İstanbul’da yerel yönetimlere yönelik en dikkat çekici soruşturmalardan biri, bu kez Üsküdar Belediyesi’ne uzandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla İstanbul ve Yalova’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Soruşturma çerçevesinde 20 şüpheli gözaltına alınırken, çok sayıda dijital materyale de el konuldu. İddiaların merkezinde ise belediye iştiraki Kent A.Ş., ruhsat süreçleri ve “renklerle kodlanan” dikkat çekici bir takip sistemi yer alıyor.
Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturma, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün çalışmaları sonucunda derinleştirildi. Dosyada yer alan bulgular, yalnızca münferit bir usulsüzlük şüphesine değil; yapı ruhsatı ile iskan ruhsatı süreçlerinin belirli bir düzen içinde yönlendirildiği iddiasına işaret ediyor. Kamu idaresinde şeffaflık ve hesap verebilirlik beklentisinin arttığı bir dönemde ortaya çıkan bu tablo, soruşturmanın siyasi ve idari boyutunu da daha görünür hale getirdi.
Soruşturmanın odağında kim var?
Resmi açıklamada, Üsküdar Belediye binasında belediye iştiraki olan Kent A.Ş.’nin Genel Müdürü N.A.’ya, yapı ruhsatı ve iskan süreçlerinin yürütüldüğü İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü arasında bir oda tahsis edildiği belirtildi. Açıklamada, söz konusu kişinin oda isimliğinde “başkan yardımcısı” unvanını kullandığının, ayrıca birçok resmi program ve organizasyonda da belediye başkan yardımcısı olarak tanıtıldığının açık kaynak verileriyle tespit edildiği ifade edildi.
Soruşturma makamlarına göre burada dikkat çeken temel nokta, resmi yetki ve görev alanı bulunmayan bir yapı üzerinden belediyedeki kritik ruhsat süreçlerine fiili müdahale edildiği iddiası. Başsavcılık, gerçekte sunulmayan bir hizmet karşılığında, görev ve yetkisi bulunmayan belediye iştiraki Kent A.Ş.’nin paravan olarak kullanıldığını; bu yöntemle yapı ruhsatı sürecinde müteahhitlerden gayri yasal gelir elde edildiği yönünde kuvvetli şüphe oluştuğunu bildirdi.
Ruhsat sürecinde belediye birimi yerine iştirak mi devredeydi?
Açıklamada özellikle yapı ruhsatı için yasal olarak sorumlu belediye biriminin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olduğu vurgulandı. Buna rağmen, iddiaya göre müteahhitlerle yapı ruhsatı görüşmelerinin belediyenin ilgili müdürlüğü yerine Kent A.Ş. üzerinden yürütüldüğü tespit edildi.
Daha da çarpıcı olan ise, yetkileri olmamasına rağmen Kent A.Ş. görevlilerinin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü çalışanlarını denetlediği, hangi başvurunun ilerletileceği ya da hangi dosyanın bekletileceği yönünde süreci etkilediği yönündeki bulgular oldu. Bu durum, yerel yönetim mekanizmasında kurumsal işleyişin dışına çıkıldığı iddialarını güçlendirirken, belediye iştiraklerinin asli kamu yetkilerinin yerine geçirilip geçirilmediği sorusunu da gündeme taşıdı.
Kriptolu iletişim ve renkli Excel tablosu iddiası
Soruşturma dosyasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, kapalı devre bir iletişim ağı ve ada-parsel bazlı oluşturulduğu öne sürülen renkli Excel tablosu oldu. Başsavcılığın açıklamasına göre, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün hangi başvuruları ilerleteceği, hangilerini askıya alacağı bilgisinin öğrenilebilmesi için kriptolu bir iletişim düzeni kuruldu.
Bu sistemde her ada ve parsel için ayrı satır açıldığı, satırların karşısına ise mavi, kırmızı, yeşil ve turuncu renkler işlendiği öne sürüldü. İddiaya göre bu renkler yalnızca teknik bir takip amacı taşımıyordu; aksine, ruhsat sürecinin ne yönde ilerleyeceğini belirleyen bir kodlama işlevi görüyordu.
Başsavcılık açıklamasında bu renklerin anlamı da açık şekilde sıralandı:
“mavi” renkte olmasının anlaşmanın sağlandığı ve işlerin yürütülmesi gerektiği,
“kırmızı” renkte olmasının anlaşmanın sağlanamadığı, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği,
“yeşil” renkte ise henüz görüşmenin gerçekleşmediği, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği,
“turuncu” renkte ise ilgilisiyle görüşme yapıldığı ancak işin resmiyete dökülmediği, yeni bir talimat verilmesi durumunda işlemlerin ilerletilmesi anlamına geldiği”
Açıklamanın devamında, mimari projeye ve mevzuata göre değil; talep edilen tutarın yatırılıp yatırılmamasına göre yapılan bu renklendirmeye istinaden işlem tesis edilerek yapı ruhsatı verildiğinin tespit edildiği ifade edildi. Bu iddia doğrulanması halinde, soruşturmanın yalnızca görevi kötüye kullanma değil, doğrudan rüşvet ve örgütlü usulsüzlük boyutuna taşınabileceği değerlendiriliyor.
İskan sürecinde de benzer yöntem iddiası
Soruşturma yalnızca yapı ruhsatı aşamasıyla sınırlı değil. Başsavcılık, iskan ruhsatı yani yapı kullanım izin belgesi sürecinde de benzer bir mekanizmanın devreye sokulduğunu öne sürdü. Resmi açıklamaya göre, iskan ruhsatını vermekten sorumlu birim Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına rağmen, müteahhitlerden hangi menfaatin ne şekilde talep edileceğine Kent A.Ş. Genel Müdürü N.A.’nın başkanlığında yapılan toplantılarda karar verildi.
Açıklamada, bu toplantılara iskan ruhsatını onaylayan Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D.’nin de katıldığı belirtildi. Bu yönüyle dosya, yalnızca bürokratik bir usulsüzlük şüphesi değil; belediye yönetim hiyerarşisine kadar uzanan bir organizasyon iddiası taşıyor.
Dijital veriler, bina görselleri ve toplantılar
Başsavcılığın verdiği bilgilere göre, Üsküdar Belediyesi’nde görevli mühendisler iskan süreci işletilen inşaatları denetledi ve bu incelemelerde mevzuata aykırılıkları tespit etti. Bu tespitlere ilişkin bina görsellerinin de yer aldığı dijital verilerin, Yapı Kontrol Müdürlüğü’nde görev yapan müdür ve teknik ekip tarafından N.A.’ya sunulduğu öne sürüldü.
Söz konusu değerlendirmenin ise belediye binası içindeki N.A.’ya tahsis edilen odada yapılan toplantılarla gerçekleştirildiği kaydedildi. Açıklamaya göre, bu toplantılara Belediye Başkan Yardımcısı F.D. de katıldı. Yani iddiaya göre teknik personelin sahadaki tespitleri, resmi karar alma usullerine göre değil; belediye iştirak yöneticisinin merkezde bulunduğu farklı bir yapı içinde yeniden ele alındı.
“Menfaat miktarı” toplantılarda mı belirlendi?
Dosyadaki en ağır suçlamalardan biri de burada ortaya çıkıyor. Başsavcılığın ifadesine göre, Yapı Kontrol Müdürlüğü görevlileri tarafından yapılan toplantılarda her bir inşaat için mevzuata aykırılığın niteliği ve taşınmazın bulunduğu yerin metrekare değeri dikkate alınarak, iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildi.
Yine aynı toplantılarda, ilgili müteahhidin bu menfaati nasıl sağlayacağının da kararlaştırıldığı iddia edildi. Açıklamaya göre, N.A. ve F.D.’nin kararı doğrultusunda ilgili müteahhit ya da iş takipçisi Yapı Kontrol Müdürlüğü’ne çağrılıyor, ardından iskan ruhsatı karşılığında önceden belirlenen menfaat talebi kendisine iletiliyordu.
Bu iddialar, kamu hizmetinin hukuka uygunluk ve eşitlik ilkeleri yerine, keyfi ve çıkar odaklı bir sistemle işletildiği şüphesini doğuruyor. Özellikle yapı güvenliği, şehircilik ilkeleri ve vatandaşın mülkiyet hakkı gibi doğrudan kamusal sonucu olan alanlarda böyle iddiaların gündeme gelmesi, soruşturmanın ciddiyetini artırıyor.
Operasyon iki ilde gerçekleştirildi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu rüşvet iddialarına dayalı soruşturma kapsamında 7 Nisan 2026 tarihinde İstanbul’da 19, Yalova’da 1 olmak üzere toplam 30 adreste eş zamanlı arama, elkoyma ve gözaltı işlemi yapıldığını duyurdu. Operasyon sonucunda toplam 20 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Ayrıca çok sayıda dijital materyale de el konuldu.
El konulan materyallerin, özellikle mail trafiği, dijital tablolar, toplantı kayıtları, proje ve ruhsat dosyaları açısından soruşturmanın seyrini doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde dosyaya ilişkin yeni gözaltılar, adli kontrol kararları ya da tutuklama talepleri gündeme gelebilir.
Başsavcılıktan dikkat çeken kararlılık mesajı
Kamuoyuyla paylaşılan açıklamanın sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığımızca tüm suç türlerinde olduğu gibi Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ile mücadele amacıyla yürütülen soruşturmalar titizlikle ve kararlılıkla devam edecektir.”
Bu mesaj, soruşturmanın yalnızca mevcut gözaltılarla sınırlı kalmayabileceği ve dosyanın yeni isimlere uzanabileceği yönünde yorumlandı. Özellikle belediyelerde yetkinin resmi kanallar dışında kullanılması, iştirak şirketleri üzerinden kamu gücünün gölgelenmesi ve imar süreçlerinin iddia edildiği gibi pazarlık zeminine çekilmesi, hukuk devleti açısından ciddi bir sınav niteliği taşıyor.
