31 Aralık 2025
Facebook
Twitter
Instagram
YouTube
İstanbul
Parçalı bulutlu
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

SUFİLİĞİN ANLAMI...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

 

SUF'İ; Allah için kalbini saflaştıran kişi.

Sufi, günahlardan arınan, kalbi tefekkür ile dolan, beşeriyetten Allah'a yönelen, kişidir.

Sufi, kalbini Allah'ın

saflaştırdığı, böylece kalbi nurla dolan

zikrullah lezzetini tadan kimsedir.

Sufi, kelimesinin hangi kökten türediği

hususunda çeşitli görüşler vardır. Bu kelimenin Hicretin ilk asrında kullanılmadığını da biliyoruz.

İbn el-Cevzi'nin ifadesine bakılırsa, bu

kelimeden türetilen "Tasavvuf" tabiri, hicri ikinci asırdan itibaren kullanılmaya başlanmıştır.

Klasik kaynakların bir çoğuna göre sufi

ismiyle anılan ilk zat Ebu Haşim el-Küfi'dir.

İlk tekkenin de bu zat tarafından kurulduğu rivayet

edilmektedir (Avariful-Maarif).

Tasavvuf ve mutasavvıf kelimeleri de

aslı "S-V-F" olan bu kelimenin "tefe'ül" kalıbına

nakli ile elde edilmiştir. Sufi kelimesinin kökü ve türetilişi hakkında ileri sürülen görüşleri şu şekilde

sıralamak mümkündür:

Ashab-ı Suffa:

Sufi, Ashab-ı Suffa'ya

mensub, onlara benzeyen kimse demektir. Ashab-ı suffa ise, Mescid-i Nebevi'nin sofasında oturan ve sürekli ibadet ve riyazetle uğraşan sahabilere verilen isimdir. Hz. Peygamber (s.a.v)

burada dersler veriyordu. Bu sahabiler hayatlarını

İslamı öğrenmeye ve Hz. Peygamber'in (s.a.v) hiç bir irşadını kaçırmamaya vakfetmiş kişilerdi. Daha sonra zuhur eden süfilerin yaşayışları ile Ashab-ı suffa'nın

hayatları pek çok bakımdan birbirlerine benzerlik gösteriyordu.

İşte bu benzerliğe dayanılarak onlara sufi ismi

verilmiştir. Ancak; Arap dilinin kuralları açısından

bu görüşü desteklemek mümkün değildir. Zira, bu

benzerliği ifade etmek için nisbet ifade eden "suffi"

kelimesinin kullanılması gerekirdi (Avarifu'l-Maarif). Dolayısıyla tasavvuftaki Sufi

kavramının Ashab-ı Suffa ile hiç bir ilişkisi yoktur.

Bunu iddia etmek bir zorlamadan öteye gitmez.

Saff-ı Evvel:

Sufiler, Cenab-ı Hakk'ın huzurunda ön safta bulunmaya özel bir önem verdikleri

için, kendilerine bu ismin verildiği söylenmiştir. Çünkü

onlar, kalpleri ile Cenab-ı Hakk'a yönelmeye, iç dünyaları ile O'nun huzurunda bulunmaya büyük bir ehemmiyet vermektedirler

(Avarif, aynı yer).

Benu's-Sufe:

Cahiliyye devrinde, Kabe'ye hizmet

eden, Benü's-Sufe kabilesine nisbetle sufi isminin türetildiği kanaatında olanlar vardır. Adı geçen kabilenin reisi Gavs ibn Mürr Süfa lakabını taşırdı. Öyle anlaşılıyor ki, bu lakap, o kabileye ad olmuştur. Ancak bu kabilenin İslam'dan sonra mevcut olmadığı bilinmektedir.

Suf: Sufi kelimesinin Arapça yün anlamına

gelen "suf" kelimesinden türediği görüşü daha

çok taraftar bulmuştur. Her ne kadar, Kuşeyri sufi kelimesinin

nereden türediğini gösteren ne bir iştikak kaidesi, ne de bir gramer kuralı yoktur diyor ise de, öyle görünüyor ki sufi ismi,

mutasavvıfların zühdün ve dünyayı terk etmenin bir

işareti olarak giydikleri yün elbiseden suf gelmektedir. İbn Haldun da aynı kanaattadır.

"Sufi kelimesinin suf'tan

gelmesi en doğru izah tarzıdır. Çünkü sufiler çoğu

zaman yün elbise giymişler ve böylece de fantezi elbise giymeye muhalefet etmişlerdir"

(Kuşeyrî, Risale).

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *