Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba, Türkiye ile yürütülen stratejik demiryolu projesini hedef alarak yeni bir diplomatik gerilimin fitilini ateşledi. Tartışmalı açıklamalarıyla sık sık gündeme gelen General’in son çıkışı, Ankara-Kampala hattında dikkatleri yeniden üzerine çekti.
Türkiye’ye Yönelik Sert Çıkışlar Devam Ediyor
Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni’nin oğlu olan General Muhoozi Kainerugaba, geçmişte de Türkiye’ye yönelik sıra dışı açıklamalarıyla tepki toplamıştı. Daha önce Türkiye’den 1 milyar dolar tazminat talep eden ve “Türkiye’nin en güzel kadınıyla evlenmek istiyorum” şeklindeki ifadeleriyle sosyal medyada gündem olan General, gelen yoğun tepkiler sonrası bazı paylaşımlarını silmek zorunda kalmıştı. Bu geri adım, kamuoyunda söylemlerinin ciddiyeti konusunda soru işaretleri yaratmıştı.
“Türkler Yerine Çinlilerle Çalışalım” Mesajı
Kainerugaba’nın son hedefi ise Doğu Afrika’nın kritik altyapı yatırımlarından biri olan Standart Hatlı Demiryolu (SGR) projesi oldu. Türk şirketinin üstlendiği projeye karşı çıkan General, sosyal medya üzerinden babasına seslenerek şu ifadeleri kullandı:
“Mzee ile konuşacağım, SGR için Türk şirketiyle olan sözleşmemizi iptal edeceğiz. Daha az paraya daha iyi iş çıkaracak birçok Çinli şirketim var.”
Bu sözler, sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik dengeleri de ilgilendiren bir mesaj olarak değerlendirildi.
Diplomatik Çabalar Gölgelendi
Kriz, zamanlama açısından da dikkat çekti. Uganda Dışişleri Bakanı Jeje Odongo’nun Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında Türkiye’de temaslarda bulunduğu bir dönemde gelen bu açıklamalar, diplomatik çabaları gölgeledi. Ankara ile ilişkilerin güçlendirilmesi hedeflenirken, General’in sosyal medya üzerinden yürüttüğü sert dil, farklı güç odaklarının varlığına işaret etti.
Öngörülemez Açıklamalar Endişe Yaratıyor
General Kainerugaba’nın geçmişte “72 saatte Tahran’ı ele geçiririz” ve “Türkiye ile 30 gün içinde diplomatik ilişkileri keseriz” gibi iddialı çıkışları, uluslararası kamuoyunda ciddiyetle takip ediliyor. Bu tür açıklamalar, bölgesel istikrar açısından riskli bulunurken, devlet yönetiminde kurumsal aklın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
