GARİBANIN KATIĞINI KATLETTİLER
Kimi, "Gevrek"der.
Kimi, "Çıtır ".
Garibanın azığı.
Zenginin nostalji katığıdır.
Susamı çoktur.
Yemeyen yoktur.
Tazesini can çeker.
Yanında peynir iyi gider.
Fukara;
Peynirin ucuz ve akışkanını yer.
Üçgen peyniri açarken yarısını heba eder.
Zengin;
Çıtıra, eski kaşar peynirini eş eder.
Her ilde.
İlçede.
Hatta mahallede üretilir.
Malzemesi aynıdır.
Üretimi farklıdır.
En makbul olanı; yuvarlak olandır.
Pekmeze batırılanı.
Susamsızı.
Yağsızı.
İnce uzun ve düzü.
Örgü yapılanı... Vardır.
Yeni moda olanı;
İçi kaşar peynirli.
Beyaz peynirli,
Sucuklu.
Zeytinli olanıdır.
Parmak izi gibi, her fırının ürettiğinin tadı farklıdır.
Okul önünde.
Duraklarda.
Stadyum önünde, bazen camekânlı arabalarda.
Bazen de baş üstünde tahta tepsiler içinde satılır.
Vapura binerken mutlaka alınır.
Köprü üzerinde.
Trafikte satılanlarda hijyen aranmaz.
Aransa da bulunmaz.
Toza, toprağa bulunan gevrek, elle servis yapılır.
Temizliği tartışma götüren naylon içinde araçlara dağıtılır.
Sıkışık trafikte kazınan midelere ilaç için alınır.
Fiyatı;
İline.
Semte.
Fırınına.
Fırıncısına,
Trafik sıkışlığına göre değişir.
Bir de, lezzet veren susamın fiyatına(!)
Parayı, kan emici simsar kazanır.
Susam fiyatı zamlanır.
Aracının biti kanlanır.
Zamdan nasibini alamayan çiftçi hayıflanır.
Simit, fakirin kebabıydı.
1 liraya, sabah kahvaltısı.
Öğlen yemeği.
Ara öğünü, tam öğünüydü.
Susamın fiyatı 10 liraya fırladı.
(Abartma aslında kilosu5 lira)
Simide yüzde 50 zam yapıldı.
Fakire.
Öğrenciye.
Ameleye...
Lüks menüye girdi.
Simit, borsada işlem görüyor olsaydı, fiyat grafiği çok sert eğriler çizerdi.
Kardan hissedarların cüzdanları şişerdi.
Şişme, borsada değil.
Fırında gerçekleşti.
Bir simit 1, 5 lira oldu.
Yiyene afiyet olsun.
Susam zammı diye simit fiyatını uçurana da yuh olsu
