18 Mart 1915’te tarihe “Çanakkale geçilmez” sözü kazınırken, bu büyük destanın yalnızca cephedeki çarpışmalarla değil, akılcı komuta anlayışı ve stratejik hamlelerle de şekillendiği bir kez daha gözler önüne serildi. Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında 19. Fırka Kumandanı Mustafa Kemal’in, ele geçirilen düşman telsiz telgrafından hareketle savaş planını belirlediğini ortaya koyan emir, 111 yıl sonra yeniden gündeme geldi. Böylece, imkânsızlıklar içindeki bir milletin sadece silah gücüyle değil; zekâ, kararlılık ve vatan sevgisiyle nasıl tarih yazdığı bir kez daha somut biçimde ortaya kondu.
111 yıllık telgraf savaşın seyrini anlatıyor
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir’in yaptığı açıklamaya göre, Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde yeni emirler ve belgeler gün yüzüne çıktıkça, cephede görev yapan önemli komutanların savaşı nasıl yönettiği daha net anlaşılıyor. Kaşdemir, özellikle Cevat Paşa, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk gibi isimlerin emirlerinin ve içeriklerinin ortaya çıkmasının, zaferin büyüklüğünü daha iyi kavramayı sağladığını ifade etti.
Ortaya çıkan belgede, Mustafa Kemal’in 19. Fırka Kumandanlığı sırasında düşmanın haberleşmesini çözerek harekâtını buna göre şekillendirdiği görülüyor. Emirde, karşı taraftaki düşman kumandanının telsiz telgrafla yardım gemileri talep ettiğinin anlaşıldığı, bu bilginin de mevki-i müstahkemden ele geçirilen telsiz telgraftan öğrenildiği belirtiliyor. Bu tespit üzerine düşmanın kuvvet yapısı değerlendiriliyor ve takviye almalarına fırsat verilmeden taarruzun sürdürülmesi emrediliyor.
Çanakkale’de zekâ ve irade aynı cephede buluştu
Belgede yer alan talimatlarda, 125. Alay’ın bir taburunun 27. Alay’a gönderilmesi, diğer gücünün ise 14. Alay’ın ihtiyatını oluşturması isteniyor. Aynı zamanda 14. ve 27. Alaylarla birlikte sol cenaha yakın diğer kuvvetlerin, geride bulunan ihtiyat birlikleriyle beraber süratli ve kesin darbe vurmak üzere ileri atılması emrediliyor. Emirde 15. Alay’ın harp hattı gerisine hareket ettiği, 13. Alay’ın da harekete hazır olduğu belirtilirken, bütün topçu gruplarının da piyadenin ilerleyişini takip ve himaye etmesi isteniyor.
Bu ayrıntılar, Çanakkale’de verilen mücadelenin sadece kahramanlıkla değil, yüksek seviyede askerî öngörü ve saha hâkimiyetiyle de yürütüldüğünü açık biçimde gösteriyor. Düşmanın yardım çağrısını çözmek, kuvvet durumunu doğru okumak ve buna göre saldırı düzenini şekillendirmek, savaşın kaderini etkileyen kritik adımlar arasında yer aldı. Bu gelişmenin geleceğimizi nasıl etkilediğini hiç düşündünüz mü? Çünkü Çanakkale’de atılan bu adımlar, sonraki yıllarda milletin kaderini değiştirecek liderliğin de ilk güçlü işaretleri oldu.
Çanakkale ruhu Mustafa Kemal ile farklı anlam kazandı
İsmail Kaşdemir, her şeyin Çanakkale’de başladığını görmenin Mustafa Kemal açısından çok daha derin bir anlam taşıdığını dile getirdi. Kaşdemir’in değerlendirmesine göre, Anafartalar kahramanı olarak adını tarihe yazdıran Mustafa Kemal, tarih sahnesine Çanakkale’de güçlü bir şekilde çıktı; daha sonra da Millî Mücadele’nin başkomutanlığını yaparak arkadaşlarıyla birlikte cumhuriyeti kurdu. Bu bakımdan Çanakkale cephesi, yalnızca askerî bir savunma hattı değil; aynı zamanda bir milletin geleceğini şekillendiren iradenin doğduğu yer olarak öne çıkıyor.
Kaşdemir, saldıran güçlerle kıyaslandığında teçhizat ve malzeme bakımından önemli eksiklikler bulunduğunu, ancak Mehmetçiğin vatan sevgisi ve imanıyla birleşen akıllı yönetimin zaferi getirdiğini vurguladı. İşte tam da bu nedenle Çanakkale, Türk milleti için sıradan bir savaş alanı değil; vatan ve millet söz konusu olduğunda her şeyin bir kenara bırakıldığı bir karakterin, bir duruşun ve bir ruhun adı oldu. Bu topraklar, tarih boyunca nice mücadelelere tanıklık etti; fakat Çanakkale ruhu, millet olmanın ne demek olduğunu en açık biçimde gösteren eşsiz bir miras olarak hafızalara kazındı.
