Şaire Makbule Leman Hanım...
1865'te İstanbul'da dünyaya geldi.
1898'de yaşamını yitirdi. Yenileşme döneminin Nigar Hanım'la birlikte önemli şairlerinden.
Saray Kahvecibaşısı İbrahim Efendinin kızı.
Bir görüşe göre Rüşdiyede okudu, sonra özel dersler alarak yetişti.
Bir dönem Hanımlara Mahsus Gazete'nin baş yazarı. II. Abdülhamid tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi.
Ömrünün son on dört yılını tedavisi imkansız bir hastalığın esiri olarak, yatakta geçirdi.
Denemeler, hikayeler de yazdı.
Sağlığında yayımlanan şiirlerinin sayısı on iki.
Bunlar tür ayrımına gidilmeksizin Makes-i Hayal adıyla bir araya getirildi.
Ölümünden sonra bu eser, eşi tarafından, Makbule Leman hakkında yazılanlarla birlikte ikinci kez bastırıldı.
ANNE:
Anne inleyen bir ney, anne hicrandan yumak
Gözleri buğulu, nemli ve her zaman zar zar...
Kaderidir annenin ocaklar gibi yanmak
Hep hüzünlü eser onun ikliminde rüzgar.
Kuşlar gibi titrer o güneş yüzlü nevhayal
Simasında alacakaranlık endişesi...
Her mevsim ayrı bir ıstırap, ayrı bir melal;
Dilinde özleyişlerin sihirli bestesi...
Sinesi sımsıcak, çehresi de imalıdır
Semtinde herdem bir büyülü rayiha eser.
Duyguyla süzülmüş gözleri hep hummalıdır
Altın şakaklarında sarı güller gibi ter.
Rahmet-zahmet iç içe.. bilmez geçen zamanı
Ne yazları, ne kışları, ne renkli baharı
Ne gurubu ne de şafağın söktüğü anı
Her zaman duman dumandır o nazlı efkarı...
Bir kuluçka gibi sancılı gecelerinde
Hep şefkatle çarpan kanat sesleri duyulur...
Amansız hislerin öldüren pençelerinde
Yüreği bir matkap salınmış gibi oyulur.
Elemi çok olsa da şekvâsı işitilmez
Bir Eyyub sabrıyla göğüsler hiç-olmazları...
Onda ızdırap bitmez, acılar dinmek bilmez
Sönmeyen bir azimle aşar aşılmazları.
Kanmaz asla sevmeye; o, sevgiye susuzdur
Şaire "su" dedirten hisle "evlat" der inler.
Herkes derin uykularda iken o uykusuzdur
El açar Yaratan'a balalarını diler...
Yürüdüğü yol, onun hislerinin yoludur
Durmaz, bir süvari gibi yürür dolu dizgin..
O, yeryüzünde en ululardan uludur
Sinesi meleklerin sinesi kadar engin..
Zambaklar gibi sihirli çehrende
Varlığımı kucaklayan bir ışık;
Duydum o duyulmazları sinende
Sen bir rüyasın benim için artık...
Nuru öteden pırıl pırıl siman
Ukba derinlikleriyle büyülü...
Tülleniyor hülyalarımda her an,
Ölümsüz ruhunun bembeyaz tülü...
Bir yad-ı cemilsin, kabrin sineler
Hazan yaşamıştın; ölüm baharın..
Duayla gerilmiş bütün gönüller
Berzah yamaçlarında bestekarın.
***
İhsan Raif Hanım:
1877'de Beyrut'ta dünyaya geldi. Vezir Köse Raif Paşa'nın kızı. Babasının görevi nedeniyle pekçok yer gezdi, insan tanıdı.
Özel olarak müzik, edebiyat ve Fransızca dersleri aldı. Küçük yaştan itibaren edebiyata ilgi duydu. Döneminin şairlerinden Rıza Tevfik'in etkisiyle halk şiri tarzında hece vezniyle şiirler yazdı.
Hece veznini kullanan ilk kadın şairlerimizden.
Sade bir dili, yalın bir anlatımı var.
Bu şiirler, kadınsı, aşk dolu ve yoğun duygu içerikli.
Şiirlerinden bazılarını kendisi, çoğunu da diğer sanatçılar besteledi.
İhsan Raif Hanım'ın şiirlerinden bestelenmiş şarkılar günümüzde de dinleniyor.
1926'da Paris'te yaşamını yitirdi.
BU SEVDADAN GEÇERSİN:
Niçin beni yan bakışla süzersin
Sözlerime neden dudak bükersin
Bugün sever, yarın belki üzersin
Gel üzülme, bu sevdadan geçersin
***
Sevsen de hoş, sevmesen de sen beni
Ben vahşiyim, hiç sevdirtmem kendimi
Bu halimle incitirim ben seni
İncinmeden bu sevdadan geçersin
***
Bülbül gibi aşık olma her güle
Vefasızdır, gül inanmaz bülbüle
Çünkü şakır lalelere, sümbüle
Sümbül gibi aşkın solar geçersin
