla andığımız şehitlerimizin kanı yerde bırakılmadı. Nerede bir mazlum varsa, nerede hakkı yenmiş bir masum bulunuyorsa, nerede barış ve huzura susamış mağdur görülmüşse Türkiye orada yerini aldı. Kıbrıs'ta eşit ve egemen iki devletli bir çözüm iklimi yeşerdi. 46 yıldır kapalı kalan Maraş açıldı, doğal olarak dünya ayağa kalktı. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi açıldı; husumet cephesi adeta kudurdu."

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yollar, köprüler, camiler yapıldığını, "zillet"in keyfinin kaçtığını, dengesi bozulduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

"28 yıl sonra Karabağ esaret ve işgalden kurtarıldı, Türklük bahtiyarlık yaşadı. Libya'yla imzalanan anlaşmayla Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi tecrit etmek isteyenlerin komploları yerle yeksan edildi. Abdülhamid Han sondaj gemimizle birlikte 4 sondaj, 2 de sismik araştırma gemimiz sayesinde Türkiye’nin Mavi Vatan'daki varlığı ve kararlılığı sergilendi, enerji alanında yeni bir vizyon haritası çizildi. Türk Konseyi 8'inci Devlet Başkanları Zirvesi'nde hayalini kurduğumuz Türk birliğine tarihi bir adım atıldı, Türk Devletleri Teşkilatı kuruldu. Türkiye komşularıyla dostluk çemberini genişletmeye başladı. Ermenistan, İsrail, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ile diyalog kanalları açıldı. Rusya ile Ukrayna arasında devam eden yıkıcı savaşın kalıcı çözüm ve barışla sonlanması maksadıyla samimi, çok boyutlu, dengeli ve herkesi imrendiren atılımlar yapıldı. Antalya ve İstanbul'da Rusya ve Ukrayna temsilcilerine kucak açılıp müzakere ve mütareke arayışlarına muazzam katkılar sağlandı. 'Tahıl koridoru' anlaşmasıyla merhamet ve vicdan diplomasisi kuvveden fiile geçti. Açlık çeken milyonların sesine kulak verildi."

Bahçeli, son günlerde tahıl koridoruyla ilgili gerek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yerinde uyarısı gerekse de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın haklı ifadelerinin mazlumlara kimlerin kol kanat gerdiğini, kimlerin de sadece kendi kursağını düşündüğünü ortaya koyduğunu söyledi.

Bazı Avrupa ülkelerinin tahıl yüklü gemilerin rotasını kendilerine çevirmelerinin aç gözlülük olduğunu belirten Bahçeli, "Bu gemilerin takip edilip hedef ülkelere ulaşmaları dünyanın bir numaralı gündemi olmalıdır. Türkiye açlıktan bir deri bir kemik kalmış gariplerin yanındadır. Türk milleti 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' buyruğunun izindedir. Dileğimiz Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an evvel sona ermesidir. İnsanlığın barışa ve huzura ihtiyacı vardır. Ayrıca yerinden ve yurdundan edilmiş göçmenlerin çığlığı duyulmalıdır. Ülkemizde misafir bulunan Suriyeli sığınmacıların da güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşleri kesinlikle sağlanmalı, Türkiye bu yükten artık kurtulmalıdır." ifadesini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yunanistan hükümetine yönelik şunları kaydetti:

"Bu ülke yönetimi ayağımızın altında dolaşmaktan, damarımıza basmaktan vazgeçmelidir. Taciz ve tahriklerine derhâl son vermelidir. Dünyadan Türkiye'yi derhal kınamasını isteyen Yunanistan hükümetinin, aksi halde Avrupa'nın 'Ukrayna’nın ardından yeni bir savaş' riskiyle karşı karşıya kalacağını öne sürmesi ateşle oynamaktır. Üzerinde haksız ve hukuksuz şekilde oturduğu adalar helali hakkımızdır, ayranımızı kabartmasınlar, sabrımızı zorlamasınlar, denize dökülmeyi tekrar canları çekiyorsa sadece bize söylesinler. Ege'nin bir yakasından diğer yakasına ulaşmak bizim için çocuk oyuncağıdır."

Vaktin, hiçbir ayrım yapmadan bayrak, vatan ve millet ortak paydasında kucaklaşma vakti olduğunu anlatan Bahçeli, şunları söyledi:

"Bizim düşünce ve inanışımıza göre, Türkiye'de yaşayan 85 milyon vatandaşımız Cenabı Allah'ın kutsal bir emanetidir. Her yöremizi, bin yılın barışından ve kardeşliğinden doğmuş her insanımızı bağrımıza basıyoruz. Herkese elimizi uzatıyoruz ancak bölünme gayreti içerisinde olanları da affetmemizin mümkün olmadığını buradan ilan ediyoruz. Bilinmelidir ki bu vatan sokakta bulunmamıştır. Bu devlet icazetle kurulmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milli kimliği şehit kanlarıyla kazanılmıştır. Hiç kimse merak etmesin, enflasyon çıktığı gibi inecektir ama asıl fitne fücur enflasyonunun, tezvirat ve tefrika stokundaki artışın önüne geçmek, buna engel olmak da boynumuzun borcudur. Demokrasi, doğal farklılıklarımızı hukuk zemininde koruyan yegane rejimdir. Fakat demokrasi vatanın bölünmesinin ve milletin ayrışmasının gerekçesi olamayacak, zillet ittifakının elinde istismar edilmesine göz yumulmayacaktır. Çağrımız birliğe, dirliğe ve kardeşliğedir."

Bursa'nın kurtuluşunun 100'üncü yıl dönümü olduğunu hatırlatan Bahçeli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarını ve aziz şehitleri andı.

Daha sonra Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş tarafından Bahçeli'ye "Bursa kılıcı" hediye edildi.

Açık hava toplantısına, Bursa'nın yanı sıra çevre illerden de çok sayıda kişi katıldı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER