Suizannın dinimizdeki yeri...
Suizan; birinin kötü bir iş yaptığını zannetmektir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki;
''Suizan etmeyin. Suizan, yanlış karar vermeye sebep olur. İnsanların gizli şeylerini araştırmayın, kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez.'' (Buhari, Müslim)
Zan ile, başkasının kötü olduğunu kabul eden, onu gıybet eder, ona dil uzatır. Onu kötü, kendini iyi bilir. Bu da, helakine sebep olur. (İhya)
Müslümanın bir işinde veya sözünde birçok küfür alameti ile bir iman alameti bulunsa, hüsnü zan edip buna kafir dememelidir. Ama küfrü açıksa kafir olur, tevil fayda vermez. (Bezzaziyye)
Bir menkıbe:
Bir alim talebelerine; ''Şafii mezhebinde alametlere bakarak, kesin karar verilmez. Mesela bir köpeğin burnunda yoğurt bulaşığı varken evden çıktığı görülse, eve girince yoğurt çanağında köpeğin burnu kadar iz görülse, kesin olarak, bu yoğurdu köpek yedi denemez'' der. Talebenin birisi, içinden bu kadarı olmaz, diye hocasına itiraz eder. Hocası, o gence, bir koyun kesip getirmesini söyler. O da koyunu keser.
O arada sıkışır, evin kenarındaki ormanlığa kolları sıvalı ve kanlı bıçakla gidip hacetini def eder. Zaptiyeler, yeni öldürülmüş bir adamın katilini ararken bunun eli kanlı bıçakla ormana kaçtığını görürler. Hemen bunu yakalayıp getirirler. O gece karakolda kalır. Sabah mahkemeye çıkınca, hakim; ''Bu genç, eli kanlı bıçakla kaçarken görülmüşse de, Şafii'de alametlere bakarak, kesin hüküm verilmez.''
Bu genci serbest bırakın diye karar verir.
Genç; hocasına yaptığı suizannın cezasını çektiğini anlar.
***
Bir hikaye:
Dağ evinde, kocası yeni ölmüş tek başına yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak, bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik, kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Evcil bir hayvan haline gelir. Bir süre sonra kadının çocuğu doğar. Gelincik zarar vermesin diye çok dikkat eder. Bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve koşarak gelir. Gelinciği kanlı ağzındaki kanları yalarken görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır, hemen öldürür. O sırada içerden bebeğin ağlaması duyulur. Anne odaya girer. Odada beşiğin içindeki bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.
Suizannını gerçek gibi başkasına söylemek de, yani söz taşımak da daha kötüdür.
Peygamber efendimiz, ölüm halindeki bir gence sorar:
''Kendini nasıl buluyorsun?''
Günahlarımdan korkuyor; fakat Allah'tan ümit kesmiyorum.
Bu korku ile ümit, şu ölüm anında kimde bulunursa, Allah'ü Te'ala ona umduğunu verir ve onu korktuğumdan emin kılar. (Tirmizi)
Allah'ü Te'ala'nın rahmetinden ümidini kesmek çok tehlikelidir.
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
''Kötü zanda bulundunuz. Bu yüzden helake mahkum kavim oldunuz.'' (Feth, 12)
''Rabbinize olan ümitsizliğiniz, kötü zannınız sizi helak etti.'' (Fussilet; 23)
Allah'ü Te'ala, Hazret-i Davud'a vahyetti ki;
''Beni sev, beni seveni sev ve beni kullarıma sevdir! Beni sevsinler.''
''Ya Rabbi bunu nasıl yapayım?''
''Nimet ve ihsanlarımı onlara hatırlat, onlar benden ancak iyilik beklesinler.''
Kadi Yahya bin Eksem vefat edince, rüyada görüp halini sordular. O da; ''Allah'ü Te'ala bana, Ey kötü ihtiyar, şunları niçin yaptın?'' diye beni azarlayınca beni büyük bir korku kapladı. Ben de; "Ya Rabbi, böyle sorguya çekileceğimi bildirmediler" dedim. ''Ne bildirdiler?'' buyurdu.
Ben de, ravilerin ismini sayarak, ''Ben azimüşşan müslüman olarak saçı sakalı ağaran kuluma azap etmekten haya ederim'' buyurduğunu bildirdiler, dedim.
Sen ve raviler sadıksınız. Ben de seni mağfiret ettim buyurdu.
Bir kişi, insanları Allah'ın rahmetinden ümitsizliğe düşürür, onlara hep zorluk gösterirdi. Kıyamette Allah'ü Te'ala buna, ''Sen kullarıma rahmetimden ümit kestirdin. Bugün sen de rahmetimden mahrum kaldın'' buyuracaktır.
O halde her mümin, Allah'ü Te'ala'nın azabından korkmakla beraber, rahmetinden de ümidini kesmemelidir! (İ.Gazali)
Müslüman, ömrünün sonuna doğru, öleceği zaman daha çok Allah'ü Te'ala'ya hüsnü zan etmelidir.
Yani; ''Ben çok günahkar isem de Allah'ü Te'ala beni affeder, diye ümit etmelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
''Ölürken mutlaka Allah'ü Te'ala'ya hüsnü zan edin.'' (Müslim)
