31 Aralık 2025
Facebook
Twitter
Instagram
YouTube
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

İsraftan Sakınmak...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Hz. Aişe (ra) anlatıyor:

''Resulullah (s.a.v) hücreme girmişlerdi.

Atılmış bir ekmek parçası gördüler.

Hemen onu alıp silerek yediler ve;

''Ey Aişe! Kerim olana ikram et! Yani, kıymetli olan ekmeğe hürmet et!

Zira şu ekmek, bir kavme nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir.'' buyurdular. (Ebu Davud)

''Ekmeğe hürmet edin. Allah-ü Teala ona göklerin bereketinden indirmiştir.'' (İmam Gazali)

Peygamber Efendimiz, ekmeğe hususi bir önem ve kıymet vermiştir.

Ve ümmetine, yemekte dökülen ekmek kırıntılarının dahi toplanmasını tavsiye etmiştir.

Böyle bir durumda, ekmeğin çöpe atılması yahut taze değil diye beğenilmemesi, bir Mü'mine yakışacak bir şey değildir.

Ekmeğin israf edilmesi, nimete karşı büyük bir hürmetsizliktir:

Bu ise, o nimeti bizlere veren Cenab-ı Hakka karşı bir hürmetsizlik olur.

Yemek ve ekmek israfı, şeytana nispet edilen bir zarardır.

Yemek kabı, kendisini yalayıp yıkayana istiğfarda bulunur ve; ''Beni şeytandan kurtardığın gibi, Allah da seni ateşten kurtarsın.'' der. (İmam Gazali)

Resulullah bu rivayetlerde, israf olmaması için yemekten sonra parmak ve kaplarda bulaşık bırakılmamasını emretmektedir.

Gıda olabilecek her parça insan vücudunda hayati hizmete katkıda bulunabileceğine göre, onun israf edilmesi şeytana nispet edilmeye layık bir zarardır.

Peygamber Efendimiz; ekmek kırıntılarına bile hürmet göstermiştir:

''Mısır Sultanı Mustansır Billah, Kadı Ebu Abdullah'ı, Rum kralına elçi olarak göndermişti.

Kral, elçinin şerefine büyük bir ziyafet verdi.

Sofrada yemek bittikten sonra, Ebu Abdullah, ekmek kırıntılarını toplayıp yemeye başladı.

Kral onun doymadığını sanarak derhal yeni bir sofra hazırlanmasını emretti.

Kadı Ebu Abdullah'a da:

''O kırıntıları toplamayı bırak. Sana yeni bir sofra hazırlatıyorum, '' dedi.

Ebu Abdullah krala dedi ki:

''Ben, Peygamberimizin;

''Sofrada artık kalan kırıntıları toplayıp yiyen kimse ahmaklıktan ve fakirlikten kurtulur.'' buyurduğunu işittiğimden beri, böyle yapıyorum. Yoksa sandığınız gibi aç değilim.

Ebu Abdullah'ın dinine bu bağlılığı, kralın hoşuna gitmişti. Hazine memuruna, derhal ona 1000 altın verilmesini emretti.

Ebu Abdullah bunun üzerine:

''Allah Resulü doğru söylemiş. İşte şimdi zengin oldum. Ve hiç kimse benim ahmak olduğumu da söyleyemez.'' dedi.

Sofrada lokma artıklarını ve ekmek kırıntılarını çöpe atmayıp yemek, berekete sebeptir. Nimete verilen değerin de bir göstergesidir.

Ekmek israfı fakir ve aç insanlara karşı büyük bir haksızlık ve hürmetsizliktir:

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan açlıkla mücadele ederken ekmeğin bu derce israf edilmesi elbette ki, izah edilemez bir haldir.

Afrika'da ki bunca fakir insanı, açlıktan ölen çocukları görmezden gelemeyiz. Bir mü'minde nemelazımcılık, bencillik ve vurdumduymazlık hasletleri olamaz. Başkaları açken o tok uyuyamaz.

Bunlar İslam'ın kişiye kazandırdığı en temel değerlerdir.

İnsanların böyle hesapsızca israf etmeleri, fakirlere büyük bir haksızlık ve hürmetsizliktir.

Halbuki Allah fakirin rızkını zenginin rızkı içinde halk etmiş, fakiri rızkını beklerken harama girmemekle, zengini ise, aslında kendisine ait olmayan malı tasadduk etmekle imtihan etmiştir.

Çocukluğumda yani, 50 yıl önce şehire gittiğimizde köy ekmeği arasına 25 kuruşluk tahin helvası alamadığımız zaman olurdu.

O vakit, fırından aldığımız şehir ekmeği ile köy ekmeğini katık yapardık.

Bugün ise, evimden çıktığım zaman nerede çöp konteyni varsa etrafına birgün önceki ekmekleri poşetlerle asılı olarak, görüyorum.

Özellikle ramazan ayında yenmeyen o taze pideler...

50 yıl önceki, yılları düşünüyorumda o günleri netez unuttuk..!

Cenab-ı Allah, hiçbir insanı açlıkla imtihan etmesin.

Bu sebeple de elimizden geldiği kadar Allah'ın bizlere vermiş olduğu nimetlerin kadrini bilelim, Cenab-ı Hakka bu nimetlerinden dolayı şükretmeyi de unutmayalım.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *