Çarşamba günü duyurulan karar, caminin yönetimi üzerindeki Filistin etkisini tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen "tarihi ve tehlikeli bir ihlal" olarak nitelendirildi. El Halil Belediyesi, yaptığı açıklamada, bu yetki devrinin İsrail'in Filistin toprakları ve kutsal mekanları üzerindeki kontrolünü genişletme çabasının bir parçası olduğunu vurguladı. Ayrıca bu adımın, UNESCO'nun İbrahim Camii'ni ve El Halil'in Eski Şehir bölgesini "tehlike altındaki dünya mirası" olarak tescilleyen kararına da aykırı olduğu belirtildi.
Yetki Devri Ne Anlama Geliyor?
Daha önce, İbrahim Camii'nin bakım, onarım ve inşası, 1994 yılındaki katliamdan sonra oluşturulan statüko gereği Filistin Vakıflar Bakanlığı ve El Halil Belediyesi tarafından yürütülüyordu. Ancak yeni kararla birlikte:
İmar ve Planlama Yetkisi: Caminin fiziksel yapısında yapılacak her türlü değişiklik, onarım veya ekleme yetkisi tamamen İsrail askeri makamlarına geçti.
Belediyenin Devre Dışı Bırakılması: El Halil Belediyesi'nin cami üzerindeki yasal yetkileri elinden alındı.
Yahudi Yerleşimcilere Alan Açılması: Filistinli yetkililer, bu kararın caminin yönetiminin kademeli olarak yakındaki Kiryat Arba yerleşim birimindeki dini konseylere devredilmesi planının bir parçası olduğunu belirtiyor.
Tarihsel Arka Plan: Adım Adım İşgal
İbrahim Camii, 1994 yılında radikal Yahudi yerleşimci Baruch Goldstein'ın sabah namazı kılan Müslümanları tarayarak 29 kişiyi katlettiği olayın ardından fiilen ikiye bölünmüştü. Caminin yüzde 60'lık kısmı sinagoga çevrilerek Yahudilere tahsis edilmiş, Müslümanların erişimi ise sıkı askeri kontrol noktalarıyla kısıtlanmıştı. Son yıllarda İsrail, camiye asansör inşası gibi projelerle statükoyu tek taraflı olarak değiştirmiş ve vakıf arazilerine el koymuştu.
Filistinli yetkililer ve uluslararası gözlemciler, bu son idari değişikliğin, İsrail'in El Halil'in kalbindeki İslami varlığı silme ve mekanı tamamen "Yahudileştirme" stratejisinin nihai aşaması olduğu konusunda uyarıyor.