İstanbul
Parçalı az bulutlu
-0°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Efendimize Vahyin Gelişi...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Muhammed (S.A.V), kırk yaşına gelince, Allah, onun kerametini açıklamayı ve kullarına, onunla rahmet etmeyi dilediği zaman, Kendisine, ilk vahiy ve peygamberlik başlangıcı, uykuda Sadık rü'yalar görmekle olmuştur.

Peygamberimiz, altı ay bu hal üzere kaldı.

Yüce Allah, bu altı ay içerisinde Peygamberine, uykuda, sonrada uyanık vahyetti.

Efendimiz, her yıl, Ramazan ayında Hıra dağında bir ay itikafa girer, Kureyşilerin yapageldikleri gibi, yanına gelen yoksullara yemek de yedirirdi.

Peygamberimiz, kavminin sürü sürü putlara tabi durduklarını gördükce, onlardan uzaklaşmayı, Halvet ve Uzlete çekilmeyi özler, Hıra dağına girer, Halvet ederdi.

Peygamberimiz (S.A.V), yüce Allah tarafından Peygamber olarak, gönderileceği ve ilahi rahmetin, kulları, onunla ihsan olunacağı gün, gelmiş bulunuyordu.

Peygamberimiz; Ramazan ayının on beşinci cumartesi ve on altıncı pazar gecelerinde, Hıra mağarasında uyuduğu bir sırada, Rüyasında, Vahy meleği Cebrail (A.S) atlastan bir kab içinde bir kitapla gelip Peygamberimize ''OKU'' dedi.

Peygamberimiz; ''Neyi okuyayım?'' diye sordu.

Cebrail, Peygamberimizi, nefesi kesilinceye kadar, sIktI.

Peygamberimiz, kendisini ölecek sandı.

Bundan sonra, Cebrail (A.S), bırakıp Peygamberimize, ''OKU''! dedi.

Peygamberimiz; ''Neyi okuyayim?'' diye sordu.

Cebrail Aleyhisselam, Peygamberimizi, tekrar, nefesi kesilinceye kadar sıktı.

Peygamberimiz, kendini ölecek sandı.

Sonra, Cebrail'in sıkmasından kurtulmak için; ''Neyi okuyayım?'' diye sordugu zaman, Cebrail, Alak suresinin başındaki beş ayeti okudu.

Peygamberimiz de, onları, okudu.

Cebrail, ayrılıp gittiği ve Peygamberimiz, uykudan uyandığı zaman, o ayetler, , sanki, bir kitap olarak Peygamberimizin kalbine yazılmış gibi idi.

Efendimiz, mağaradan ayrılıp Hıra dağının ortasına geldiği zaman, gökten, bir ses işitti ki;

''Ya Muhammed! Sen, Allah'ın Resulüsün!''

Ben, Cebrailim ! diyordu.

Peygamberimiz, başını kaldırıp bakınca, Cebrail'i ayaklarını, göğün ufukuna basmış bir insan suretinde gördü!.

''Ya Muhammed! Sen, Allahın Rasulüsün!''

Ben, Cebrailim! Diyordu.

Peygamberimiz, duraklamış, Ona, baka kalmıştı.

Ne bir adım ilerliyebiliyor, ne de, gerileyebiliyordu!

Eve döndüğünde, gördüklerini hazreti Haticeye anlattı, ve hazreti Hatice, ''Sana Müjdeler olsun!

Yüce Allah sana, hayırdan başka bir şey yapmaz.!diyerek onu teselli etti.''

Hz. Haticenin Efendimizi Verekaya Götürüşü:

Peygamberimiz, yüce Allah tarafından, Cebrail'in getirip tebliğ ettiği Risalet vazifesini kabul ederek, evine dönerek, hiç bir ağaca ve taşa rastlamadıkı, kendisini selamlamasın!.

Peygamberimiz, yüreği titreyerek eve gelip, ''Beni örtünüz!, beni örtünüz!'' buyurdu.

Kalkınca, hazreti Haticeye başından geçen olayları anlattı.

Hazreti Hatice de onu alıp Hıristiyanlığa girmiş olan, Veraka b. Nevfel'in yanına götürdü. Ona;

Ey Amucamın oğlu! Dinle bak! Kardeşinin oğlu, ne söylüyor!

Veraka! ''Ne gördün kardeşimin oğlu?'' diye sordu.

Peygamberimiz; gördüklerini, isittiklerini, haber verince, Veraka; ''Senin bu gördüğün, Allah tarafından Musa Aleyhisselama indirilmiş olan Namusul-Ekber'dir.

Ah Keşke, kavminin, Seni yurdundan çıkaracakları zaman, ben, sağ ve genç, olsaydım!'' dedi.

Peygamberimiz; Onlar, beni çıkaracaklarmı ki?! diye sordu.

Veraka; ''Evet! çıkaracaklardır.''

Çünkü, senin gibi, bir şey getirmiş kimse yoktur ki, düşmanlığa ve işkenceye uğramasın!

Eğer, ben, Senin davet günlerine yetişirsem, Sana, son derece yardım ederim!'' dedi.

Çok geçmeden de, vefat etti.

İLK ABDEST VE İLK NAMAZ:

Peygamberimiz, Hıradan döndüğü ve Mekke'nin yukarı tarafında bulunduğu sırada Cebrail, gelip vadinin bir köşesinde ökcesini yere vurdu.

Oradan, bir su kaynadı.

Cebrail, ondan Abdest aldı.

Peygamberimiz, Cebrail Aleyhis-sela'mın Abdest alışına bakıyordu.

Cebrail, Namaz için nasıl Abdest alınıp temizlenileceğini görsün diye, yüzünü dirseklerine kadar ellerini yıkadı.

Ağzını, su ile çalkaladı.

Burnuna, su cekti, ve ona, Abdest almayı, Namaz kılmayı öğretti.

Peygamberimiz de hanımı Haticeye, Cebrailin öğrettiklerini öğretti.

TEBLİĞE BAŞLAMASI VE İLK MÜSLÜMANLAR:

Allah, ilk tebliğ emri olan; ''Ey örtülere bürünen Resulüm, kalk ve insanları uyar.'' Ayeti celilesi gelince Peygamberimiz tebliğ görevine başlamış

ve insanları Allah'ın birliğine, davet etmeye başlamıştı.

Davete ilk icabet edip müslüman olanların isimleri sunlardır:

İlk Müslümanlık serefine sahip olan kişi hazreti Hatice'dir.

Hz. Ali, hz. Ebubekir, hz. Zeyd b. Harise, Bilal-i Habeşi ve Annesi Hamame, Ebu Fukeyhe, Halid b. Said, Umeyne bint-i Halef, Amr b. Said, Zubeyr b. Avvam, hz. Osman, hz.Talha b. Ubeydullah, Sad b. Ebi Vakkas, Abdurrahman b. Avf, Ebu Ubeyde b. Cerrah, Ebu Seleme, hz Ümmü Seleme, Osman b. Mazun, vb...''

Kaynak: İslam tarihi

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *