İstanbul
Parçalı bulutlu
-1°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Beni Seleme Mescidi...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

 

Resul-i Kibriya Efendimiz ile Müslümanlar, Medine'de namazlarını Allah'ın emriyle Peygamberler makamı olan Kudüs'e, yani; ''Beytü'l-Makdise'' doğru kılarlardı. Fakat, Peygamber Efendimiz öteden beri tevhid akidesinin müstesna bir abidesi olan yeryüzünün ilk mabedi ve ceddi Hz. İbrahim'in kıblesi olan Kabe'ye doğru yönelerek namaz kılmayı kalben arzu ve temenni ediyordu. Müslümanlar da, hassaten Muhacirler kalblerinde aynı arzuyu taşıyorlardı. Çünkü, beş vakit namazlarında Kabe'ye yönelmek, vatanları Mekke'yi de yadetmeye bir vesile olacaktı.

Yahudilerin de, "Muhammed ve Ashabı, biz gösterinceye kadar kıblelerinin neresi olduğunu bile bilmiyorlardı" diyerek, sinsice dedikoduda bulunmaları onları rahatsız ettiğinden bu arzuları daha da kuvvetleniyordu. Bu sebeple, Efendimiz, tahvil-i kıble için vahyin gelmesini bekliyor, Cebrail'i gözetliyor ve Kabe'yi temenni ederek, dua ediyordu.

Nitekim, bir gün Cebrail'e bu arzusunu izhar ederek, "Rabbimin, yüzümü Yahudilerin kıblesinden Kabe'ye çevirmesini arzu ediyorum" diyerek, izhar etti.

Cebrail (a.s.); "Ben, bir kulum! Sen, Rabbine niyâzda bulun. Bunu Ondan iste!" dedi.

Bunun üzerine Efendimiz de, Beytü'l-Makdis'e müteveccihen namaza duracakları zaman başını semâya doğru kaldırmaya başladı.

Nihayet Medine'ye hicretin 17. ayında kıblenin Mescid-i Haram'a doğru çevrildiğini bildiren âyet-i kerime nazil oldu.

"Yüzünün sık sık semâya çevrildiğini, muhakkak ki Biz görüyoruz. Seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü o tarafa çevirin..."

Bu vahiy geldiği sırada Efendimiz, Müslümanlara mescidde öğle namazı kıldırıyordu. Namazın ilk iki rekatı kılınmış, sıra son iki rekata gelmişti. Efendimiz, ağır ağır yönünü değiştirdi ve mübarek yüzünü Kabe'ye doğru çevirdi. Müslümanlar da Efendimizle birlikte o tarafa döndüler.

İki Kıbleli Mescid:

Diğer bir rivayete göre, Efendimiz, Receb ayının bir Pazartesi günü Beni Seleme semtinde oturan Bişr bin Bera'nın annesi Ümmü Bişr'i ziyarete gitmişlerdi. Kendisine yemek yapıldı. Yediler. Bu sırada öğle namazı vakti girdi. Peygamberimiz, oradaki mescidde Müslümanlarla birlikte iki rekat kıldıktan sonra namaz içinde Kabe tarafına dönmesi emrolundu. Derhal cemaatla birlikte yüzlerini Mescid-i Haram tarafına çevirdiler. Bu sebeple Beni Seleme Mescidine "Mescid-i Kıbleteyn'' ''İki Kıbleli Mescid" adı verildi.

Peygamberimizin emri üzerine, bütün Müslümanlara kıblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram tarafına çevrildiği duyuruldu.

Kıblenin Kabe olarak tesbit edilmesi bir kısım Müslümanların telaşına sebep oldu. Çünkü, kıble değiştirilmeden önce Beytü'l-Makdise doğru namaz kılarak vefat etmiş veya şehid edilmiş Müslümanlar vardı. Bunun için huzur-u risalete gelerek; "Ya Resûlallah! Daha önce ölen Müslüman kardeşlerimizin durumu ne olacak? Onlar Beytü'l-Makdise doğru namazlarını eda etmişlerdi" diyerek endişelerini izhar ettiler.

Cenab-ı Hak Müslümanların bu endişelerini de inzal buyurduğu ayet-i kerime ile giderdi:

"... Senin yöneldiğin Kabe'yi, Peygambere uyanlarla gerisin geri dönenleri ayırd etmek için kıble yaptık. Kıblenin bu şekilde değişmesi ise, Allah'ın hidâyet nasip ettiği kimselerden başkasına pek ağır gelir. Yoksa Allah, kıbleyi değiştirmekle imanınızı zaafa uğratacak ve evvelki kıbleye yönelerek kıldığınız namazları zayi edecek değildir. Şüphesiz ki Allah, insanlara pek şefkatli, pek merhametlidir."Efendimiz, Medine'ye teşrif edip Beytü'l-Makdis'e doğru namaz kılmaya başlayınca Arap müşriklerinin gücüne gitmişti. Bilahere kıble Kabe'ye tahvil buyurulunca bu sefer Yahudilerin gücüne gitti ve tekrar dedikodu yapmaya, fitne fesad çıkarmaya koyuldular.

Hatta alimlerinden birkaçı Resulullaha gelerek, "Ya Muhammed! Üzerinde bulunduğun kıblenden seni döndüren nedir? İbrahim'in milleti ve dininde bulunduğunu söyleyen sen değil misin?" dediler.

Sonra da şu sinsi teklifte bulundular:

"Eğer şimdiye kadar üzerinde bulunduğun kıblene tekrar dönersen sana tabi olur, seni tasdik ederiz!". Şu ayetler, bu hadiseyi anlatmaktadır: "İnsanlardan birtakım beyinsizler, 'Müslümanları şimdiye kadar yöneldikleri kıbleden çeviren nedir?' diyecekler. Sen onlara de ki:

"Doğu da, batı da Allah'ındır. O dilediğini dosdoğru bir yola iletir.

"Biz sizi böylece aşırılıktan uzak, adâlet, ve doğruluk üzerinde olan bir ümmet yaptık ta ki, kıyamet gününde siz peygamberlerin İlahi hükümleri tebliğ etmiş olduklarına dâir insanlar üzerine bir şâhit olun, Peygamber de sizin doğru yolda olduğunuza şâhid olsun...

"Kendilerine kitap verilmiş olanlara her türlü delili getirsen, yine de senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Eğer sana gelmiş olan ilimden sonra sen onların heveslerine uyacak olursan, o zaman elbette zâlimlerden olursun."

***

Kuba Mescidi Kıblesi:

Kıble, Mescid-i Haram tarafına çevrildikten sonra, Efendimiz Kuba'ya gitti ve İslam tarihinde inşa edilen ilk mescid olan Kuba Mescidinin Beytü'l-Makdis tarafına olan kıblesini de Kâbe'ye doğru çevirtti.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *