Kalın kafanıza sokun; "orası artık Kürdistan"
Çözüm süreci…
Dağda gerilla kalmasın.
Silah bırakanlar siyasete girsinler.
Kan dökülmesin.
Aylardır aynı plak çalıyor.
Dinlemekten bıktık.
Melodisi bize uygun değil.
Bize derken;
Kastım; vatanın bölünmez birliğinden yana olanlar.
Ne yazık ki; ekilen tohumlar yeşermeye başlamış.
Ki; bu örneği bire bir yaşadım:
Yer; Bakırköy Devlet Hastanesi.
Sebebi ziyaretim; Doçent Cevdet Akvan dostumu ziyaret etmek.
Yanımda polis emeklisi bir arkadaşım daha var.
Bir iki laflayıp, hocamızın çayını içeceğiz.
Hocamın odası kalabalık.
Bekliyoruz.
Yanımıza orta yaştan biri oturdu.
Batmanlı.
Adı; Mehmet.
Geçmiş olsun dileklerinden sonra Mehmet'in gözü, elimdeki gazeteye takıldı;
-Ağabey Gazeteye bakabilir miyim?
Elbette, buyur bak.
Daha sayfaları çevirmeden Mehmet'in gözleri büyüdü.
-Ne biçim şeyler yazıyor, bu gazete böyle, diye öfkelendi.
Kendisine, kibarca Ortadoğu Gazetesi'nin milliyetçi ve ülkücü bir çizgisi olduğunu,
Ben de gazetenin bir yazarı olduğumu, söyledim.
Öfkesi dinmedi.
Aramızda pek hoş olmayan bir tartışma başladı:
-Nedir? Bu vatan, millet, Türklük yayınları böyle!
Seni neden rahatsız etti?
-Ben KÜRDÜM bu tür yazılardan rahatsız oluyorum, çünkü çözüm sürecini baltalıyor.
Nasıl baltalıyor?
-Hükümeti rahat bırakın ki; özgürlüğümüze kavuşalım.
Sen özgür değil misin?
-Bana demagoji yapma.
Batmanlısın ancak İstanbul'da yaşıyorsun.
Burada işin var!
Evin var,
Tedavi için hastaneye giriyorsun,
İstediğin yerde yerel dilini konuşuyorsun,
Başka nasıl bir özgürlük istiyorsun?
-Benim özgür olmam yetmez, Kürtler özgür olmalı.
-Hükümette kaç tane milletvekili,
Bakan ve bürokrat olan Kürt var biliyor musun?
Ayrıca kaç tane Kürt cumhurbaşkanı seçildi.
Sayısız Kürt iş adamı var ve hepsi de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde yaşıyor.
-Özgürlük için, askerin KÜRDİSTANDAN çekilmesi gerekir.
Terör bitince çekilir.
Ayrıca asker sadece sınır bölgesinde değil ülkenin dört bir yanında var.
-Konuştuğumuz bölgeler Kürdistan.
- Bunu sadece ben değil, ülkeyi yönetenler söylüyor.
-Sizin orada ne işiniz var?
-Terk edin oraları.
Bu ülkede yaşayan insanlar dilediği yerde oturma, iş yapma hakkına sahip.
-Kürdistan da değil.
- Siz köylerimizi yaktınız.
-Çekilin ki kendi devletimizi kuralım.
Türkçe de güzel bir deyiş vardır;
" Olmazsa hülya, neyler fukara" .
-Siz öyle sanın.
- Çok yakında Kürdistan kurulacak.
- Döktüğünüz kanların,
-Öldürdüğünüz gerillaların hesabı sorulacak.
Senin gerilla dediğin militanlar çok mu masum?
Onlar camiden gelmediler,
Devlete isyan ettiler.
Çoluk çocuk demeden kan döken, katliam yapan katiller.
Devlet, anayasal düzeni bozmak isteyen herkes tepki gösterir.
Silahlı teröriste çiçek atacak değil ya!
Ayrıca senin gerilla dediğin teröristler on binlerce can aldı.
-Kürdistan kurulduğundan öldürülen gerillaların hesabı sorulacak.
Peki, Mehmet kardeş sen İstanbul'da yaşıyorsun.
Senin gibi İstanbul'da yaşayan yüz binlerce Kürt kökenli insan var.
Ve de onlara bir karışan yok.
Neden Batman'a gitmiyorsun?
-Ben istediğim yerde yaşarım, bana kimse karışamaz.
Tartışma, sertleşmeye dönerken odanın kapısı açıldı,
Cevdet Akvan Hocamız bizi içeri davet etti davet etti.
Kısacık bir bekleme molasında yaşanan bu tartışma,
Çözüm sürecinin bizi getirdiği noktadır
Hayallerdeki Kürdistan, gerçeğe dönmek üzere.
Ne de olsa SARI ÖKÜZÜ ARTIK verdik.
