İstanbul
Parçalı bulutlu
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

KERBELA'YI ANMAK...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

YIL, 680...Bir facia yaşandı. Efendimizim sevgili torunu, Hz. Ali ve Fatıma'nın ciğerparesi,

Hz. Hüseyin feci bir şekilde şehid edildi.

Her ölüm acıdır. Ama çoluk çocuk dahil 70 kişilik bir topluluğa bir orduyla saldırmak, çöl sıcağında susuzluk ve çaresizlik içinde kıvranırken onları öldürmek bir fecâattir. Bu alçaklığı izah için kelimeler yetersiz kalır.

Türk edebiyatında, ''Maktel-i Hüseyn ve Muharremiye'ler yazılmıştır.'' Bu eserlerde Kerbela'nın üzüntüsü yanında, Ehl-i Beyt sevgisi dile getirilmiştir.

''Kerbela'yı anmak, ehl-i beytin acılarını yadetmek gibi faaliyetler bir itibar ve mağfiret vesilesidir.

Öyle der Fuzuli;

''Tekrar-ı vakıa-i deşt-i Kerbela

Makbul-i has am u sığar u kibardır

Takrir edenlere sebeb-i ızz ü ihtişam

Tahrir edenlere şeref-i ruzigardır."

Aşık Yunus şöyle der:

''Şehidlerin ser-çeşmesi

Hasan ile Hüseyin'dir

Aşıkların gözü yaşı

Hasan ile Hüseyin'dir

Hazret-i Ali babaları

Muahmmed'dir dedeleri

Arşın iki küpeleri

Hasan ile Hüseyin'dir.

Kerbela'nın yazıları

Şehid oldu gazileri

Fatma ananın kuzuları

Hasan ile Hüseyin'dir.''

Allah Resulü Hasan ve Hüseyin'e bakarak derdi ki; ''Allah'ım ben onları seviyorum, onları sen de sev.''

Yine Resulüllah'a sordular:

''Ehl-i beytinden en çok sevdiğin hangisidir?'' Cevap; ''Hasan ve Hüseyin.''

Efendimiz'in Kerbela şehidi için özel bir ifadesi:

''Hüseyin bendendir, ben Hüseyin'denim Hüseyin'i seven Allah'ı sevmiş olur.'' (Tirmizi, Menakıb)

Kazım Paşa şu mısralarında oyun sahnesini tasvir ediyor:

''Düştü Hüseyn atından sahra'yı Kerbela'ya

Cibril var haber ver sultan'ı enbiyaya.''

Murad Hüdavendigar, hepimizin duygularına tercüman oluyor:

''ab'ı ruy-ı Habib-i Ekrem için

Kerbela'da revan olan dem için

Bakma ya Rab bizim günahımıza

Nazar et, can u dilden ahımıza.''

Evet, yıl 680. aylardan muharrem ayı...

Güneş, o gün bağrını yaka yaka karardı.

Hz. Hüseyin'in aşkı aylar ve yıllar geçtikçe sineleri daha çok yaktı. Ve onun kan damlalarıyla sulanan topraklarda insanlar mekan tutmaya başladılar.

susuz çöller hayat buldu, Hüseyin aşkıyla yeşillendi. Çöl ile birlikte gönüllerdeki sevgi de çoğaldı. Kerbela önce bir kasaba, sonra Hüseyin sevgisiyle ruh ve kültür oldu.

''Hadikatü's-Suada'' ''Kutlu sona erenlerin bahçesi'' adıyla kitabı Fuzuli yazdı, ağıtını Kazım Paşa ve daha niceleri.. Bir Hüseyin sevdalısı şafaktaki kırmızılığı bile şöyle gördü:

''Sanma ol sürh-i seher mihr-i felektir görünen

Her şafak hun-i Hüseyn ile güneş kan ağlar.''

''Tan yerindeki kırmızılığı bir tabiat hadisesi zannetme; Hz. Hüseyin'in uğradığı kanlı akıbet dolayısıyle her sabah adeta güneş kan ağlar.''

Fuzuli özetle şöyle der:

Hz.Hüseyin doğduğu zaman Cenab-ı Hak tarafından Cebrail Hz.Muhammed'e gönderilir.Doğan çocuktan ötürü tebrik eder ve sonra şehitlik için baş sağlığı diler. Peygamberimiz hayretle:

Ey Cebrail kardeşim. Kutlamanın sebebini anladım ama hangi şehit için başsağlığı diliyorsun?

Cebrail cevap verir:

''Bu mazlumu, Hüseyin'i, senden sonra Kerbelâ çöllerinde cefa kılıcı ile şehit edecekler.''

Hz. Muhammed bu haberi alınca ağlamaya başlar. Yanında Allah aslanı Ali vardır. Hemen ellerine kapanıp niçin ağladığını sorar.

Hz. Muhammed aldığı haberi anlatınca Hz. Ali de ağlar.

Durumu öğrenen Fatma anamız üzüntüyle sorar:

''Ey babam bu iş ne vakit olur?

Resul cevap verir:

''Benden, senden, Ali'den ve Hasan'dan sonra.''

Hz. Fatıma, üzülür, kendi kendine sorar:

Bu musibet vukua geldiğinde benim mazlumum için kim taziyette bulunsun?

Gaipten şöyle ses gelir:

''Ey kadınların en güzeli ve en azizi!

Ahir zaman ehlinden. Ehl-i beyt bağlıları senin oğluna, kıyamete kadar ağlayacaklar.

(Fuzuli, Hadikatü's-Süada)

Aslında Müslümanlıkta matem yoktur. Ama Ehl-i beyt aşıkları Hz. Peygamber torununa ve hanedan soyuna yapılan zulümlerden, çektikleri sıkıntılardan dolayı hep elem duymuşlardır,

kıyamete kadar da bu acı müslümanların yüreğinden silinmeyecektir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *