Olası İstanbul depremine yönelik sismik döngü tartışmaları ve bilimsel öngörüler gündemdeki yerini korurken, Yerbilimci Prof. Dr. Osman Bektaş konuya ilişkin değerlendirmede bulundu. Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, olası bir depremin etkilerinin yalnızca büyüklükle değil, yapı kalitesi ve mühendislik standartlarıyla da belirlendiğine dikkat çekti.
1766 depremi referansı ve yapı stokuna vurgu
Bektaş, İstanbul’un sismik geçmişinde büyük hasara neden olan 22 Mayıs 1766 depremini hatırlatarak, kentin günümüzde 18’inci yüzyıl koşullarını taşımadığını ifade etti. Modern mühendislik standartları ve güncel inşaat yönetmeliklerinin, benzer büyüklükte bir depremde yıkımı azaltabilecek koruyucu etkiler oluşturabileceğini belirtti.
2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği hatırlatması
Prof. Dr. Bektaş, yürürlükteki 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’nin zemin büyütmesi, rezonans ve spektral ivme gibi kritik sismik hesaplamaları zorunlu kıldığını vurguladı. Bektaş, bu kuralların yeni yapılara süneklik ve enerji yutma kapasitesi kazandırdığını, yıkımı belirleyen temel unsurun mühendislik bilimi olduğunu kaydetti. Sismik riskin varlığını kabul etmekle birlikte, doğru inşaat teknikleriyle bu riskin felakete dönüşmesinin önlenebileceğini ifade etti.
Marmara’daki tarihsel deprem döngüsü
Haberde yer alan bilgilere göre, 22 Mayıs 1766 depremi yüzey dalgası magnitüdüne göre yaklaşık 7,1 büyüklüğünde kaydedildi. Yerbilimcilerin, Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara Denizi’nden geçen segmentinde ortalama 250 yılda bir 7 ve üzeri büyüklükte depremler meydana geldiğini belirttiği aktarıldı. 1509 ile 1766 yılları arasındaki 257 yıllık sürenin baz alındığı bazı araştırmalarda, tarihsel döngünün tamamlandığı ve fay hattında 4 ile 6 metre civarında kayma açığının biriktiğinin hesaplandığı ifade edildi. Bölgede yıllık 13-18 milimetrelik kayma hızının sürdüğü bilgisi paylaşıldı.
Olasılık tahminleri ve farklı modeller
Ulusal ve uluslararası çalışmalarda, olası Marmara depremine ilişkin olasılık tahminlerinin yer aldığı belirtildi. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’ndan jeofizikçi Tom Parsons’un, zaman bağımlı stres transferi modelleriyle 2016-2046 döneminde 7,2 ve üzeri deprem olasılığını yüzde 47 olarak öngördüğü aktarıldı. Prof. Dr. Cenk Yaltırak’ın 250 yıllık sismik takvim vurgusu yaptığı, Prof. Dr. Celal Şengör’ün de tarihsel periyoda dayanarak depremin her an gerçekleşebileceğine yönelik açıklamalarının bulunduğu belirtildi. Çeşitli çalışmalara göre İstanbul’u etkileyebilecek yıkıcı bir depremin 30 yıl içinde gerçekleşme ihtimalinin yüzde 35 ile 50 aralığında değerlendirildiği kaydedildi.
