İstanbul
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ortadoğu Gazetesi EKONOMİ O hastalığı olanlara şartsız tazminatlı emeklilik yolu açılacak

O hastalığı olanlara şartsız tazminatlı emeklilik yolu açılacak

Bel fıtığının bazı durumlarda meslek hastalığı sayılabileceği ve SGK kapsamında çalışanlara tazminat ile gelir hakkı sağlayabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, doğru raporlama ve başvuru süreciyle önemli yasal hakların elde edilebileceğine dikkat çekiyor.

Türkiye’de her sabah milyonlarca çalışan, şiddetli bel ağrısıyla güne başlıyor. Pek çok kişi bu tabloyu “üşüttüm” ya da “yaş ilerledi” diyerek küçümsüyor. Oysa uzmanlara göre bazı durumlarda bu ağrıların arkasında yalnızca sağlık sorunu değil, aynı zamanda önemli bir SGK hakkı da bulunabiliyor. Özellikle işin niteliğiyle doğrudan bağlantılı gelişen bel fıtığı, belirli şartlar altında meslek hastalığı kapsamında değerlendirilebiliyor. Bu da çalışan için hem gelir hem tazminat hem de uzun vadeli sosyal güvence anlamına geliyor.

Bel fıtığı her zaman sıradan bir rahatsızlık olmayabilir

Çalışma hayatında en sık görülen fiziksel sorunlardan biri olan bel fıtığı, uzmanların değerlendirmesine göre yapılan işle doğrudan ilişkiliyse yasal zeminde farklı bir boyut kazanıyor. Ağır yük kaldırmak, uzun süre sabit pozisyonda oturmak, sürekli tekrar eden hareketler yapmak ya da ergonomiden uzak çalışma koşullarında bulunmak bu kapsamda incelenebiliyor. Özellikle üretim, lojistik, taşımacılık ve masa başı işlerde çalışanların risk altında olduğu belirtiliyor.

Yaş ve prim şartı her durumda belirleyici olmayabilir

Normal şartlarda emeklilik ya da çeşitli sosyal haklar için yaş, sigortalılık süresi ve prim günü gibi kriterler öne çıkıyor. Ancak uzmanların dikkat çektiği noktaya göre, bel fıtığı meslek hastalığı olarak tescillenirse süreç klasik emeklilik hesabından ayrılabiliyor. Yani kişinin yaşı genç olsa bile, sigortalılık süresi kısa görünse bile, hastalığın işten kaynaklandığı resmi şekilde ortaya konulursa farklı hak kanalları açılabiliyor. Çalışanın alın terisinin hukuk önünde karşılıksız kalmaması gerektiğini savunan görüşler de bu noktada öne çıkıyor.

Çalışan hangi haklardan yararlanabiliyor?

İş kaynaklı sağlık sorunu resmen kanıtlandığında çalışan açısından üç önemli başlık gündeme geliyor.

Maddi ve manevi tazminat

İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almaması nedeniyle zarar doğmuşsa, çalışan maddi ve manevi tazminat talep edebiliyor. Özellikle ihmalin belgelenmesi halinde ciddi tutarlarda dava süreçleri söz konusu olabiliyor.

Sürekli iş göremezlik geliri

Bel fıtığı kalıcı hasara neden olmuşsa, SGK tarafından çalışana sürekli iş göremezlik geliri bağlanabiliyor. Bu ödeme, kişinin ileride doğabilecek emeklilik hakkından ayrı şekilde değerlendiriliyor.

Geçici iş göremezlik ödeneği

Tedavi ve istirahat döneminde çalışamayan sigortalının gelir kaybı yaşamaması için geçici iş göremezlik ödeneği devreye girebiliyor. Böylece rapor süresince maaşsız kalma riski azaltılmış oluyor.

Hastanede verilen ifade sürecin kaderini belirliyor

Uzmanlara göre en kritik aşamalardan biri ilk sağlık başvurusu. Çünkü yalnızca “belim ağrıyor” demek çoğu zaman yeterli olmuyor. Teşhis sürecinde yapılan işin açık biçimde anlatılması büyük önem taşıyor. Örneğin şu ifadelerin rapora girmesi isteniyor:

  • “Günde 8 saat ayakta ağır koli taşıyorum,”
  • “Hiç ara vermeden 10 saat bilgisayar başında oturuyorum,”
  • “Sürekli eğilip kalkmam gereken bir üretim bandında çalışıyorum,”

Bu tür açıklamalar, rahatsızlığın mesleki etkilerden mi yoksa kişisel-genetik nedenlerden mi kaynaklandığının ayrıştırılmasında belirleyici olabiliyor.

En çok hangi meslekler risk altında?

Uzman değerlendirmelerine göre şu gruplarda risk daha yüksek görülüyor:
Depo ve lojistik çalışanları ağır yük kaldırma nedeniyle,
şoförler ve kuryeler uzun süre oturma ve titreşime maruz kalma nedeniyle,
inşaat ve imalat işçileri yoğun fiziksel zorlanma nedeniyle,
büro çalışanları ise yanlış oturma düzeni ve yetersiz ergonomi nedeniyle öne çıkıyor.