İstanbul
Az bulutlu
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Padişahın İçkiyi Yasaklama Fermanı...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

IV. Murat'ın içki yasağını halka şu söz­lerle duyurulmuştu: 

"Dengeli, sağ­lam nesiller yetiştirmek, halkın gele­ceğini güven altına almak için, kulla­nım arasında yaşlı, genç, kadın, erkek Müslim, Gayri-müslim hiç kimse ra­kı gibi, şarap gibi akla pusu kurup imanı avlayan; afyon gibi, esrar gibi iradeyi kıskıvrak bağlayıp hayali az­dıran nesneleri ağzına koymayacak! Ve ülkemin güzel yüzünü lekeleyen meyhanelerin hepsi bu akşama dek yı­kılacak! 

Yıkılmamış olanlar içlerinde-kilere ve sahiplerine mezar olacak!

Duyduk duymadık demeyin! Sultan Murat kendisi geceleri kol geziyor." 

Kuran'da içki:

Kur'an-ı Kerim indirilmeye başlan­dığı zaman Araplar da içki içmek, baş­ka birçok kötü alışkanlıklar gibi yay­gındı. Hemen herkes içiyordu. 

Dü­ğünlerde, eğlencelerde, panayırlarda su gibi içki içildiği bazı kesimlerin kendinden geçercesine sarhoş olduğu rivayetler arasındadır. 

Böyle bir or­tamda inan Kur'an içkiyi bir defada değil, kademe kademe, koyacağı ya­sağa alıştıra alıştıra yasaklamıştır. İn­sanları şiddetle alıştıkları şeylerden birden bire vazgeçirmenin zorluğu, bazen de imkansızlığı insani deneyler­le de bilinmektedir. 

Allah'da kullarının bu konudaki tutumlarına uy gun 

bir yol izlemiş, içkiyi bir çırpıda değil, tedricen yasaklamıştır. 

Bu yön­tem son derece başarılı olmuş, içki hakkında son inen ve içkiyi kesin ola­rak yasaklayan ayetle bütün Müslü­manlar içkiye tevbe etmiş ve yasağı te­reddütsüz benimsemişlerdir. 

Halbuki İslam'ın koyduğu bu yasaktan yakla­şık 14 asır sonra I. Dünya Savaşı'nın bitiminde ABD'de alkollü içki yasağı konmuş fakat on yıl bile yü­rütülememiştir. 

Kur'anda içki hakkında dört ayet vardır:

Bunlardan ilki olan "Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden de içki ve güzel bir rızık edinirsiniz" (Nahıl, 67) mealindeki ayette içkiye ait bir kötü­lükten, bir zarardan söz edilmediği için kimi bilginler bu ayeti Kur'an'daki içki yasağı ile ilgili âyetlere dahil etmezler. 

Bir yasak söz konusu ol­madığı için mü'minlerden de dileyen içiyordu. Peygamberimiz (s.a.v.) de sesini çıkarmıyordu. 

Ashabın Pey­gamberimizin sadık arkadaşları ileri gelenlerinden Hz. Ömer, muaz ve ba­zıları; 

"Ya Resulailah, hamr içki hakkın­da bize bir fetva ver görüş bildir, içki aklı gideriyor" dediler. 

Bunun üzeri­ne Bakara Suresi'nin 219. ayeti indi: ''Sana içki ve kumardan soruyorlar, de ki, bu ikisinde büyük günah var­dır. İnsanlar için bazı faydalar vardır. Fakat günahları faydalarından daha büyüktür".

Bu ayetle ilk defa içki ve kuma­rın kötülüğünden, günahından bah­sediliyordu. 

Bu ayetin gelmesi üzeri­ne içkiyi bırakanlar oldu. 

Kesin bir yasak söz konusu olmadığı için de­vam edenler de vardı.

Daha sonra bazı mü'minler içkili  bir akşam yemeği yemişler, arkasın­dan namaza durmuşlardı; imam olan zat sarhoşluk yüzünden namaz süre­sini yanlış okudu. 

İşte bu olay üzeri­ne içki hakkındaki üçüncü ayet olan "Siz sarhoş olduğunuz zaman ne söy­lediğinizi bitinceye şuurunuz yerine gelenciye kadar namaza yaklaşma­yın" (Nisa, 43) anlamındaki ayet geldi. 

Bu ayetin gelmesi üzerine de mü'minlerin birkısmı içkiye tevbe etti. Fakat içen­ler yine vardı.

Bir gün ashabdan İtban lbni Ma­lik, Sa'd lbni Ebi Vakkas ve birkaç kişiyi evine davet edip ziyafet verdi. Yendi, içildi, sarhoş olundu. Sarhoş­luğun tesiriyle ziyafete katılanlar ara­sında kavga çıktı, Sa'd İbn. Ebi Vak­kas kavgada yaralandı. 

Hz. Peygam­bere durumdan şikayette bulundu.

Bu olay üzerine Peygamberimiz (S.A.V.)'in "Ya Rabbi içki hakkın­da bizi tam bir şekilde aydınlat ke­sin ve açık bir hüküm bildir" diye dua etmesi üzerine Maide Suresi'nin; "Ey iman edenler, içki, kumar, tapıl­mak için dikilmiş taşlar putlar, fal oklan şeytan işi bir pisliktir. Bunlar­dan kaçının ki kurtuluşa eresiniz" mealindeki ayet indi. 

Bu ayetin inmesi üzerine bütün mü'minler içki­ye tevbe ettiler.

Tereddüt kalkmıştı. Herkes evle­rindeki içkileri sokaklara döktü. Bu ayet inince Hz. Ömer'in "Tamamen vazgeçtik ya Rabbi?" 

Hz. Ali'nin "Bir denize bir damla şarap düşse, sonra o deniz kuruyup yerinde otlar bitse orada hayvan otlatmazdım." 

Abdullah bin Ömer'in de: "Bir par­mağım şaraba girmiş olsa o parmak bende kalmazdı (keser atardım" de­dikleri rivayet edilmiştir. 

Hadis-i Şerif:

"Kim Allah'a ve ahire! gününe inanıyorsa üzerinde içki dolaştırılan sofraya oturmasın" .

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız