ZEVK İÇİN Mİ? DARBE YAPTILAR?
Gözümüz aydın!
Kenan Evren ile Tahsin Şahinkaya’nın mahkemesi başladı.
İkisi de ömürlerinin sonuna gelmişler.
Sarsak sarsak yürüyorlar.
Dukunsanız,
Hatta üfürseniz düşecekler.
Özetle Allah a günah gelmesin kendilerine uzun ömür versin,
Son yolculuk biletlerini almış gibiler.
Ve biz onları şimdi yargılıyoruz.
Ne ile?
Darbecilikle.
Doğrudur.
Cezaları da;
“Ağırlaştırılmış MÜHEBBET”.
Mevcut iktidarın bu günlerde bence en sevdiği kelime;
“Ağırlaştırılmış müebbet”.
Şaka gibi.
İstenen bu cezayı,
Bu darbeciler,
Hangi hayatlarında yatacaklar,
Onu bilmiyorum.
Bu adamlar darbe yapmışlardır.
Ve “DARBE” kelimesi,
Bence demokrasiler için,
Cumhuriyetler için,
Hiç hoş olmayan,
Hatta “UTANÇ” verici bir kelimedir.
Evet, darbe yapanlar suçludur.
Ve de cezalarını mutlaka,
Ama mutlaka görmelidir.
Peki, darbenin oluşumuna,
Zemin hazırlayan,
Memleketi iyi idare edemeyen,
Sokakların kan gölüne dönmesinde bir numaralı,
Şüpheli-fail olan,
Zamanında koltuğunu asla terk etmeyen,
Siyasetçilerin hiç mi?
Suçu yok!
Onlar hakikaten günahsız mı?
Onlarında bir şekilde,
Devleti iyi idare edemedikleri için,
Devlet makamını FUZULİ olarak işgal ettikleri için,
Yargılanmaları gerekmez mi?
Kapasiten yoksa,
Başbakan olmayacaksın,
Kapasiten yoksa Cumhurbaşkanı olmayacaksın.
Olursan ne olur?
Onun kararını okuyucumuz vermeli.
Şimdi başa dönelim,
Darbe o zamanlar niçin yapılmıştı?
Devlet otoritesi bittiği için.
Ben o dönemde üniversiteydim.
Okulum solcuların bulunduğu bölgede,
Oturduğum yer milliyetçilerin olduğu yerde.
Bir tarafta huzurluyduk,
Diğer tarafta her gün dayak yiyorduk.
Sokaklarda polis yoktu.
Olsa bile fark etmezdi.
Çünkü POL-BİR,
POL-DER diye ikiye ayrılmıştı.
Solcu polisler, sağcı polisler.
Ülke sokakları TEKSAS gibiydi.
Oraklar, çekiçler, Mao bayrakları,
Yasadışı sol örgütlerin bayrakları ile bezenmişti.
Kabanının altında keleş olan militanlar sınıflarda geziyordu.
Okula girmek bir dert çıkmak bir dertti.
Ortalık kan gölüydü.
Çekirdek gibi insan öldürülüyordu.
Hükümet inisiyatifini kaybetmişti.
Devleti yönetemiyorlardı.
Zamanın başbakanı ile muhalefet lideri,
Kedi-köpek gibi birbiri ile didişmekten,
Devleti yönetmeyi unutmuşlardı.
Sol örgütler Rus’ya türü bir komünist devlet istiyorlardı.
Halkların kardeşliği denen o sahte sloganla,
Bölünmüş bir Türkiye istiyorlardı.
Özetle gönül dostları insanlarımız sokağa çıkamıyordu.
Asker hiç istemediği halde,
Bana göre zor bir karar verdi.
Ve darbe yaptı.
Ertesi gün ise sokaklar sütlimandı.
Ne solcusu ne Kürtçüsü, ne haini Maocusu ne de militanı kalmıştı.
Bence Evren Paşanın tek hatası vatanını seven milliyetçilerle,
Devlet düşmanlarını aynı potaya koymasıydı.
Bu en büyük yanlışıydı.
Yani pirinçle taşı birbirinden ayıramamıştı.
Evet, dostlar şimdi bu darbecileri yargılıyoruz.
Darbeci olarak?
Doğru da, devleti idare edemeyen,
Sokağın kan gölüne dönüşmesinde baş şüpheli olan,
Siyasetçilerin hiç mi? Suçu yok!
Onlarında basiretsiz, kapasitesiz ve de kabiliyetsiz olduklarından dolayı,
Yargılanmaları gerekmez mi?
