İstanbul
Parçalı az bulutlu
-0°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Şeyhül-islam İbn-i Kemal efendinin fetvası...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM:

Kullarından bir kısmını ilim ve ihsana mümtaz ve enbiya ve murseline varis eden Cenab-ı Hakka hamd ve sena ve ehl-i dalal-ı ıslaha meb'us olan Nebiy-yi zişan ile şer'i metini icraya ced ve gayret eden al ve ashabına edayı salat ve selam bi intiha olunduktan sonra; ma'lum olsun ki hakikat ehlinin uyduğu; Hazret-i Şeyh Azam Kutb-ul Arifin Muhyiddin Ali el-Arabi et-Tai el-Hatemi el-Endülüsi hazretleri muctehid-i kamil ve mürşid-i fazıldır.

Hayret veren menakıbında mevcud olan harikulade karametleri müridler, alimler ve fazıl kişiler tarafından kabul ve tasdik edilmiştir.

İnkar edenlerin, çok büyük hata edecekleri ve inkarda ısrar edenlerin ise, çok dalalete duçar olacakları aşikardır. Emr-i bil ma'ruf ve nehyi anil münkerle me'mur hakimlerin, işbu batıl inanç sahiblerinin hallerini düzeltmelerine ve itikadlarını değiştirmelerine teşvik ve te'dib eylemeleri boyunlarına borçdur.

İbn-i Arabi hazretleri birçok kitab ve resail te'lif buyurmuşlardır. Fususu'l Hikem, Futuhatı Mekkiyye diğer te'lif ettiklerinin yanında meşhurdur.

Hazret-i Şeyh'in kitablarında ve risalelerinde bulunan bazı ibarelerin lafzları ve manaları ilah-i emre ve şer'i nebeviye yakın yani anlaşılır olması yönüyle itiraz edilmemektedir.

Ancak bazı ibarelerin derecatının yüksek olması yani keşf ve tevhid ehlinden olmayanların idraklarının fevkinde olması, amaçlanan manayı idrak edemeyenlerin ve tasavvuf ehli olmayanların ''Sakın bilmediğin şeyin ardına düşme, Doğrusu kulak, göz ve kalp bunların hepsi o şeyden sorumlu olur'' (İsra;36) ayetine uyarak sukut etmeleri ve itirazdan kaçınmaları vaciptir.

Büyüklerden birisi şöyle buyurmuştur:

''Kim tasavvufi hakikatlerin bazısını inkar ederse, Allah iman nurunu onun kalbinden söküp alır.''

İbn Arabi (k.s) halen, ilmen, tarikat şeyhi ve hakikat ehlinin büyüğü olduğu gibi; ilim müessesesi teşkilatının kurucusudur.

Cenab-ı Şeyh, öyle ucu bucağı olmayan bir denizdir ki, sahilini görmeğe beşer gözü, dalgalarının çalkalanırken çıkardığı sesi işitmeğe; beşer kulağı acizdir. İnci taneleri olan sözleri ise, yar'dan uzak olanların ellerine ulaşıp ziyan olmaktan korunmuş ve gönül ehline neş'e bahş olacak feyizler ile dopdoludur.

İbn-i Arabiye mensub olan taife-i naciye doğru yola girmiş mümtaz bir kavimdir. Sözleri ve diğer tasavvufi ıstılahları diğer tasavvuf ehli gibidir.

Hatırdan çıkarılmamalıdır ki, hilali görmeğe kusurlu gözler nasıl müsaid değilse, hazreti herkesin idrak etmesi mümkün olmayabilir.

Allah'a yeminle beraber beyan olunur ki, şüphesiz Şeyhu'l Azam b. Arabi ilminin ihata etmediği şeyi yazmamıştır ve ilmi ise; malumatın şekillerini hakikati vechle, ru'yetle hasıl olmuş ilm-i şuhuddur. Hak Subhanehu te'ala bazı kullarını nübüvvetle bazısını da velayetle seçmiştir.

Durum şudur ki, bir şeyi bilmemek, görmemek o şeyin yok olduğunu gerektirmez. Bulup görmemekle de o şeyin varlığını inkar lazım gelmez. Örneğin; yarasanın güneşi görmeyerek inkar etmesi, güneşin olmadığı anlamına gelmez.

Taassubun zarardan başkaca faydası yoktur. Hususiyle Rical-ul Gayb hakkında hadis-i şerif varid olmuşdur. Munasib olan budur ki, her zaman mukaddes mevcudiyetlerini ikrar edip özellikle Şeyhu'l Ekber Muhyiddin ibn-i Arabi ve Şeyh Abdülkadir Geylani hazretlerini uygun tabirlerle yad etmek lüzumludur.

Setr ettikleri ve gizledikleri ibareleri idrak edememek sebebiyle inkar uygun değildir.

Cifir, Nucum ve İksir ilmi gibi konuları avamdan gizlemişlerdir. Ekseriya sözleri vicdanidir, tatmayan bilmez kabilindedir. Onların yolu sırat-ı mustakimdir, muhabbetullahtır.

Onlar ''Muhammedi'dirler.'' Bilinmelidir ki, Allah'ın dostları ile Allah'tan bize haber getiren herkes, tek görüş üzeredirler.

Allah'dan getirdikleri bilgiye ne birşey eklerler, ne noksan söylerler, ne de birbirlerine muhalefet ederler. Aksine onlar; birbirlerini doğrularlar.

Tıbkı buluttaki yağmur suyunun yere inmesihalinde özünde değişiklik olmaması gibi onların kelamlarının özleri bir'dir manâsı bir'dir.Bizlere düşen ''Bilmiyorsanız bir bilene sorunuz'' ilahivhükmüne riayet etmektir ki bu hüküm islamın şartlarındandır.

''Hak Te'ala cümlemize tevfik ve basiret ihsan eyleye''

İnanırız...Hazreti Şeyhin buyurduğu gibi...

O, Allah Hakkı söyler ve O, doğru yola iletir.

Müftiyü's-sakaleyn ibn-i Kemal.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *