Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü" soruşturmasına ilişkin yeni değerlendirmelerde bulundu.
Gürlek, TV100 canlı yayınında yaptığı açıklamalarda, soruşturmanın bir suç örgütüne yönelik olduğunu vurgulayarak, bunun herhangi bir dini yapılanmaya karşı yürütülen operasyon olmadığını ifade etti.
Bakan Gürlek, "En başta da söylediğimiz gibi bu tamamen bir suç örgütüne yönelik operasyondur. Bir dini yapılanmaya dair bir operasyon değildir kesinlikle. Din kisvesi altında vatandaşların dini duygularını kullanılıyor burada" dedi.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin de konuşan Gürlek, olayda şüpheli bir durum bulunduğunu belirtti. Denizolgun'un ölümünün ardından normalde uygulanması gereken silsileye aykırı şekilde Alihan Kuriş'in liderlik görevine geldiğini söyleyen Gürlek, sonrasında örgütün ana kademesinde değişiklik yaşandığını aktardı.

ADLİ TIP RAPORU BEKLENİYOR
Konuyla ilgili Adli Tıp Raporu'nun kısa süre içinde hazırlanmasını beklediklerini dile getiren Gürlek, soruşturmanın rapor doğrultusunda farklı bir aşamaya taşınabileceğini söyledi.
"Tabii bu Adli Tıp raporuna göre Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının başlatmış olduğu ve devam eden soruşturmanın seyri değişecektir ama dediğim gibi yani ilk gelen bulgulara göre burada bir şüpheli ölüm olduğu konusunda ciddi emareler var. Boğazda ekimozlar var, işte bir boğulma iddiası var ve daha sonra olaya geç müdahale, sağlık ekiplerine geç haber verme durumu var. Bunların hepsi araştırılıyor. Başsavcılığımız çok ayrıntılı bir soruşturma yürütüyor. Biz süreci takip ediyoruz. Bu konuda yani Adli Tıp raporu çıktıktan sonra muhtemelen tekrardan yeniden beyanlar alınacaktır ya da yeni şüphelilerin beyanları alınacaktır ya da yeni operasyonlar yapılacaktır." diye konuştu.

PARALARIN YURT DIŞINA ÇIKARILDIĞI İDDİASI
Gürlek, soruşturma kapsamında paraların yurt dışına çıkarılmasıyla ilgili de bazı tespitlere ulaşıldığını açıkladı. Paraların turizm şirketleri üzerinden elden teslim edilerek yurt dışına götürüldüğünü belirten Gürlek, Almanya'nın Köln kentindeki yapılanmaya da dikkat çekti.
"Bir turizm şirketleri üzerinden elden para vererek, paraları yurt dışına çıkartıyorlar. Köln’de bir yapılanma var. Bu elden paralar Almanya’da Köln’e götürülüyor. Vatandaşlarımızın dini duygularını kullanarak lüks bir yaşam tarzı kullananlara mali bir operasyon yapılıyor" ifadelerini kullandı.

"İDRİS NAİM ŞAHİN SÖYLEDİKLERİ İLE DOSYADAKİ KAYITLAR UYUŞMUYOR"
Alihan Kuriş'in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş'in kaçırılmasında kullanıldığı belirlenen aracın eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsis edildiği ortaya çıkmıştı.
Gürlek, soruşturma kapsamında firari şüphelilerin İdris Naim Şahin adına tahsis edilen araçla Muğla'ya götürüldüğünün tespit edildiğini hatırlattı.
"İki araba daha var. Bu da aynı şekilde bir kişi, yine aynı şekilde Alihan Kuriş suç örgütüyle irtibatlı bir kişiye daha tahsis edilen bir araç var. O şahıs şu an yurt dışında firari, o maalesef operasyondan önce çıkmış. Bunları araştırıyoruz ama özellikle yani bu çakarlı arabaları dikkat çekmemek için bunları kullanıyorlar. Yurt dışına kaçmak için de kullanıyorlar. Burada tabii İdris Naim Şahin Sayın Bakanımızın bunu yapmaması lazımdı. Ben daha sonraki beyanlarını da okudum, özellikle ben bunu kiraya verdiğini, kiralama yoluyla bu aracı verdiğini söylüyor ama Bakan Bey'in söyledikleriyle dosyadaki kayıtlar birbirini tutmuyor. Çünkü söz konusu şirket bir kiralama şirketi değil. Burada tamamen şahsa özgü bir araç verilmiş. Bakan Bey'in Mehmet Özmen'le öncesine dayanan bir tanışıklıkları var."
Gürlek ayrıca Şahin'in aracın kullanımına ilişkin açıklamasının da dosyadaki bilgilerle örtüşmediğini savundu.
Bakan Gürlek, "Bakan Bey İdris Naim Şahin şöyle bir ifade kullanmıştı, 'Sadece ben İstanbul'a geldiğim zaman bu arabayı kullanıyorum, otoparkta duruyor' öyle değil. Bu araba uzun süreden beri Mehmet Özmen tarafından kullanılıyor." dedi.

NE OLMUŞTU?
Süleymancılar olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş ile beraberindekilerin çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği, nitelikli dolandırıcılık, Vergi Usul Kanunu'na muhalefet ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi suçlamalarla tutuklandığı soruşturma sürüyor.
Soruşturma kapsamında firari şüpheliler arasında bulunan Kuriş'in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz, Muğla'da yakalanmıştı. İki şüphelinin İstanbul'dan bir araçla yurt dışına kaçmak amacıyla Muğla'ya gittikleri belirlenmişti.
Firari Hilmi Tuna Kuriş'in kaçırılmasında kullanıldığı tespit edilen ve eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tahsis edilen 34 SL 313 plakalı aracın ardından, Şahin adına tahsisli diğer araçlar da mercek altına alınmıştı.
Yürütülen incelemelerde 34 S 7815 ve 34 RM 8677 plakalı iki aracın daha tahsis amaçlarının dışında ve şüpheli faaliyetlerde kullanıldığı belirlenmişti.
İDRİS NAİM ŞAHİN NE DEMİŞTİ?
İdris Naim Şahin ise konuyla ilgili BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada, söz konusu aracın bilgisi dışında kullandırıldığını öne sürmüştü.
Ankara'da yaşadığını belirten Şahin, aracı İstanbul'a geldiği dönemlerde kullanmak amacıyla kiraladığını, kendisinin kullanmadığı zamanlarda ise otoparkta tutulması konusunda anlaşma yaptığını savunmuştu.
Şahin, aracı kiralayan şirketin sahibinin, Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz'ı söz konusu araçla taşıdığını basından öğrendiğini iddia etmişti.
Hilmi Tuna Kuriş ve Erhan Yılmaz'ı tanımadığını söyleyen Şahin, şirket sahibinden şikâyetçi olduğunu ve bu kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ifade etmişti.
