Padişahın İçkiyi Yasaklama Fermanı...
IV. Murat'ın içki yasağını halka şu sözlerle duyurulmuştu:
"Dengeli, sağlam nesiller yetiştirmek, halkın geleceğini güven altına almak için, kullanım arasında yaşlı, genç, kadın, erkek Müslim, Gayri-müslim hiç kimse rakı gibi, şarap gibi akla pusu kurup imanı avlayan; afyon gibi, esrar gibi iradeyi kıskıvrak bağlayıp hayali azdıran nesneleri ağzına koymayacak! Ve ülkemin güzel yüzünü lekeleyen meyhanelerin hepsi bu akşama dek yıkılacak!
Yıkılmamış olanlar içlerinde-kilere ve sahiplerine mezar olacak!
Duyduk duymadık demeyin! Sultan Murat kendisi geceleri kol geziyor."
Kuran'da içki:
Kur'an-ı Kerim indirilmeye başlandığı zaman Araplar da içki içmek, başka birçok kötü alışkanlıklar gibi yaygındı. Hemen herkes içiyordu.
Düğünlerde, eğlencelerde, panayırlarda su gibi içki içildiği bazı kesimlerin kendinden geçercesine sarhoş olduğu rivayetler arasındadır.
Böyle bir ortamda inan Kur'an içkiyi bir defada değil, kademe kademe, koyacağı yasağa alıştıra alıştıra yasaklamıştır. İnsanları şiddetle alıştıkları şeylerden birden bire vazgeçirmenin zorluğu, bazen de imkansızlığı insani deneylerle de bilinmektedir.
Allah'da kullarının bu konudaki tutumlarına uy gun
bir yol izlemiş, içkiyi bir çırpıda değil, tedricen yasaklamıştır.
Bu yöntem son derece başarılı olmuş, içki hakkında son inen ve içkiyi kesin olarak yasaklayan ayetle bütün Müslümanlar içkiye tevbe etmiş ve yasağı tereddütsüz benimsemişlerdir.
Halbuki İslam'ın koyduğu bu yasaktan yaklaşık 14 asır sonra I. Dünya Savaşı'nın bitiminde ABD'de alkollü içki yasağı konmuş fakat on yıl bile yürütülememiştir.
Kur'anda içki hakkında dört ayet vardır:
Bunlardan ilki olan "Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden de içki ve güzel bir rızık edinirsiniz" (Nahıl, 67) mealindeki ayette içkiye ait bir kötülükten, bir zarardan söz edilmediği için kimi bilginler bu ayeti Kur'an'daki içki yasağı ile ilgili âyetlere dahil etmezler.
Bir yasak söz konusu olmadığı için mü'minlerden de dileyen içiyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) de sesini çıkarmıyordu.
Ashabın Peygamberimizin sadık arkadaşları ileri gelenlerinden Hz. Ömer, muaz ve bazıları;
"Ya Resulailah, hamr içki hakkında bize bir fetva ver görüş bildir, içki aklı gideriyor" dediler.
Bunun üzerine Bakara Suresi'nin 219. ayeti indi: ''Sana içki ve kumardan soruyorlar, de ki, bu ikisinde büyük günah vardır. İnsanlar için bazı faydalar vardır. Fakat günahları faydalarından daha büyüktür".
Bu ayetle ilk defa içki ve kumarın kötülüğünden, günahından bahsediliyordu.
Bu ayetin gelmesi üzerine içkiyi bırakanlar oldu.
Kesin bir yasak söz konusu olmadığı için devam edenler de vardı.
Daha sonra bazı mü'minler içkili bir akşam yemeği yemişler, arkasından namaza durmuşlardı; imam olan zat sarhoşluk yüzünden namaz süresini yanlış okudu.
İşte bu olay üzerine içki hakkındaki üçüncü ayet olan "Siz sarhoş olduğunuz zaman ne söylediğinizi bitinceye şuurunuz yerine gelenciye kadar namaza yaklaşmayın" (Nisa, 43) anlamındaki ayet geldi.
Bu ayetin gelmesi üzerine de mü'minlerin birkısmı içkiye tevbe etti. Fakat içenler yine vardı.
Bir gün ashabdan İtban lbni Malik, Sa'd lbni Ebi Vakkas ve birkaç kişiyi evine davet edip ziyafet verdi. Yendi, içildi, sarhoş olundu. Sarhoşluğun tesiriyle ziyafete katılanlar arasında kavga çıktı, Sa'd İbn. Ebi Vakkas kavgada yaralandı.
Hz. Peygambere durumdan şikayette bulundu.
Bu olay üzerine Peygamberimiz (S.A.V.)'in "Ya Rabbi içki hakkında bizi tam bir şekilde aydınlat kesin ve açık bir hüküm bildir" diye dua etmesi üzerine Maide Suresi'nin; "Ey iman edenler, içki, kumar, tapılmak için dikilmiş taşlar putlar, fal oklan şeytan işi bir pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz" mealindeki ayet indi.
Bu ayetin inmesi üzerine bütün mü'minler içkiye tevbe ettiler.
Tereddüt kalkmıştı. Herkes evlerindeki içkileri sokaklara döktü. Bu ayet inince Hz. Ömer'in "Tamamen vazgeçtik ya Rabbi?"
Hz. Ali'nin "Bir denize bir damla şarap düşse, sonra o deniz kuruyup yerinde otlar bitse orada hayvan otlatmazdım."
Abdullah bin Ömer'in de: "Bir parmağım şaraba girmiş olsa o parmak bende kalmazdı (keser atardım" dedikleri rivayet edilmiştir.
Hadis-i Şerif:
"Kim Allah'a ve ahire! gününe inanıyorsa üzerinde içki dolaştırılan sofraya oturmasın" .
