KAHRAMANLAR HAİN, KATİLLER KAHRAMAN OLDU
Adam haklı.
Canı sıkılıyor.
Medeniyetten uzak.
Denize giremiyor.
Halı saha maçı yapamıyor.
Haremi de yok.
Yanında kendi gibi katiller.
Çekilecek kahır değil yani.
Kandil'e mesaj:
-Tez elden beni çıkarın buradan.
Kandil'den BDP' ye mesaj;
- İşi fazla uzatmayın, lider sıkılmış.
BDP 'den AB 'ye mesaj:
-Hükümeti sıkıştırın.
Mesaj trafiği uzun.
Ankara.
Bağdat.
Akil adamlar.
Yönetenler çaresiz
Bundan sonra geri dönüş olmaz.
İyi de nasıl olacak?
Halk, iki ağaç için ayaklandı, ortalık yıkıldı.
Bebek katili serbest bırakılırsa varın siz düşünün.
Ki, Ankara'da;
-çapulculuktan, kemirgenliğe terfi edenler dünyayı başımıza yıkar, diye düşünüyor.
Çare, AB'den geliyor:
-Sağlık durumu iyi değilse dışarıda tedavi edilmeli.
Tercüme edersek.
Sağlık numarası ile dışarıdaki bir hastaneye çıksın,
Sonrası kolay.
Halk dışarıda olmasına alışınca, hastaneden eve geçer.
Gerisi çorap söküğü gibi kendiliğinden gelir.
30 bin kişinin katilini hapisten çıkarmak için uygulanmak istenen plan şimdilik bu.
Batı, İmralı'ya maya çaldı, yoğurdun tutmasını bekliyor.
Elbette bu biraz zaman alacak.
Terörist başının ise bekleyecek zamanı yok.
10 yıldan fazla süredir içeride.
Hareminden uzak.
AB'ye ve onların Türk yalakalarına sormak lazım:
-Aynı talep neden Silivri'de yatanlar için dile getirilmiyor.
Ki; aralarında gerçekten de tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesi gerekenler var.
Paşaların yaşı 70 in üzerinde.
Hemen hepsinde bir hastalık var.
Nedense katil başı için ortalığı ayağa kaldıran AB ve yalakaları,
-Silivri'ye bir heyet gitsin,
-Mahkûmların durumları nicedir öğrenelim, demiyorlar.
Diyemiyorlar.
Onların amacı üzüm yemek değil, bağcı dövmek.
İmralı'dakinin keyfi yerinde.
Özel konuk için deniz, kara ve hava kuvvetleri alarmda.
Denizaltılar ada çevresinde dört dönüyor.
Yüzlerce asker ve sivil emrinde.
Odası rutubete kapalı.
Her gün özel menü çıkıyor.
O yemeden önce, ne olur ne olmaz diye yemeklerin tadına önce, tadımcı bakıyor.
Herhalde askerdir.
En küçük rahatsızlığında adaya helikopter ve tekne kalkıyor.
Televizyon seyrediyor.
Spor yapıyor.
Cani arkadaşları ile sohbet ediyor.
Genç-yaşlı, asker-sivil demeden inlerce kişinin ölüm emrini veren cani bir eli yağda bir eli balda.
Mahpus hayatı sürerken,
Silivri'deki paşalara, milletvekillerine, gazetecilere, yazarlara, bilim adamlarına...
Ne yazık ki caniye tanınan hakların binde biri bile tanınmıyor.
Vatan haini, demokrasi kahramanı.
Hainle mücadele edenler, vatan haini kabul ediliyor.
Terörist başı aklına esiyor;
-Basın toplantısı yapmak istiyorum, diye celalleniyor.
Haklı da.
Aracı kullanmak ağrına gidiyor.
Madem demokrasi var.
Söyleyeceklerini aracısız aktarmalı.
Şöyle masaya oturmalı.
Masa arkasında sarı-yeşil-kırmızı paçavra.
Arkasında cezaevi canileri.
Yanında BDP'liler.
Belediye başkanları.
Hatta yanına,
Hüseyin Çelik'i,
Beşir Atalay'ı
Bülent Arınç'ı da almalı.
Sadece Türk değil, dünya basını da gelmeli.
Sayın Başbakanımız bile eşlik edebilir.
Time kapak olan caninin basın toplantısı reytingleri tavana uçurur.
Ya Ankara.
Yönetenlerin hepsi içlerinden;
- De git oğlum, sus biraz, diyorlar.
Biraz da "terörist şov" dan da söz edelim.
Birileri, birilerini fena kazıklıyor.
Kazıklanan birileri de halkı kandırıyor.
Yok, efendim, teröristler sınır dışına çıkıyormuş.
Kim sayıyor, gidenleri?
Kim sayıyor, gelenleri?
Ülke sirke döndü
Teröristlerden üçü gidiyorsa, dördü geri geliyor.
Gazetecileri çağırıp atış talimi gösterisi yapıyorlar.
Ya da özel kıyafetler giyip, ülke sınırları içinde toplu merasim yapıyorlar.
Hem de güvenlik birimlerinin gözleri önünde.
Şımarmış teröristleri bundan sonra yola getirmek mümkün değil.
Hele ki; Suriye sınırımızın hemen karşısını ellerine geçirip, özerklik ilan etme hazırlığına girdikleri bir dönemde.
Hele hele Barzani'nin 4 saat süren toplantıda Kürt Ulusal Kongresi'nin,
Kürdistan olarak nitelendirdiği
Irak, İran, Suriye ve Türkiye'nin belli kesimlerindeki tüm siyasi kesimlerinin önemli ortak amaçlarından biri olduğunu,
Uzun süreden bu yana çalışmalar yapıldığını
İfade etiğini açıkladığı bir ortamda.
Hele hele hele, Barzani'nin;
"Sayın Talabani ile Sayın Öcalan'ın da aramızda bulunmasını isterdim.
Temennim Allah'tan odur ki Talabani bir an önce sağlığına kavuşur, Öcalan da özgürleşir" deyince.
Bebek katili Türk basını ile yetinmeyip,
Dünya basınını da İmralı'ya davet eder.
Çünkü bugün, ' hayır' cevabı alsa,
Yarın 'evet' cevabı alacağını
Ve en kısa zamanda haremine kavuşacağına inanıyor.
Hatta biliyor.
