Kişilere Göre Kanun...
Avrupa Birliğine şirin görünmek için bir çok kanunlar değişti. Bunlardan en önemlilerinden biride idam cezasının kaldırılmasıdır. Bu sebeplede ardı arkası kesilmeyen cinayetler, öldürmeler, yaralamalar, devam etmektedir. İslam hukukunda sebepsiz yere bir insanı öldürenin cezasını devlet mahkemeleri vermez. O'nun cezasını öldürülen kişinin yakınları verir. Dilerse affeder, dilerse diyet alır, dilerse aynı şekilde öldürülmesini yani, kısas uygular. Avrrupa Birliği şimdiden harekete geçti. Ne diyor..? Sakın ha..yoksa sizi Avrupa Birliğine almayız.
Bende diyorum ki, alın Avrupa Birliği sizin olsun... Bizim kanunlarımıza gölge olmayın yeter. Türk Milletinin şimdiye kadar çektikleri Avrupa Birliği'nin sinsi planları değilmi...?
Türkiyede ben idam yasasını istemiyorum diyen liderleri çok iyi tanıyoruz.
İslam Hukukunda Kısasın Uygulaması:
İslam hukukunda kısas uygulamasının, toplumsal düzenin sağlanmasında gerçekten faydalı bir ilke olduğu söylenebilir. Özellikle cahiliyye dönemi kısas uygulamaları göz önüne alındığında, bu dönemin aksine olarak, kısasın savaş aracı değil, barış aracı olduğu görülmektedir. Zira Kur'an-ı Kerim'in de işaret ettiği gibi; ''Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır…''(Bakara, 2-179)
kısas sayesinde suçun şahsiliği prensibi kabul edilmiş ve bunun yanında suçun önlenmesi ve ortadan kaldırılmasında caydırıcılık prensibi de açık olarak gözetilmiştir.
Beni Mahzun kabilesinden hırsızlık yapan bir kadının elinin kesilmemesi için Üsame İbn. Zeydi Peygamberimize gönderildiğinde; Peygamberimiz, ''Beni Mahzun kabilesinden hırsızlık yapan kadının elinin kesilmemesi içinmi geldin...Allah'ın şanına yemin ederim ki, Muhammedin kızı Fatıma da bu hırsızlığı yapsa elini keserim, buyurmuştur.
İşte İslamın bu eşit ve hakça adaleti insanlar arasında yerini almıştır.
Ben Millet Vekiliyim, Devletin Polisini döverim tokatlarım.. Niçin..? Dokunmazlığım var.
''TÜRK MİLLETİNE TOKAT VURULMAZ.''
Hele hele görevi başında bir Polise asla....!
Kişilere göre kanun olmaz:
İslam öncesinde kin ve şahsi intikam duygularına dayalı ve keyfiliğe dayanan kısas, İslam ile adalet esasına dayanan ve sınırları belirlenmiş olan resmi bir hale gelmiştir.
Üstelik kısasın bu şekilde kurumlaşması, suçun manevi unsurunun da dikkate alınmasında önemli bir etken olmuş, olur olmaz şekillerde kısasın uygulanmasından ziyade failin bu suçu neden işlemiş olduğunun araştırılmasına başlanmıştır.
Kasten adam öldürme fiillerinde bire bir can-cana prensibinin yanında, mağdurun yakınları arzu ederse diyet cezasına dönüşebilme imkanı sağlanmıştır.
İslam Hukukunda Kasten Adam Öldürmenin Cezası:
İslam hukukunda kasten adam öldürme suçunun cezası iki şekilde belirlenmiştir:
Birincisi; uhrevi ceza ve ikincisi; dünyevi ceza.
Bu cezaların belirlendiği ayetler şunlardır:
''Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas yazıldı. Hüre hür, köleye köle, kadına kadın öldürülür. Ancak kim kardeşi tarafından affedilirse kısas düşer. Bundan sonra iyiye uymak, öldürülenin velisine gereken diyeti güzel bir şekilde ve tam olarak ödemek gerekir. O halde söylenenler, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra saldırıya kalkışırsa, muhakkak onun için elem verici bir azap vardır.'' (Bakara, 2-178)
Bu ayetten de anlaşıldığı gibi, kısas kasten öldürmelerde uygulanan bir cezadır ve eğer ölenin velisi isterse kısastan vazgeçip diyet isteyebilir. Diyet ise, 100 devedir.
Kısasla ilgili bir başka ayet de şöyledir:
''Tevrat'ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş. Yaralar da kısastır. Kim bunu bağışlarsa kendisi için o kefaret olur…'' (Maide, 5-45)
Avrupa Birliğinin emirlerine uyarsak, daha çok insanımızın canıda yanacak...!
