Dang virüsü, Flavivirüs ailesinden bir patojen ve insanlara Aedes cinsi dişi sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor. İnsandan insana dokunma, öpüşme ya da hava yoluyla geçmiyor. Ancak bir tehlike var; hasta bir insanı ısıran sağlıklı sivrisinek virüsü kapıp başkalarına taşıyabiliyor.
Virüsün birbirine benzeyen ama farklı antijenik yapıda dört ayrı serotipi bulunuyor. İşin en sinsi tarafı da burada. Bir serotipi atlatan kişi ona karşı bağışıklık kazanıyor, fakat yıllar sonra farklı bir serotiple enfekte olursa bağışıklık sistemi aşırı tepki veriyor ve hastalığın ölümcül seyretme riski katlanıyor.
Dang virüsü Türkiye'de var mı?
Şimdilik ülkedeki vakaların tamamı yurt dışı seyahatlerinden dönen hastalardan oluşuyor. Ancak rehavete kapılmamak gerek. Türkiye'ye komşu Orta Doğu ülkelerinde virüsün 1 ve 2 numaralı serotipleri aktif dolaşımda. Üstelik virüsü taşıyabilen istilacı Aedes albopictus sivrisinekleri, Rize çevresi başta olmak üzere Karadeniz sahilleri ile İstanbul'a çoktan yerleşti. Yurt dışından virüslü bir kişinin gelmesi halinde yerel salgın riski masada duruyor.

Belirtiler ısırıktan günler sonra ortaya çıkıyor
Şikayetler sivrisinek ısırığından ortalama 4 ila 10 gün sonra başlıyor. Aniden 40 dereceye fırlayan ateş, şiddetli kemik ve eklem ağrıları, göz arkasında oyucu bir ağrı, ciltte döküntüler, baş ağrısı ve bulantı en belirgin işaretler. Riskli bölgelere seyahat dönüşünde bu belirtileri yaşayanların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması hayati önem taşıyor.
Tedavide tek güvenli ilaç parasetamol
Virüsü doğrudan yok eden bir antiviral ilaç henüz yok; tedavi sıvı dengesini korumaya dayanıyor. Ateş ve ağrı için yalnızca parasetamol kullanılabiliyor çünkü diğer birçok ilaç kanama riskini artırıyor. Qdenga gibi onaylı aşılar mevcut. En etkili korunma ise sinek kovucu kullanmak, uzun giysiler giymek ve durgun su birikintilerini ortadan kaldırmak.
