Adaletle Hükmetmek...
Allah Te'ala'nın hükmüne boyun eğmek ve razı olmak, söz, esas, çekişme ve anlaşmazlıklarda, kan ve mal gibi hukuki konularda ayrılığa düşüldüğünde Allah'ın kitabı ile elçisi Muhammed (s.a.v)'in sünnetine dönmek, Allah'a iman ve O'na ibadet etmenin gereklerindendir.
Hakem, yalnızca Allah Te'ala'dır ve hüküm vermede yalnızca O'na başvurulur.
Bu sebeple devlet başkanlarının, O'nun indirdiği hükümlerle hükmetmeleri, vatandaşların da hakemlik konusunda Allah'ın kitabında indirdiğine ve elçisinin sünnetine başvurmaları gerekir.
Allah Te'ala devlet başkanları hakkında şöyle buyurmaktadır:
"Şüphesiz ki Allah, emanetleri sahiplerine vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emretmektedir. Allah'ın size verdiği öğüt ve size gösterdiği şey, ne kadar güzeldir. Şüphesiz ki Allah, konuştuklarınızı hakkıyla işiten ve yaptıklarınızı hakkıyla görendir. (Nisa; 58)
Allah Te'ala vatandaşlar hakkında da şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Rasule itaat edin hak olarak getirdiği şeylere uyun.
Sizden olan müslüman idarecilere Allah'a isyanı emretmedikçe itaat edin. Aranızda herhangi bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, gerçekten Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, o konuda hüküm vermek için, onu Allah'ın kitabı Kur'an'a ve elçisi Muhammed'in sünneti'ne götürün. Allah'ın kitabı Kur'an'a ve elçisi Muhammed'in sünneti'ne götürmek; sizin için ayrılığa düşüp görüşlerinizle hareket etmenizden daha hayırlı, sonuç bakımından da daha güzeldir. (Nisa;59)
Allah, daha sonra iman ve hakemlik konusunda indirdiği hükümlerden başka hükümlere başvurmanın birlikte bulunamayacağını açıklayıp şöyle buyurmaktadır:
"Ey Muhammed! Sana ve senden öncekilere indirilenlere iman ettiklerini iddia edenleri ''münafıkları'' görmedin mi? Tağut'u inkar etmekle emrolundukları halde, kendi aralarında hüküm vermesi için, Tağut'a ''Allah'ın indirdiğinden başkasına'' başvurmak isterler. Oysa şeytan onları hak yoldan tamamen saptırmak ister.
Onlara; ''Gelin, Allah'ın indirdiğine ve Rasulün sünnetin'e başvuralım, denildiğinde münafıkların senden tamamen yüz çevirdiklerini görürsün.
Onlar, elleriyle işledikleri yüzünden başlarına bir bela gelince, sonra sana gelip özür dilemeleri ve Biz bu amelimizle sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik diyerek, Allah'a yemin ettiklerinde onların hali nice olur? İşte onlar, Allah'ın kalplerinde olan nifak'ı bildiği kimselerdir.''Ey Muhammed! Sen, onlara aldırma, bulundukları kötü durumdan dolayı onları uyar ve onlara etkileyici söz söyle. Biz, her elçiyi Allah'ın emriyle ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Ey Muhammed! Sen hayatta iken şayet onlar, günah işleyerek nefislerine zulmettiklerinde tevbe edip Allah'ın kendilerinin günahlarını bağışlamasını isteyip sana gelseler ve Rasul de onlar için istiğfarda bulunsaydı, mutlaka Allah'ı çok affedici ve merhamet edici bulurlardı.
Hayır! Rabbine yemin olsun ki, Ey Muhammed! Onlar, kendi aralarında çıkan anlaşmazlıklarda hayatta iken seni, vefatından sonra da sünnetini hakem kılıp sonra da senin verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan ve ona tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar.'' (Nisa; 60-65)
Başka bir âyette ise şöyle buyurmaktadır:
"Yoksa siz, Kitab ''Kur'an'ın' bir kısmına iman ediyor, bir kısmını da inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası, dünya hayatında alçalmak ve utanç bir duruma gelmek, kıyamet gününde ise en şiddetli azaba uğratılmaktır. Allah, sizin yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir." (Bakara;85.)
"Yahudiler Allah'ı bırakıp mlarını, hıristiyanlar da rahiplerini Allah'ın haram kıldıklarını helal, helal kıldıklarını da haram kıldıkları hükümlerde onlara itaat ederek onları, Rabler edindiler.
Meryem oğlu Mesih'i ''İsa'yı'' da ilah edinerek, ona ibadet ettiler. Oysa onlara tek ilah olan Allah'a ibadet etmeleri emrolunmuştu.
O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir." (Tevbe; 31)
