Dindarlığın ölçüsü...
Dinin özü; inanç ve bu inanca dayalı salih amel yani ibadet ve güzel ahlaktır.
Ahlakı güzel olmayan, ibadet de etse gerçek dindar değildir.
Çünkü Kur'an namazın, insanları kötülüklerden alıkoyacağını belirtmektedir.
Kur'an ve sünnet ölçülerine göre yaşayan, ibadetlerinde kusur olsa bile inanan ve dinin emirlerine saygılı olan dindar insandır.
Din, gönül işidir
Kim içtenlikle Allah'a bağlı ise, haram'dan kaçınıyor, yalan söylemiyor, dürüst davranıyor, hak ve hukuka riayet ediyorsa o kimse dindardır.
Dindarlık Fiziki Güzellikle Ölçülmez:
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır;
"Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." (Müslim, İbn. Mace, Ahmed b. Hanbel)
İnsanda bir suret ''dış görüntü'' güzelliği vardır,
bir de siret ''iç oluş güzelliği...'' Suret güzelliği kısa zamanda yok olmaktadır.
Şayet bu suret güzelliğine kafa takılır da bununla değerini bulacağını sanırsa, kısa zamanda değeri kaybolup değersiz hale gelmeye mahkum olur. Hazret-i Ali (ra) Efendimizin meşhur sözü de bunu ifade eder.
Der ki;
"Elbise ve süslenmelerle elde edilen dış güzellik kalıcı güzellik değildir.
Asıl güzellik, ahlak ve davranış güzelliğidir ki, onun sahibini hem imanlı çevresi hem de Yaratan'ı sever."
Kalplerdeki İman Ölçümü
Kimin kalbinde nekadar iman var, biz onu bilemeyiz.
O'nu ancak Allah bilir.
İman ölçüsü; giyimde kuşamda değil, yaşamaktır.
Bir insanın kalbi fesatsa, imanı yoksa veya işi bozuksa, yolu yanlışsa onun yüzünün şeklinin, şemailinin, vücudunun güzelliğinin, kuvvetinin, önemi yoktur.
Allah dış görünüşe bakmaz
Allah, insanın kalbine bakar ve yaptığı işine bakar.
Ayet-i Kerimede;
''Ey insanlar! Şüphesiz biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık.
Birbirinizle tanışmanız için sizi büyük topluluklara ve kabilelere ayırdık.
Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, ondan en çok korkanınızdır.
Şüphesiz Allah, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.''
Hadis-i Şerif'te;
Arabın Arap olmayana, beyazın siyaha, takva ''Allah'tan korkma'' dışında hiç bir üstünlüğü yoktur.
İnsanlar, tarağın dişleri gibi eşittirler:
''Ey insanlar! Rabbiniz birdir.
Babanız da birdir; hepiniz Hazret-i Adem Peygamber'in çocuklarısınız.
Hazret-i Adem ise, topraktandır.
Allah katında en kıymetliniz, takvası en çok olanınızdır.
Arabın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur.
Üstünlük, ancak takva iledir.
İnsanların kendi aralarında filan dinli, filan dinsiz gibi ölçüde bulunması asla kabu olmayan bir davranıştır.
Ölçü; Yüce Allahındır.
Biz, kimin ne kadar iman taşıdığını asla bilemeyiz.
Kalpleri ve kalplerde olanı ancak Yüce Allah bilir.
Bazı kurumların dindarlık veya iman ölçümü yapmasnıda doğru bulmuyorum.
Çok imanlı yüzde ... şu kadar, az imanlı yüzde...şu kadar gibi ölçülerin yanlış olduğu inancındayım.
Peygamberimiz (s.a.v);
"Kişi akşam müslüman yatar, sabah kafir kalkar."
Çünkü, akşam gelip konuşup beynini çaldılar,
itikadını sapıttılar.
Sabahtan evinden müslüman çıkar, akşam evine kafir olarak gelir, dediği; kendisi gündüz batıl fikir ile aşılanır, akşam evine kafir döner.
Akşam müslüman olarak yatar, sabahtan batıl fikri benimser, itikadını bozar, kalktığında kafir olarak kalkar dediği bunlardır.
Kısaca özetliyecek olursak, insanların imanlarını ölçmek, hiçbir insanın haddine değildir.
Kalblerde olanı yalnızca Allah bilir.
Amelde riya olmamalıdır
4-5.Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar
6.Onlar namazlarıyla gösteriş yaparlar.
Burada imanını göstereyim derken şirke giriyor.
Şirk ise, küfürdür. Me'azallah insanlar bu gibi hassas konularda dikkatli olmak durumundadır.
